Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Eylül 08, 2008, 02:30:44 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: tüm allerjik hastalıklar  (Okunma Sayısı 78 defa)
angel
Global Moderator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5148


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 23, 2007, 03:49:21 ÖS »

Allerjik Rinit
Her yaş grubunda sık görülen kronik bir hastalıktır. Allerjen ile karşılaşma sonucu burunda akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanıklık şeklinde yakınmaların oluştuğu hastalık tablosudur. Hastalığın isminden de anlaşılacağı gibi kişinin bir allerjene duyarlı olması ve bu allerjen ile karşılaşmanın o kişide nezle yakınmaları oluşturması gerekir. Burunda akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanma her türlü nezlenin bulgusu olabilir. Nezlesi olan bir kişide allerjik nezle teşhisinin konulabilmesi için hem allerjik olunan bir allerjen, hem de bu allerjenin nezle yakınmalarına yol açtığının gösterilmesi gerekir. Aksi durumda allerjik nezle tanısı konamaz.

Bazı hastalarda hastalık belirtileri tüm yıl boyunca mevcutken, diğer bir grupta sadece polen mevsimi olan ilkbaharda ortaya çıkar.

Neden önemli?

Allerjik nezle burunda neden olduğu yakınmalar ile iş ya da okul başarısının düşmesi, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon bozukluğu, uyku bozuklukları gibi yakınmalar ile yaşam kalitesinde bozulmalara yol açabilir. Ancak en önemli konulardan biri de her üç allerjik nezle hastasından birinde astım gelişmesidir. Allerjik nezlenin ayrıca sinüzit, orta kulak iltihabı ve astım hastalığının kötüleşmesi gibi etkileri de olabilmektedir.

Genetik mi çevresel mi?

Tüm allerjik hastalıklarda olduğu gibi allerjik nezlenin gelişmesindeki en büyük risk faktörü o kişinin ailesinde allerjik hastalıkların olması, yani kişinin allerjik bir bünyesinin olmasıdır. Son 20 yılda, özellikle batı ülkelerinde, allerjik hastalıkların iki kata varan oranlarda artmış olması, çevresel faktörlerin de rolü olduğunu düşündürmektedir. Ancak bugüne kadar çevremizdeki binlerce faktörden hangisinin veya hangilerinin buna neden olduğu henüz gösterilememiştir. Sigara, egzoz dumanı, hava kirliliği, giderek daha hijyenik ortamlarda yaşamamızın rolü olabileceğine yönelik kanıtlara ulaşılmıştır.

Allerjik nezleden en sık sorumlu olan allerjenler polenler, ev tozu akarı ve hayvanlardır. Bunların yanı sıra bazı mantarlar, hamam böceği ve nadiren de gıdalar allerjik nezleden sorumlu olabilir. Ülkemizde en sık görülen allerjik nezle nedeni polen allerjisidir ve polenlerden de en sık allerjiye neden olan çayır polenleri, yani çim polenidir. Hayvanlardan ise en sık allerji yaptığı bilinen kedidir.

Allerjik nezle tedavi edilebilir mi?

Mevcut tedaviler, hastalığı kontrol altında tutarak hasta kişinin sağlıklı kişiler kadar kaliteli yaşam sürmesine olanak sağlar. Ancak allerjik nezleyi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi şekli henüz mevcut değildir.

Tedavide ilk aşama allerjenden sakınmaktır. Bu etkili bir yöntem olmakla birlikte uygulaması her zaman mümkün olmamaktadır. Bu durumda hastalık ilaçlarla kontrol altına alınır. Hekimler hastalığın şiddeti, hasta yaşı, kolay kullanılabilirliği ve maliyet gibi faktörleri göz önünde tutarak her hasta için özgün tedaviler önerirler. Hem allerjenden sakınma hem de ilaç tedavilerinin önerilen şekilde uygulanması ile hastaların büyük çoğunluğunda yakınmalar giderilebilir ve hastanın yaşam kalitesi artırılabilir. Bu müdahalelere karşın yeterli cevap alınamayan küçük bir hasta grubunda ise hastaların çoğunlukla “aşı” olarak adlandırdıkları, ”immünoterapi tedavisi” uygulanabilir.



Astım
Astım, solunum yollarının ataklarla seyreden kronik bir hastalığıdır. Astımda solunum yollarının şişmesi, solunum yolunu çevreleyen kasların kasılması ve sekresyonlardan oluşan tıkaçlar nedeniyle havanın akciğerlere girip çıkması engellenir. Hastalar, ataklar arasında kendilerini iyi hissederler. Ataklar sırasında öksürük, göğüste sıkışma hissi, solunumda hızlanma, hırıltı ve nefes darlığı olur. Astımlı hastalar çevredeki birçok maddeye, astımlı olmayanlara göre daha duyarlıdır. Bu uyarılar hastalarda hırıltı ve öksürüğe yol açar.

Astım çocukluk çağının en sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Ülkemizde her 10–15 çocuktan birinde astıma benzer bulgular vardır.

Kalıtsal bir hastalık

Astım bazı irsi faktörlerin ve çevre faktörlerinin etkisiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Ailesinde allerjik hastalık olanlarda astım görülme olasılığı daha fazladır. Bir ebeveyninde astım ve allerji öyküsü olan çocukta astım riski %33, her iki ebeveyninde astım ve allerji öyküsü olan çocukta astım riski %60’tır.
 
Astım, allerji veya allerjik bir neden olmaksızın da görülebilir. Çocuklarda astımın %80’i allerjik nedenlere bağlıdır. %20’sinde ise allerjik bir etken gösterilemez. Erişkinlerde ise allerjik bir nedenin gösterilemediği astımlı vaka oranı çok daha yüksektir. Alerjik astımlılarda polen, hayvan tüyleri ve bazı gıdalar astım atağına neden olabilir.

Tedavi

Temel amaçlar, spor dahil normal yaşantının devam ettirilmesini sağlamak ve reçetelenen ilaçlarla atakları önlemektir. Bunun için erken dönemde hekime başvurarak hastalığa tanı konulması sağlanmalı ve tedaviye mümkün olan en kısa sürede / erken dönemde başlanmalıdır. Astım kısa sürede gelip geçen bir hastalık değildir. Bu nedenle hastanın yakınması olmasa da düzenli doktor kontrolü gereklidir.

Astım tedavisinin üç ana prensibi vardır. Bunlar korunma tedavisi, ilaç tedavisi ve bu yöntemlerle yanıt alınamayan seçilmiş bir hasta grubunda aşı tedavisidir.

Korunma tedavisi en basit ve en önemli tedavi şeklidir. İlaç gereksinimini de azaltır. Hastalar solunum yolunu tahriş eden maddelerden ve allerjenlerden sakınmalıdır. Kuvvetli kokular, ev temizlik maddeleri, kömür tozu, sigara dumanı, hava kirliliği gibi çevresel maddeler de solunum yolunu tahriş ederek astım yakınmalarının başlamasına veya artmasına neden olurlar. Bu nedenle astımlı hastalar sigara ile temastan, hava kirliliğinden, grip ve soğuk algınlığından, solunum yolunu tahriş eden maddelerden ve en önemlisi allerjenlerden korunmalıdır.

Bazı allerjenlerden tam olarak sakınmak olası değildir. Bunların başında bitki / ağaç polenleri gelir. Polen allerjisi olan hastalar, polen mevsiminde ev dışında az zaman geçirerek, evlerini kontrollü havalandırarak, polen zamanından önce hekim tarafından önerilen ilaçlarla kendilerini koruyabilirler.

Evlerimizde baş etmekte sıklıkla zorlandığımız hamamböcekleri, astıma yol açan en önemli allerjenlerdir. Bu nedenle etkin mücadele gereklidir.



Allerjik Cilt Hastalıkları
Ciltte kızarıklık, şişlik, kaşıntı, kabarıklık, kabuklanma gibi belirtiler allerjik bir hastalığın işareti olabilir. Bu belirtiler genellikle bağışıklık sisteminin allerjik cevabı (reaksiyonu) nedeniyle gelişir. Allerjik cilt hastalıkları çok farklı görünüme sahip olabilirler ve farklı nedenlerle ortaya çıkarlar.

Atopik dermatit (egzema): Ciltte kaşıntı, kızarıklık, kuruluk ve pullanma oluşturan, süreğen ve tekrarlayıcı bir hastalıktır. Kişiden kişiye bulaşmaz.

Atopi, kişinin allerjik reaksiyon gelişimine eğilimli olmasıdır ve genellikle ailesel bir özelliktir. Atopik dermatiti olan bir kişide ilerleyen yaşlarda astım ve allerjik nezle gibi diğer atopik hastalıklar ortaya çıkabilir.

Çocuk büyüdükçe ve erişkin yaşlarda egzema boyun, eller, dirsek iç yüzü ve diz arkasında görülmeye başlar. Kaşıma ve sürtme nedeniyle cilt kuru ve pullu bir hal alır.

Nedeni bağışıklık sisteminin dengesiz çalışmasıdır. Bağışıklık sisteminin bir bölümü aşırı aktivite gösterirken, bir bölümü yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle tekrarlayan cilt enfeksiyonları da görülmektedir.

Hastalığı tetikleyen özgül (besinler, çevresel allerjenler gibi) veya özgül olmayan etkenler vardır. Bu etkenler belirtilerin ortaya çıkmasına ya da kötüleşmesine neden olur.
Hastaların en belirgin şikayeti ciltte kaşıntı ve hassasiyettir. Kaşıntı gün boyu olabilirse de akşamları ve geceleri artar. Bu nedenle hastaların uyku düzeni bozulabilir.

Ne Yapmalı?
Cilt yüzeyi nemlendiriciler ile korunmalı
Kurutmayan (sindet türü yüzey aktif temizleyiciler) sabunlar kullanılmalı
Ilık su ile duş alınmalı
Sıkmayan pamuklu giysiler kullanarak yün ve naylon giysilerden kaçınılmalı
Yıkama sırasında yumuşatıcı kullanmamalı ve iyi durulamalı
Sıcak havalarda klima kullanılmalı
Semptomlara neden olan allerjen ve diğer faktörlerden kaçınılmalı
Tırnaklar kısa tutulmalı, uyurken pamuklu eldiven ve çorap giyilmeli
Güneşte fazla kalmaktan kaçınılmalı
Stres kontrol edilmeli
Ne Yapmamalı?
Cildi kurutan sabun ve kimyasallar kullanılmamalı
Cildi tahriş eden kimyasallar veya alkol içeren kozmetikler kullanılmamalı
Aşırı soğuk, sıcak, nemli veya kuru ortamda bulunulmamalı
Güneşte kalınmamalı
Çok sık duş alınmamalı
Duş alırken sabun, lif veya fırça kullanılmamalı
Duş alırken her defasında sabun yerine temizlik için sindet türü yüzey aktif temizleyiciler kullanılmalı
Ürtiker: Kurdeşen olarak da adlandırılan, etrafı kızarık ortası soluk, yüzeysel ve kaşıntılı cilt döküntüleridir.

Ürtikerde döküntü birden başlar. Kaşıntılı, ciltten kabarık, 2 milimetreden 30 santimetreye kadar ulaşabilen değişik boyutlarda ve şekillerde döküntüler söz konusudur.

Plak şeklindeki bu döküntüler genelde 20 dakika ile 3 saat arasında sürüp, iz bırakmadan kaybolur ve ardından başka bir bölgede yeniden çıkar.

Başlıca iki tipi vardır. Her iki tipte de döküntünün görünümü aynıdır. Sadece görülme süreleri farklıdır.

Akut Ürtiker: Plakların en fazla 6 hafta süreyle görüldüğü durumdur. Genelde bu süre sonunda kendiliğinden düzelmekle birlikte lezyonların olduğu dönemlerde ilaç tedavisi gerekir. Yetişkinlerde en sık görülen akut ürtiker nedeni ilaç reaksiyonlarıdır. Fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler ve diğer gıdalar da ürtikere neden olabilir.

Kronik Ürtiker: Bu döküntülerin en az 6 hafta süreyle her gün veya bir iki gün arayla ortaya çıktığı tablodur. Daha çok erişkinlerde görülür.

Kronik ürtikerli hastaların dikkat etmesi gerekenler:

Genel olarak kaba, sıkı ve yünlü giysiler giyilmemeli;
Ortam çok sıcak olmamalı;
Aspirin ve benzer ilaçlardan ve salisilat içeren besinlerden kaçınılmalı;
Stresten uzak durulmalı;
Sıcak suyla duş alınmamalı;
Soğuk ürtikeri olan kişiler yalnız yüzmemeli, soğuk bir ortama kontrollü
olarak girmeli;
Güneş ürtikerinde güneşten koruyucu kremler kullanılmalı;
Eğer hasta çocuksa okuluna hastalığı ile ilgili bilgi verilmelidir.
Anjioödem: Ürtikeri oluşturan etken eğer cildin daha derin tabakalarını etkilerse anjioödem denen tablo ortaya çıkar. Cildin göz çevresi, ağız, genital bölge gibi gevşek bölgelerinde ortaya çıkan, sınırları belirsiz doku şişliği şeklindedir. Ürtikerle birlikte veya tek başına ortaya çıkabilir. Anjioödemde kızarıklık ya da kaşıntı yoktur; şişkinlik ve ağrı vardır.

Kontakt dermatit: Bazı maddeler ciltle temas ettiklerinde döküntüye neden olurlar. Bu tip döküntüler kontakt dermatit olarak adlandırılır. Bu döküntülerin bir kısmı bağışıklık sisteminin temas edilen maddeye alerjik reaksiyon geliştirmesi nedeniyle oluşurken, çoğunlukla allerjik olmayan ancak irritasyon nedenli olarak döküntüler ortaya çıkar.

İrritan kontakt dermatit, kaşıntılı olmaktan çok ağrılıdır. Tipik olarak allerjik reaksiyona neden olan maddenin cilde temas ettiği bölgede döküntü yapar. En sık rastlanan neden deterjanlardır. Bu nedenle hastalık çoğunlukla ellerde görülür. egzeması olan kişilerde kontakt dermatit gelişme riski daha yüksektir. Kimyasal maddeyle teması takip eden dakikalar içinde gelişir.

Allerjik kontakt dermatitte ise kaşıntılı, kızarık bir kabarıklık söz konusudur. Bu durumu en iyi anlatacak örnek, bir bitkiyle temas sonrası birçok kişinin başına gelmiş olan döküntüdür. Allerjik reaksiyona neden olan bazı bitkilerde bulunan “urusiol” adlı maddedir. Reaksiyon teması takip eden 24–48 saat sonra gelişir. Tedaviye rağmen tam olarak düzelmesi 14–28 gün sürebilir.

Nikel, kozmetikler, parfümler, saç boyası, lateksten üretilmiş giysiler / eşyalar da allerjik kontakt dermatite neden olabilirler. Bazen de cilde sürülen birtakım pomat ve krem formunda ilaçlar bu tip reaksiyona neden olabilirler.



Besin Allerjileri
Besin allerjileri bağışıklık sisteminin özel bir grup besine karşı allerjik reaksiyon geliştirmesidir. Polen, ev tozu, küf gibi solunum yolu allerjenlerine karşı duyarlı olan çocuklarda besin allerjisi gelişme riski daha yüksektir. Atopik dermatiti olan çocukların %35 kadarında besin allerjisi de vardır.

Çocuklarda besin allerjilerinin %90’ından 7 besin sorumludur:

Süt
Yumurta
Soya
Yerfıstığı (amerikan fıstığı)
Buğday
Balık/balık yağı
Ceviz gibi ağaçta yetişen kabuklu yemişler.
Yumurta, süt ve soya allerjileri genellikle çocukluk çağından sonra devam etmez. Ancak diğerleri yetişkinlikte de devam ederler.

Besin allerjilerinde ispatlanmış tek tedavi, allerjik olunduğu bilinen gıdanın tüketilmemesidir.

Belirtiler

Ciddi bir besin allerjisi anafilaksi olarak adlandırılan, vücuttaki çok sayıda sistemi etkileyen ve ani gelişen bir reaksiyon olabilir. Çocuklarda anafilaksi gelişiminin en önde gelen nedeni besin allerjileridir. Nefeste daralma, göğüste sıkışıklık, öksürük, dilde şişme, bilinç düzeyinde değişiklik gibi belirtiler olursa acil müdahale için bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.

Besin allerjileri anafilaksi dışında ciltte döküntü, kaşıntı, kabarıklık, burun tıkanıklığı, kaşıntısı, akıntısı, hapşırma, gözlerde yanma, kaşıntı, bulantı, kusma, kramp tarzında karın ağrısı, ishal gibi sindirim sistemine ait şikayetler, dudak, dil, damak, boğazda şişme, kaşınma ve karıncalanma gibi belirtilere neden olabilir.

Besin allerjisi olan kişiler hazır gıdaların etiketlerini dikkatle okumalı ve içeriklerini kontrol etmeden tüketmemelidirler.


Anafilaksi
Anafilaksi, vücutta yaygın ve ciddi bir allerjik reaksiyondur. Nefes almada zorluk, bilinç kaybı hatta ölümle sonuçlanabilir. Anafilaksi acil tedavi gerektiren bir durumdur. Sonrasında ise bir allerji immünoloji uzmanının takibi gerekir.

Anafilaksi belli maddelere karşı şiddetli allerjisi olan bazı kişilerde, o maddeyle temas sonrası gelişir. Anafilaksiye en sık neden olan maddeler; besinler, ilaçlar ve böcek sokmalarıdır.

Nasıl gelişir?

Anafilaksinin oluşumundaki faktörler diğer allerjik hastalıklarla benzerdir. Bağışıklık sistemi, allerjen olarak adlandırılan belli maddelere karşı duyarlılık geliştirmekte ve antikor üretmektedir. Allerjenle temas sonrası bu antikorların etkisiyle mast hücreleri histamin gibi kimyasal aracı maddeler üretmektedirler. Bu aracı maddeler, allerjik belirtilerin ve anafilaksinin gelişiminden sorumludur.

Anafilakside allerjik yanıt tüm vücudu etkiler. Yani allerjenin vücutla temas ettiği bölgeden çok farklı bölgeler ve vücut sistemlerine ait belirtiler görülür (Örneğin besin allerjisinde yenilen bir gıdanın sindirim sistemi dışında solunum güçlüğü, kaşıntı, bilinç kaybına neden olması).

Anafilaksi belirtileri hafiften, ölümcül olabilecek kadar farklı şiddette ortaya çıkabilir. Anafilaksi aşağıdaki belirtilerin ayrı ayrı ya da birlikte görüldüğü bir tablodur:

Cilt: Kabarıklık, şişme, kaşıntı, ısı artışı, kızarıklık, döküntü


Solunum: Hırıltılı nefes alıp verme, nefes darlığı, boğazda sıkışıklık hissi, öksürük, boğuk ses, göğüs ağrısı, sıkışıklık hissi, burun tıkanıklığı, akıntısı, saman nezlesi benzeri belirtiler, yutmada güçlük


Mide: Bulantı, ağrı, kramp, kusma, ishal, ağızda / boğazda kaşıntı


Dolaşım: Soluk-mavi renk, nabızda zayıflama, bayılma, sersemlik hissi, tansiyon düşüklüğü, şok


Diğer: Kaygı, ölecekmiş gibi hissetmek, gözlerde kızarıklık, kaşınma, sulanma, baş ağrısı, rahimde kasılmalar
Bu belirtiler kalp krizi, panik atak gibi farklı hastalıklar nedeniyle de gelişebilir. Bu şikayetler hissedildiğinde acil olarak tedavi için bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ya da ambulans çağırılmalıdır. Anafilaksi tedavisine ne kadar erken başlanırsa, çok ciddi bir tabloya neden olmadan engellenmiş olur.
Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Salk ve Tp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!