Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Eylül 07, 2008, 04:45:53 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Anne baba ve İletiÅŸim  (Okunma Sayısı 52 defa)
hemsireler
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5273


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Eylül 24, 2007, 10:10:27 ÖS »



Anne-baba ve çocuk arasındaki iletişim yalnızca bilgi alışverişi anlamına gelmez. Bu ilişkide, aynı zamanda karşılıklı duygu ve düşüncelerin aktarımı da söz konusudur. İletişim denilince çoğu insanın aklına konuşmak gelir. Oysa ki burada konuşmaktan daha önemli olan ve belki de en zor öğrenilen şey dinlemektir.

Anne-baba ve çocuk arasındaki iletişimin ilk temelleri bebeklik döneminde atılır. Bebeğin kendilerine gülümsediğini gören anne ve baba da ona gülümseyerek ve konuşarak karşılık verirler. Bu bebeği daha da mutlu eder. İyi gözlemci olan ve bebeğin diyalog isteğini fark eden anne-babalar bu konuda daha başarılı olurlar. Anne-baba ve çocuk arasındaki mesaj alışverişi yalnız konuşulan sözcüklerle sınırlı kalmaz, onların ötesinde anlamlar taşır. Karşılıklı bilgi alışverişinden başka duyguları da paylaşırlar ve birbirlerine destek olurlar. İyi iletişim kurmayı başarabilen aileler yaşamlarındaki acı-tatlı tüm olayları ve sorunları paylaşmayı bilen ailelerdir. İyi iletişim kurmak için çocukla yalnızca konuşmak yetmez; aynı zamanda, ona hareketlerle duyguların da hissettirilmesi, yani vücut dilinin de kullanılması gerekir. Bu da zamanla öğrenilebilen bir durumdur.

Çocuk, iletişimi de genellikle anne-babadan öğrenir. Kendi anne ve babası küçükken ona nasıl davrandılarsa, onlar da çocuklarına genellikle benzer biçimde davranırlar. Ancak ne yazık ki, çoğu zaman anne-babaların çocuklarına bu konuda iyi bir örnek olabildiklerini söylemek zordur. Anne-baba belirli aralıklarla çocuklarıyla kurdukları iletişimi değerlendirmeli ve özeleştiri yapmalıdır. Kendi anne-babalarının olumlu ve olumsuz yönlerini anımsamalı ve bunların kendileri üzerindeki yansımasını bulmaya çalışmalıdır. Böylelikle karşısındakini dinlememe ve yapıcı değil kırıcı tarzda eleştirme gibi kötü huylarını daha kolaylıkla bırakabilir. Eğer bu yapılabilirse anne-babalar çocuklarıyla daha iyi bir iletişim kurmakla kalmaz, aynı zamanda onlara iyi bir örnek de olurlar.

Anne-babanın okul çağındaki çocuklarıyla iletişiminde çok sık yaptığı
bazı hatalar vardır.
   Emrivaki konuÅŸmak "Bunu söylediÄŸim gibi yapacaksın, yoksa..."
 
 Ders vermek "Ben çocukken senin yaptığın iÅŸin iki katını yapardım."
 
 EleÅŸtirmek "Bugün her ÅŸeyi berbat yapıyorsun."
 
 Alay etmek "Bu yaptığın çok aptalca bir ÅŸeydi."
 
 Küçük düşürmek "Senin yaşındaki bir çocuÄŸun bunu bilmesi gerekir."
 


Çocukla iletişim kurarken ona olumlu bir bakış açısıyla yaklaşılmalı ve gerektiğinde onurlandırılmalıdır. Örneğin, "Bugünkü matematik ödevlerini çok güzel çözdün." gibi takdir söylemleri kullanılabilir. Ancak bunu yaparken, anne-baba onu 'kendi görmek istediği biçimde davrandı' diye yapmamalıdır. Onun etkinliklerine çok karışmadan, onu olduğu gibi kabul ettiğini göstermelidirler. Örneğin, resim yapmakta olan bir çocuğa hangi boyaları karıştıracağını göstermek yerine, karışmadan onu izlemek çocukta doğru şeyler yaptığı hissi uyandıracaktır.

İyi bir iletişimin koşulu: Dinlemesini bilmek

Çocukla iyi bir iletişim kurabilmek için ondan gerekli mesajların alınması gerekir. Bu da ancak dinlemekle sağlanır. Anne-baba iyi bir dinleyici olabilirse çocuk için de iyi bir model oluşturacaktır.

Aktif dinleme, iletişimin önemli bir parçası olup, iletişim kanallarının açık tutulmasıdır. Bir başka deyişle, anne-babanın çocuğun duygu ve düşüncelerini söyleme isteğini fark etmesi ve onu dinlemeye hazır olduğunu belirtmesi anlamındadır.

Aktif bir dinleyici olmak için şunlara dikkat edilmelidir:
   Dinlemeye yeterince zaman ayrılmalıdır. Çevrede dikkati dağıtacak etmen olmamalıdır. AkÅŸam yemeÄŸi sırasında ya da yatmadan önce genellikle konuÅŸma için en uygun zamanlardır.
 
 
 Anne-baba konuÅŸma sırasında kendi düşüncelerini bir kenara bırakıp çocuktan gerekli mesajları almaya çaba göstermelidir. Bunun için tüm dikkatlerini ona vermeli, kendilerini bir an için onun yerine koyarak onun hissettiklerini anlamaya çalışmalı ve onun düşüncelerine deÄŸer verdiklerini hissettirmelidirler.
 
 
 Ã‡ocuÄŸu dikkatle dinleyip onu anladıktan sonra, biraz daha yumuÅŸak bir söylemle aynı ÅŸeylerin çocuÄŸa yinelenmesine yansıtmalı dinleme yöntemi denir. Fakat, bu çocuÄŸun söylediklerini papaÄŸan gibi yinelemek biçiminde olmamalıdır. ÇocuÄŸun söylediÄŸi ÅŸeylerin her zaman tam ve doÄŸru mesajlar olmayabileceÄŸi ve bunların altında yatan deÄŸiÅŸik korku ve endiÅŸelerin olabileceÄŸi akılda tutulmalıdır. Bu duyguları sözcüklerle belirtmek için konuÅŸma arasına girilerek "sanki bana biraz korkmuÅŸsun... üzgünsün... kızgınsın ... gibi geldi" gibi cümlelerle altta yatan duygular öğrenilebilir.
 
 
 Ã‡ocukla konuÅŸurken göz teması çok önemlidir. Onun söylediklerine ilgi gösterildiÄŸini belirtmek için arada bir baÅŸ sallayarak onaylamak ya da "evet.. anlıyorum... yaaa" gibi karşılıklar vermek çocuÄŸun konuÅŸmasını sürdürmesini destekleyecektir.
 
 
 Anne-babalar kendi beklentileri ya da düşüncelerine uymasa bile çocuÄŸun konuÅŸmasını kesmeden, sabırla ve eleÅŸtirmeden dinlemelidir.
 
 
 Ã‡ocuÄŸun karşılaÅŸtığı sorunları kendisinin çözmesi için ona fırsat tanımalı, bu yönde yüreklendirmeli, ancak uygun biçimde ona yol da göstermelidir.
 


Anne-baba aktif dinlemeyi öğrendikçe çocuğun duygularını daha iyi anlayabilecek ve aralarında sıcak bir köprü kurulacaktır. Çocuk kendi sorunlarını kendisi çözdükçe, duygu ve davranışlarını daha iyi denetleyecek ve başkalarını da daha iyi dinlemesini öğrenecektir. Çocuk karşısındakini dinleme alışkanlığı kazandıkça, zaman zaman bu davranışı için güzel sözlerle onurlandırılmalı, hatta küçük hediyelerle ödüllendirilmelidir. Anne-babanın kendisinin de aktif olarak dinleyip dinlemediğini anlamasına yarayan bazı ipuçları vardır. Eğer anne ya da baba konuşmadan sıkılmış, dikkati dağılmış, çocuk yerine başka yerlere bakıyor ya da çok zaman yitirdiğini düşünmeye başlamışsa o sırada aktif olarak dinlemiyor demektir.

Çocuklarla konuşma yöntemleri

Anne-baba çocukla konuşurken ona karşı yargılayıcı ve suçlayıcı olmamalı, olumlu bir diyalog kurmaya çalışmalıdır. Bu diyalog, çocuğun herhangi olumsuz bir davranışını düzeltirken "sen" mesajı yerine "ben" mesajı kullanılarak sağlanabilir.

Aşağıda bir kaç "ben" mesajı örneği verilmiştir:

-Okurken daha çok sessizliğe gereksinimim var.

-Masamı en son kullanan toplamadığı için aradığım şeyleri bulamıyorum.

-Çok yorgunum, mutfağın toplanması için yardıma gereksinimim var.

"Ben" mesajları, aslında "sen" mesajları ile aynı şeyleri söylemesine karşın, tehdit içermediğinden, çocuk tarafından daha kolay kabul edilecektir. Böylece, örneğin babasına "sesimin seni rahatsız ettiğini fark etmedim" ya da annesine "yorgun olduğunu söylemen iyi oldu, sana yardım edeyim" gibi yanıtlar verecektir.

"Sen" mesajlarına örnek:

-Bir daha bunu sakın yapma.

-Beni çok kızdırıyorsun.

-Neden dikkat etmiyorsun?

Bu mesajlar daha bir çocuğa yönelik olduklarından, çocuk kendini savunmak zorunda hissedecek, o da benzer karşılıklar verecek ve böylece de etkili bir iletişim olanağı ortadan kalkacaktır.

Bundan daha da kötüsü çocuğu küçük düşürücü konuşma biçimidir. Eğer çocuğa sürekli olarak onun kötü, aptal ve düşüncesiz olduğu biçiminde mesajlar verilirse, yalnız çocukluk döneminde değil, belleğinde o biçiminde yer ettiği için sonra ki yıllarda bile birey kendini o biçiminde algılayabilir ve toplumla olan ilişkilerinde zorluklar yaşayabilir.

Doğal olarak, her çocuk "ben" mesajlarını başlangıçta algılamayabilir ve bu yöntem yararlı olmayabilir. Bu durumda bile, belki başka bir biçimde ya da daha değişik bir ses tonuyla, "ben" mesajları verilmesi sürdürülmelidir. Çocuğa bu mesajları algılaması için biraz zaman tanımalıdır. Konuşurken ses tonunun verilmek istenen mesaja uygunluk göstermesi de çok önemlidir. Eğer anne ya da baba kendi sorunlarını konuşmaya yansıtırlarsa verilmek istenen mesaj tam algılanmayabilir.

Anne-baba, çocukların huylarına göre bazı ufak tefek değişiklikler olsa bile, bütün çocuklarına eşit davranmalı ve ayrım gözetmemelidir.

Anne-baba ile çocuklar arasındaki iletişim bozukluğunun olası nedenleri
   Verilmek istenen mesaj anne-baba ya da çocuk tarafından yanlış algılanabilir.
 
 Anne-baba ile çocuÄŸun huyları birbirleri ile uyuÅŸmayabilir.
 
 Anne-babanın konuÅŸma tarzı çocuÄŸun öfkelenmesine ve tepki göstermesine neden olabilir. ÖrneÄŸin, ortaokul çocukları bazen anne ya da babalarının sürekli yargılayıcı ve emrivaki konuÅŸtuklarından, kendilerini hiç anlamadıklarından ve konuÅŸmalarını ikide bir kestiklerinden yakınabilirler. EÄŸer böyle bir durum söz konusu ise, anne-babanın kendi konuÅŸma tarzlarını da tarafsız olarak gözden geçirmesi ve dinlemesini öğrenmesi yararlı olacaktır. Yoksa çocuk bu konuÅŸma biçimini baÅŸka kimden öğrenmiÅŸ olabilir?
 
 Ã‡ocukta kekemelik gibi düşüncelerini açıklamasına engel olan bir konuÅŸma bozukluÄŸu olabilir.
 
 Anne-baba ya da çocuÄŸun zihnini meÅŸgul eden düşünceler, endiÅŸeler ve stres iyi bir iletiÅŸim kurulmasını engelleyebilir.
 
 KonuÅŸmak için uygun bir zaman ve yer seçilmemiÅŸ olabilir. Okuldan yorgun olarak gelmiÅŸ çocukla sorunları konuÅŸmak yerine, çocuk yemek yedikten ve biraz dinlendikten sonra konuÅŸmak çok daha yararlı olur.
 
 KonuÅŸmak için kimsenin olmadığı, sakin bir yer seçilmelidir.
 


Sonuç ve Öneriler

"Çocuk uykuda sevilir" kuralını önceki kuşaklardan olan hemen herkes iyi bilir. Yoksa, çocuk şımarır ve babanın otoritesi sarsılır (!) Eski zamanlarda, çoğu ailede baba ile çocuk arasındaki diyalog (elçi!) anne tarafından sağlanırdı. Ülkemizin sanayi ülkesi olma yolundaki adımları, hızlı kentleşme ve medyanın önemli etkisi sonucunda eski büyük ailelerin yerini çekirdek aileler almakta, feodal dönemin özelliklerinden olan babanın mutlak otoritesinin sarsılması ile birlikte baba ile çocuk arasında da daha sıcak ilişkiler kurulmaktadır. Ama yine de çoğu ailede erişkinlere tanınan söz hakkı nedense bugün bile çocuktan esirgenmektedir. Birer anne-baba olarak çocukların bize saygılı davranmasını istiyorsak, bizim de onları saygıyla dinlememiz ve olayları bir de onların gözüyle bakarak onları anlamaya çalışmamız ve hekimler olarak da bunu tüm anne ve babalara anlatmamız gerekir.
Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!