|
angel
|
 |
« : Ekim 23, 2007, 03:07:43 ÖS » |
|
Birçok insan kavak ağaçlarının allerjik şikayetleri çok fazla artırdığını düşünür. Ama bu doğru değildir. Neden mi? Açıklayalım:
1. Kavak polenleri nadiren allerjiye neden olur.
2. Kavak polenleri, tüm ağaç polenleri içinde çok az bir oranı oluşturur.
3. Kavak polenleri bölge ve iklime göre değişmekle birlikte, genellikle Mart ayının son 2 haftası ile Nisan ayının ilk haftasının sonuna kadar olan kısa bir dönemde bulunur.
4. Kavakları yaydığı pamukçuklar polen değil, dişi kavakların tohumlarını uzaklara taşıyan paraşütlerdir.
5. Kavak pamukçuklarının havada yoğun olduğu dönemde, aynı zamanda diğer ağaç ve ot polenleri de yoğundur. Ama polenler gözle görülemediği için, kavak pamukçukları sorumlu tutuluverir.
"İÇİMİZ DIŞIMIZ ALLERJİ OLDU, YETER ARTIK !" diyenlere kavaklar üzerine 'ALLERJİ DIŞI' birkaç söz...
Uzun Kavak Ne Gidersin Engine,
Yaprakların Benzemiyor Rengine,
Anne Beni Verecek Misin Dengime?
Türkünün Yöresi: Kırklareli, Türkünün Kaynağı & Mahlası: Vasfiye Çember
Bir zamanlar Anadolu'nun birçok köyünde çocuklar doğduğunda çeyizlik olarak kavak ağacı dikilirmiş. Çocuk büyüdükçe kavaklarda büyür, evlilik çağına geldiğinde ise kavaklar da kesilebilecek yaşa gelirmiş.
Böylece evlenme çağına giren gençler evlendirilecekleri zaman bu kavaklar kesilir, elde edilen gelirle de çeyizi alınırmış.
Balık kavağa çıkınca...
Türkçemizde yerine getirilemeyecek vaatleri anlatmak, ya da olabilme (!) zamanını vurgulayabilmek için “balık kavağa çıkınca...” denilir. Balığın kavak ağacına çıkması nasıl imkansız ise, bu tür vaadlerin gerçekleşmesinin de öyle imkansız olduğu anlatılmaktadır. Ama bu deyimdeki kavak sözünün kavak ağacıyla ilişkisi yoktur. Burada anılan kavak, İstanbul’da bulunan 'Kavak' semtleridir: İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan noktasında iki yerleşim alanı vardır. Bunlardan Asya’dakine Anadolu Kavağı, Avrupa’dakine de Rumeli Kavağı denilmektedir.
“Kavak”lar çok rüzgârlı ve akıntılı olduğu için burada balık avlamak imkansız gibidir. Hatta bu bölgede balık da fazla eğleşmez ve burada balık tutulup karaya çıkarılamaz.
Bir tarihte, balık alırken 2 kuruşluk fiyatı çok bulup fiyatı yarıya indirmesini isteyen müşteriye balıkçı, bir imkansızın olurluğunu beklemesi gerektiği anlamında şöyle demiş: 'Senin dediğin fiyat, ancak balık kavağa çıkınca olur.'
Bu deyim İstanbul civarında türemiş; ama zamanla diğer şehirlere de yayılınca, İstanbul’daki bu semtleri bilmeyenler tarafından 'Kavak' adı kavak ağacı gibi anlaşılmış ve ‘Balık Kavağa çıkınca’ deyimi de kayak ağacıyla ilişkilendirilmiştir.
Yeşil teknoloji !
Kavak odunun içinde bulunan suyun zamanla odundan ayrılmasıyla, su dolu hücrelerin şekillerini kaybetmesi, kereste şeklinin de değişmesine neden olmaktadır.
Bu özellik, ilk çağlarda taş blokların kesilmeside kullanılıyormuş:
Madenlerde bulunan mermer, granit gibi değerli taş blokları incelenerek çevrelerindeki çatlaklar belirleniyor, daha sonra dinlendirilmiş ve içindeki su miktarı azaltılmış kavak odunları bu çatlaklara sokulup iyice çakılıyor ve bu çatlaklar su ile dolduruluyormuş.
Dinlendirildiği için bünyesindeki suyu kaybetmiş olan kavak odunları, ortamdaki suyu içine çekerek şişiyor, hacimleri genişleyen kavak odunları içinde bulundukları çatlağa büyük bir basınç uygulayarak bulundukları kısmın ana bloktan ayrılmasını sağlıyormuş!... Başında kavak yelleri esiyor...
Kavağın yaprakları diğer ağaçlardan farklıdır. Ağaçların yaprakları dallara genellikle yatay bir sap ile bağlanırken, kavak ağacının yaprakları ise dikey bir sapa sahiptir. Bu yüzden, çok hafif bir rüzgarda bile kavak yaprakları sallanmaya başlar.
Bu durumdan güzel bir deyiş türemiştir: Genç ve tecrübesiz yaşlarda, en küçük bir esintiden kavak yaprakları gibi etkilenerek sallanmayı ve aklına estiği gibi sorumsuzca hareket etmeyi “başında kavak yelleri esiyor” diye tanımlarız...
ALLERJİYE GERİ DÖNELİM:
Kıymayın kavaklara...
En hızlı büyüyen ağaçlardan biri olsa da, bir kavak fidesinin ağaç haline gelmesi yıllar sürer.
Çevreyi kirleten o kadar çok etken varken, kavak pamukçuklarına birkaç hafta göz yumsak ne olur?
|