|
hemsireler
|
 |
« : Mart 13, 2008, 07:28:17 ÖS » |
|
B itkisel yaÄŸlar : ZeytinyaÄŸ, soya fasulyesi, mısır özü, ayçiçeÄŸi yaÄŸları, sert olmayan yaÄŸlar. Lezzet veren baharat ve bitkilere izin vardır ama, tuzu az kullanın. Asla besinleri tavada yaÄŸda kızartmayın. Et ve av etlerini yapışÂmayan tür tavalarda yaÄŸsız piÅŸirebilirsiniz. Izgara da yapılabilir. Etleri fırında piÅŸirebilir, haÅŸlayabilirsiniz. Balık da fırında, ızgaÂrada piÅŸirilebilir, ya da buÄŸulaması yapılabilir. Sebze ve meyvalan kabil oldukça çiÄŸ yemelisiniz. PiÅŸmesi gerekiyorsa ya az suyla haÅŸlayın, ya da çok az yaÄŸla fırında piÅŸirin. Rejimlerin hepsinde ÅŸeker yasaktır. Çok gerekiyorsa içecekleri tatlandırmak için az miktarda bal kullanın. Suyun deÄŸerini daha önce anlatmıştım. Günde en az 6 bardak su içeceksiniz. İstediÄŸiniz kadar kahve ve çayı ÅŸekersiz, sütsüz olarak içebilirsiniz. Bazı rejimlerde süt bol bol verilmekte, bazılarında az verilmektedir. Bazı rejimler kaymaksız sütte ısrar ederken baÅŸÂkaları bunu bile yasaklamaktadır. Ben kaymağı alınmış yaÄŸsız süte taraftarım. YaÄŸlı süt, kaymak konusunda dikkatli olmalısınız. Piyasada satılan meÅŸrubata asla izin yoktur. Buna her tür gazoz, kolalı, ÅŸekerli içkiler dahildir. En iyisi, evde taze limon ve maden sodasıyla kendi içeceklerinizi yapmanızdır. Bu, vücuttaki fazla suyun atılmasına yardım eder, karaciÄŸerin canlanmasını saÄŸlar. Alkol konusundaki kural sanıldığı kadar sert deÄŸildir. İnsan alkol yüzünden muhakkak ÅŸiÅŸmanlamaz. Az-çok içki içiyorsanız yine buna devam edebilirsiniz ama, miktarı iyice azaltmalısınız. İçkiden birden vazgeçmek sizde gerilim yaratacağı için daha fazla yemeÂnize yol açabilir, sonuç da daha kötü olur elbette. Rejimde alkolün karbonhidrat deÄŸerinde olduÄŸunu düşünmeliÂsiniz. Ortalama 1 gram alkol 1,7 gram karbonhidrata eÅŸittir. Alkol karbonhidratı daha ağır yakılır. Alkollü içkilerin çoÄŸunda ÅŸeker vardır, dolayısıyla bunlardan kaçınmak gerekir: Bira, elma ÅŸarabı, likörler, seri, porto ÅŸarabı, tatlı, ağır ÅŸaraplar. Sek kırmızı, beyaz ÅŸaraplar uygundur. Cin, votka, rom, viski gibi sek içkilerden de içebilirsiniz. Doktorlar alkol konusunda da fikir birliÄŸine varamamışlardır. Bazıları alkolün yağın parçalanmasına engel olduÄŸunu, bazıları da damarları açtığı için vücudun daha fazla çalışmasını saÄŸladığını, dolayısıyla metabolizmayı yükselttiÄŸi için yine vücudun alkolden alınan fazla kalorilerden daha fazlasını yaktığını idda etmekte-d irler. Vitaminlerin kilo üzerinde böyle büyük bir etkisi yoktur. Kimse sadece vitaminlerle yaÅŸayamaz. Oruç tutarken bile B ve C vitaÂminlerini almalıdır. BaÅŸka tür İlâveler tehlikeli olabilir. Makul bir zayıflama rejiminde ayrıca vitaminlere gerek yoktur. Bununla birÂlikte, bazı doktorlar içinde her tür vitamin bulunan kapsüller veÂrerek E, C ve B Kompleks vitaminlerinin dozunu artırırlar. Bu iyi olabilir, fakat insanın günlük A ve D vitamini ihtiyacını güvenlikle aÅŸmasının imkânsız olduÄŸunu da unutmamak gerekir. Öbür viÂtaminlerin fazlalığı, yeteri kadar su içerseniz, böbrekler vasıtasıyÂla vücuttan atılır. Herkes rejim yapmak için kestirme bir yol arar. Az yemek yemekÂle iÅŸtahın gemleneceÄŸi insana makul gibi gelebilir. Amphetamine'Ieı gibi iÅŸtah kapayıcılar merkezi sinir sistemini etkiler, iÅŸtah kontrol merkezlerine eriÅŸmekle kalmaz, kafa ve beden çalışmasını da artıÂrırlar. Böylece vücudun daha fazla enerji harcamasını saÄŸlarlar. Ancak, bunların da zararlı yönleri vardır. Bazı doktorlar bu tür ilâçların iÅŸtah kapatmadığını, sadece ertelediÄŸini düşünmekteÂdirler. Bu ilâcı bırakan bazı kimseler de hemen kilo aldıklarını fark etmiÅŸlerdir. A nıphetamine'ler sadece birkaç hafta etkili olaÂbilirler, ayrıca insanda alışkanlık da yaparlar. Bu da ilâcı bırakınÂca vücudun rahatsız olmasına yol açar. Bu yüzden, doktorlar amphetamine türü ilâçların çoÄŸunu vermekten vazgeçmiÅŸtir. Zayıflatıcı hapların formüllerine bakacak olursanız bunların anamaddelerinin çoÄŸu zaman "phenolphtalein" gibi bir laksatif (barsakları yumuÅŸatıcı) olduÄŸunu görürsünüz. Bu gibi ilâçlar kullanarak zayıflama en eski yollardan biridir. Bu ilâçlardan en fazla kullanılanı da "magnezyum sülfat", ya da "İngiliz tuzu"dur. Bunlar, su kaybı, besinlerin vücutça yeteri kadar alınamaması yüÂzünden kiloyu kısa süre için indirir. Fakat bunu izleyen susama, suyu alınmış vücudun ÅŸiddetle sıvı istemesi yüzünden genellikle kilonun yeniden çıkmasına yol açar. Zaten bu usulle yaÄŸ kaybetÂmezsiniz. Devamlı kullanılan "diüretik" (idrar söktürücü), "pürga-tif" (barsak temizleyici) ilâçlar vücuda ciddi ÅŸekilde zarar verir. "Sihirli yiyecekler" denilen zayıflatıcı bisküvilerde, benzerleÂrinde kalori azdır ama, bunlarda mideyi dolduran metil selülozu türü maddeler fazladır. Bu zararsız bir maddedir, geniÅŸleyip mideyi doldurunca doyurucu bir yemek yediniz sanırsınız. Bu tür rejim yiyecekleri yapanlar vücudun zayıf düşmemesi için içlerine proÂteinler, vitaminler koyarlar ama, yine de bunlarda temel besleyici maddeler yoktur. Üstelik, pahalı olan bu tür besinlerle yapılacak rejim ayrıca çok da tatsızdır. En iyi, tek yol sebat edebileceÄŸiniz bir rejimi seçmektir. Rejimi bırakıp bırakıp baÅŸlamak sonuç vermez, sarfettiÄŸiniz gayrete de yazık olur. En iyi vücutlar kendilerine bir beslenme planı yapmışÂlardır; bu da, ömür boyu bir rejim sayılabilir. Bu tipler aç kalmaÂdan, rahatsız olmadan ince kalmalarını saÄŸlayacak besinleri yerler. YaÅŸayış tarzınıza, yaradılışınıza uyan bir yemek rejimi düşünmeÂlisiniz. Bazan rejim iradeniz sayesinde sadece kötü alışkanlıklarıÂnızdan kurtulmanız demek de olabilir. Her rejimin iyi, kötü yanÂlarını inceleyin. Bunları istekleriniz, programınız ve mali imkânÂlarınızla karşılaÅŸtırın. Ondan sonra da seçtiÄŸiniz rejimde sebat edin. Rejim konusunda belirli iki ayrı düşünce bulunmaktadır. BazılaÂrı zayıflamak için yeniden besinin miktarını kontrolün yeterli olÂduÄŸunu düşünürler. Bunlar kalori sayan tiplerdir, alman besinin kalorisinin harcanan enerjiden az olması gerektiÄŸine inanırlar. Buna "besin miktarını kontrol," teorisi denilir. Bir baÅŸka düşünce de asıl önemli olanın yediÄŸiniz besinin türü olduÄŸunu savunur, belirli gruplardaki besinleri kısar. Böylece, taÂmamı proteinden oluÅŸan rejimler, içinde hiç yaÄŸ bulunmayan reÂjimler, çok yaÄŸlı rejimler, hiç karbonhidrat olmayan rejimler uyÂgulana-. Buna "oran kontrol" teorisi denilir, beslenme dengesi kısıtlı olarak bozulmuÅŸtur. İki taraf da kendi savlarının doÄŸru olduÄŸuna inandırıcı tartışÂmalar yapmaktadırlar. Ancak, rejimde kararı saÄŸlayan etken her insanın kendisine özgü metabolizmasıdır.
|