Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Ağustos 21, 2008, 09:59:01 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Besinler ve diyet  (Okunma Sayısı 203 defa)
hemsireler
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5273


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Mart 13, 2008, 07:28:17 ÖS »


B itkisel yağlar : Zeytinyağ, soya fasulyesi, mısır özü, ayçiçeği
yağları, sert olmayan yağlar.
Lezzet veren baharat ve bitkilere izin vardır ama, tuzu az kullanın. Asla besinleri tavada yağda kızartmayın. Et ve av etlerini yapış­mayan tür tavalarda yağsız pişirebilirsiniz. Izgara da yapılabilir. Etleri fırında pişirebilir, haşlayabilirsiniz. Balık da fırında, ızga­rada pişirilebilir, ya da buğulaması yapılabilir. Sebze ve meyvalan kabil oldukça çiğ yemelisiniz. Pişmesi gerekiyorsa ya az suyla haşlayın, ya da çok az yağla fırında pişirin. Rejimlerin hepsinde şeker yasaktır. Çok gerekiyorsa içecekleri tatlandırmak için az miktarda bal kullanın.
Suyun değerini daha önce anlatmıştım. Günde en az 6 bardak su içeceksiniz. İstediğiniz kadar kahve ve çayı şekersiz, sütsüz olarak içebilirsiniz. Bazı rejimlerde süt bol bol verilmekte, bazılarında az verilmektedir. Bazı rejimler kaymaksız sütte ısrar ederken baş­kaları bunu bile yasaklamaktadır. Ben kaymağı alınmış yağsız süte taraftarım. Yağlı süt, kaymak konusunda dikkatli olmalısınız. Piyasada satılan meşrubata asla izin yoktur. Buna her tür gazoz, kolalı, şekerli içkiler dahildir. En iyisi, evde taze limon ve maden sodasıyla kendi içeceklerinizi yapmanızdır. Bu, vücuttaki fazla suyun atılmasına yardım eder, karaciğerin canlanmasını sağlar.
Alkol konusundaki kural sanıldığı kadar sert değildir. İnsan alkol yüzünden muhakkak şişmanlamaz. Az-çok içki içiyorsanız yine buna devam edebilirsiniz ama, miktarı iyice azaltmalısınız. İçkiden birden vazgeçmek sizde gerilim yaratacağı için daha fazla yeme­nize yol açabilir, sonuç da daha kötü olur elbette.
Rejimde alkolün karbonhidrat değerinde olduğunu düşünmeli­siniz. Ortalama 1 gram alkol 1,7 gram karbonhidrata eşittir. Alkol karbonhidratı daha ağır yakılır. Alkollü içkilerin çoğunda şeker vardır, dolayısıyla bunlardan kaçınmak gerekir: Bira, elma şarabı, likörler, seri, porto şarabı, tatlı, ağır şaraplar. Sek kırmızı, beyaz şaraplar uygundur. Cin, votka, rom, viski gibi sek içkilerden de içebilirsiniz. Doktorlar alkol konusunda da fikir birliğine varamamışlardır. Bazıları alkolün yağın parçalanmasına engel olduğunu, bazıları da damarları açtığı için vücudun daha fazla çalışmasını sağladığını, dolayısıyla metabolizmayı yükselttiği için yine vücudun alkolden alınan fazla kalorilerden daha fazlasını yaktığını idda etmekte-d irler.
Vitaminlerin kilo üzerinde böyle büyük bir etkisi yoktur. Kimse sadece vitaminlerle yaşayamaz. Oruç tutarken bile B ve C vita­minlerini almalıdır. Başka tür İlâveler tehlikeli olabilir. Makul bir zayıflama rejiminde ayrıca vitaminlere gerek yoktur. Bununla bir­likte, bazı doktorlar içinde her tür vitamin bulunan kapsüller ve­rerek E, C ve B Kompleks vitaminlerinin dozunu artırırlar. Bu iyi olabilir, fakat insanın günlük A ve D vitamini ihtiyacını güvenlikle aşmasının imkânsız olduğunu da unutmamak gerekir. Öbür vi­taminlerin fazlalığı, yeteri kadar su içerseniz, böbrekler vasıtasıy­la vücuttan atılır.
Herkes rejim yapmak için kestirme bir yol arar. Az yemek yemek­le iştahın gemleneceği insana makul gibi gelebilir. Amphetamine'Ieı gibi iştah kapayıcılar merkezi sinir sistemini etkiler, iştah kontrol merkezlerine erişmekle kalmaz, kafa ve beden çalışmasını da artı­rırlar. Böylece vücudun daha fazla enerji harcamasını sağlarlar. Ancak, bunların da zararlı yönleri vardır. Bazı doktorlar bu tür ilâçların iştah kapatmadığını, sadece ertelediğini düşünmekte­dirler. Bu ilâcı bırakan bazı kimseler de hemen kilo aldıklarını fark etmişlerdir. A nıphetamine'ler sadece birkaç hafta etkili ola­bilirler, ayrıca insanda alışkanlık da yaparlar. Bu da ilâcı bırakın­ca vücudun rahatsız olmasına yol açar. Bu yüzden, doktorlar amphetamine türü ilâçların çoğunu vermekten vazgeçmiştir.
Zayıflatıcı hapların formüllerine bakacak olursanız bunların anamaddelerinin çoğu zaman "phenolphtalein" gibi bir laksatif (barsakları yumuşatıcı) olduğunu görürsünüz. Bu gibi ilâçlar kullanarak zayıflama en eski yollardan biridir. Bu ilâçlardan en fazla kullanılanı da "magnezyum sülfat", ya da "İngiliz tuzu"dur. Bunlar, su kaybı, besinlerin vücutça yeteri kadar alınamaması yü­zünden kiloyu kısa süre için indirir. Fakat bunu izleyen susama, suyu alınmış vücudun şiddetle sıvı istemesi yüzünden genellikle kilonun yeniden çıkmasına yol açar. Zaten bu usulle yağ kaybet­mezsiniz. Devamlı kullanılan "diüretik" (idrar söktürücü), "pürga-tif" (barsak temizleyici) ilâçlar vücuda ciddi şekilde zarar verir.
"Sihirli yiyecekler" denilen zayıflatıcı bisküvilerde, benzerle­rinde kalori azdır ama, bunlarda mideyi dolduran metil selülozu türü maddeler fazladır. Bu zararsız bir maddedir, genişleyip mideyi doldurunca doyurucu bir yemek yediniz sanırsınız. Bu tür rejim yiyecekleri yapanlar vücudun zayıf düşmemesi için içlerine pro­teinler, vitaminler koyarlar ama, yine de bunlarda temel besleyici maddeler yoktur. Üstelik, pahalı olan bu tür besinlerle yapılacak rejim ayrıca çok da tatsızdır.
En iyi, tek yol sebat edebileceğiniz bir rejimi seçmektir. Rejimi bırakıp bırakıp başlamak sonuç vermez, sarfettiğiniz gayrete de yazık olur. En iyi vücutlar kendilerine bir beslenme planı yapmış­lardır; bu da, ömür boyu bir rejim sayılabilir. Bu tipler aç kalma­dan, rahatsız olmadan ince kalmalarını sağlayacak besinleri yerler. Yaşayış tarzınıza, yaradılışınıza uyan bir yemek rejimi düşünme­lisiniz. Bazan rejim iradeniz sayesinde sadece kötü alışkanlıkları­nızdan kurtulmanız demek de olabilir. Her rejimin iyi, kötü yan­larını inceleyin. Bunları istekleriniz, programınız ve mali imkân­larınızla karşılaştırın. Ondan sonra da seçtiğiniz rejimde sebat edin.
Rejim konusunda belirli iki ayrı düşünce bulunmaktadır. Bazıla­rı zayıflamak için yeniden besinin miktarını kontrolün yeterli ol­duğunu düşünürler. Bunlar kalori sayan tiplerdir, alman besinin kalorisinin harcanan enerjiden az olması gerektiğine inanırlar. Buna "besin miktarını kontrol," teorisi denilir.
Bir başka düşünce de asıl önemli olanın yediğiniz besinin türü olduğunu savunur, belirli gruplardaki besinleri kısar. Böylece, ta­mamı proteinden oluşan rejimler, içinde hiç yağ bulunmayan re­jimler, çok yağlı rejimler, hiç karbonhidrat olmayan rejimler uy­gulana-. Buna "oran kontrol" teorisi denilir, beslenme dengesi kısıtlı olarak bozulmuştur.
İki taraf da kendi savlarının doğru olduğuna inandırıcı tartış­malar yapmaktadırlar. Ancak, rejimde kararı sağlayan etken her insanın kendisine özgü metabolizmasıdır.
Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!