Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Şubat 13, 2012, 06:37:42 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: MS NEDİR ?  (Okunma Sayısı 163 defa)
angel
Global Moderator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5148


Üyelik Bilgileri
« : Kasım 01, 2007, 10:52:36 ÖS »

MS NEDİR ? 

        Multipl Skleroz (MS) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu kılıfın (miyelin kılıfı) hastalığıdır. Kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleÅŸmiÅŸ  dokular (skleroz) yer almaktadır. Bu sertleÅŸmiÅŸ alana da plak denir. Bu plaklar, sinir sistemi içinde pek çok yerde oluÅŸabilir ve sinirler boyunca mesajların iletilmesini engelleyebilir. 

        MS belirtileri, ÅŸiddet ve seyir yönünden hastadan hastaya çok büyük deÄŸiÅŸiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda deÄŸiÅŸik hastalık tabloları arka arkaya ortaya çıkar, daha sonra tam ya da kısmi iyileÅŸme görülür. Belirtiler etkilenen sinir sistemi bölgesine göre farklıdır. Bunlar arasında halsizlik, karıncalanma, uyuÅŸma, duyu eksikliÄŸi, denge bozukluÄŸu, çift görme görme azlığı, konuÅŸma bozukluÄŸu, titreme, kol ve bacaklarda sertlik, güçsüzlük, idrar kaçırma veya yapamama, erkeklerde cinsel güç azlığı ... sayılabilir. Tanımlanan belirtilerin bir ya da birkaçına birlikte rastlanabilir.   

        Multipl Skleroz (MS) genç insanlarda trafik kazaları dışında nörolojik nedenli özürlülüklerde birinci sırayı almaktadır. Hastalık genellikle gençlerde, kadınlarda, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda, kentlerde yaÅŸayan eÄŸitim düzeyi yüksek kiÅŸilerde görülen bir hastalıktır. 

        Hastalığın ilk belirtileri birkaç gün içinde ortaya çıkar; alevlenmeler ve düzelmelerle seyreder. BaÅŸlangıç dönemlerinde tam bir düzelme gösterirken bazen hastalığın ilerlemiÅŸ  evrelerinde, az sayıda hastada baÅŸtan itibaren  düzelmeler olmaksızın kötüleÅŸme söz konusu olabilir. 

        Bütün bunların dışında MS'in ne olmadığının da belirtilmesi, konunun daha iyi anlaşılması için yararlı olacaktır. Öncelikle Multipl Skleroz ölümcül bir hastalık deÄŸildir. Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır. Bu çalışmalarda ortalama yaÅŸam süresi açısından MS'lilerle saÄŸlıklı bireyler arasında önemli bir fark olmadığı ortaya konmuÅŸtur. 

        MS'li kiÅŸilerin, bazen    aldıkları ilaçların etkisiyle enfeksiyon hastalıklarına karşı direnme güçleri azalır. Bu nedenle hastaların solunum yolları enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları gibi hastalıklara diÄŸer insanlardan daha fazla yakalanma eÄŸilimleri vardır.   

        MS, bir akıl ya da ruh hastalığı deÄŸildir. Halkımız arasında "sinir hastalığı" deyimi akıl hastalığı deyimi ile aynı anlamda kullanılmaktadır.  Oysa MS tıbbi olarak tamamen bir sinir sistemi hastalığı olup merkezi sinir sistemi ile organların bilgi iletiÅŸimini saÄŸlayan omuriliÄŸin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. 

        MS  kalıtsal bir hastalık deÄŸildir. Bununla birlikte, genel olarak ailelerde genetik ortak faktörler kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa taşındığından ailelerinde MS bulunan kiÅŸilerin MS'e yakalanma eÄŸilimi az da olsa vardır. Bunlara ek olarak MS'te  bulaşıcılık  söz konusu deÄŸildir. 

MS'in nedeni henüz kesin olarak tespit edilebilmiÅŸ deÄŸildir. Bununla birlikte, beyin ve omurilikteki sinir telciklerinin etrafını saran miyelin tabakasının etkilendiÄŸi bilinmektedir. Burada bozulan, sinir dokusunun miyelin adı verilen özel bir bölümüdür ve bu tip bozukluÄŸun adı "demiyelinizasyon"dur. Miyelininin bozulduÄŸu alanda oluÅŸan ve basitçe yara kabuÄŸuna benzetebileceÄŸimiz bu sınırlı alana da "PLAK" adını veriyoruz. Bu plaklar, daha önce yukarıda da belirttiÄŸimiz gibi beyin ve diÄŸer organlar arasındaki iletiÅŸimi engelleyerek bir takım bozuklukların oluÅŸmasına neden olur. 

        Merkezi sinir sistemi (MSS) öğeleri, fonksiyonlarına göre semptomların nereden kaynaklandığını belirlemeye yarar. Beyin, (cerebrum) düşünce ve hareketi kontrol eder. Bu bölgede demiyelinizasyon (miyelin eksikliÄŸi) ; hafıza, motivasyon, kavrama, kiÅŸilik, dokunma, duyma, görme ve kas gücünü etkileyebilir. Beynin arkasında yer alan beyincik (cerebellum), hareketlerdeki koordinasyon ile bacaklar, kollar ve elleri kapsayan kas etkinliklerini kontrol eder. 

        Beynin bu bölümü, aynı zamanda yürüme, koÅŸma gibi faaliyetler sırasında bedenin dengesini saÄŸlar. Beynin 12 kranial sinirinin de etkilenme olasılığı vardır ki bunlar da ; görme, göz hareketleri, konuÅŸma, yutkunma ve duymada zaaflara neden olabilir. Beyin sapı (brain stem), kafatasının merkezinde bulunur ve özerk (istem dışı) fonksiyonlar kadar göz hareketlerinden de sorumludur. ÖrneÄŸin nefes almak, kalp atışları, terlemek, tuvalet gereksinimlerini karşılamak özerk fonksiyonlardır. 

        Son bölüm ise omuriliktir (spinal cord). Bu, geniÅŸ bir elektrik hattı  gibi sinir tellerinin üzerindeki emirlerin beyin ve bedenin diÄŸer bölümleri arasında rahatça dolaşımını saÄŸlar. Bu bölümdeki harabiyet, vücut ve beyin arasında iletiÅŸim kaybına neden olur. Dokunma algısını da içeren mesajların beyne ulaşımı engellenir. Benzer olarak bacaklar, eller ve diÄŸer organlara  yönelik beyin emirleri engellenir.   

        Henüz bilinmeyen ve önceden anlaşılmayan bir nedenle ortaya çıkan ve en az 24-48 saat devam eden yeni bir  nörolojik bozukluk (uyuÅŸmalar, denge ve yürüme bozuklukları, görme bozuklukları ve kayıpları ....) veya uzun zamandır devam eden bir durumun belirgin kötüleÅŸmesi ÅŸeklindeyse bu durum "ATAK" olarak deÄŸerlendirilir. Bir ay içinde olan tüm olaylar aynı atağın parçaları olarak düşünülür.   

        Ataklar uygun ÅŸekilde ve mümkün olduÄŸunca çabuk tedavi edilmelidir. Bu nedenle atak geçirdiÄŸinizi düşünüyorsanız mutlaka zaman geçirmeden tedavinizi yürüten tıp merkezine baÅŸvurmalısınız. Bir atağın devam süresi ve ne zaman geçeceÄŸi önceden tahmin edilemez. İki atak arasında bir iyilik dönemi vardır. Bu dönem içinde hastalık ilerlemez ve vücut kendi kendini iyileÅŸtirmeye çalışır. 

        İki atak arasındaki iyilik döneminin ne kadar süreceÄŸi de bilinememektedir. Bazı MS'liler bir ataktan sonra bazen uzun yıllar ikinci bir atak geçirmemektedirler.   

MS TANISI NASIL KONUR ? 

        MS,  beyin ve omurilikten gelen elektriksel mesajları organlara ileten sinirlerin miyelin adı verilen kılıflardaki iltihaplanmalar ve daha sonra bu iltihaplanan kısımlarda oluÅŸan sertleÅŸmeler nedeniyle mesajların organlara iletilmemesinden oluÅŸur demiÅŸtik. Bu durum , bahsettiÄŸimiz beynin ve omuriliÄŸin çok farklı ve birbirine benzemeyen yerlerinde meydana geldiÄŸinden deÄŸiÅŸik ÅŸikayetlere neden olur. Ortaya koyduÄŸu sorunlar tablosu her hasta için farklıdır ve diÄŸer hastalıkları çaÄŸrıştıran bir ÅŸekil alabilir.

        Laboratuar yöntemlerindeki büyük geliÅŸmelere raÄŸmen MS tanısı esas olarak hastanın öyküsü ile bulgu ve belirtilere dayanır. Yineleyip düzelmeler ile yani açıkça ayırt edilebilen ataklarla giden ve sinir sisteminde dağınık yerleÅŸime ait bulguların saptandığı bir hastada tanı hiç zor deÄŸildir. Ancak bir atakla baÅŸvuran ya da hastalığın sinsi baÅŸlayıp yavaÅŸ yavaÅŸ ilerlediÄŸi durumlarda standart tanı kriterleri tam olarak karşılanmaz ve kesin tanı gecikebilir.   

        İlk olarak baÅŸ dönmesi, çift görme, tek veya çift gözde görme azalması, dengesizlik ya da kol ve bacaklarda güç yitimi gibi semptomlar (belirtiler) ortaya çıkabilir. Nörolojik açıdan hastanın aÅŸikar fonksiyon kayıplarının dışında kalan sistemlerine ait bozukluklar  da saptanırsa  MS'ten kuÅŸkulanılır. Akabindeki dönemlerde, her bir atağın ardından görülen düzelici (remisyon) niteliÄŸi de gözlenirse tanı büyük ölçüde kesinleÅŸir.

        Her iki bacakta yavaÅŸ ilerleyici güç azlığı özellikle tanı zorluÄŸu gösteren bir durumdur. Bu hastalarda sinir sisteminin diÄŸer bölgelerine ait tutuluÅŸ bulgularının varlığı ve yardımcı laboratuar incelemeleri ( manyetik rezonans görüntüleme, uyarılmış yanıtlar ) ile tanı konulabilir.

        Tanıya yardımcı araçlardan en önemlisi beyin ve omuriliÄŸin Manyetik Rezonans Görüntüleme ( MRG ) yöntemiyle incelenmesidir. Beyindeki plaklar MRG ile açık olarak görülürler. Plakların etkinlikleri ise damar yoluyla para manyetik bir madde olan Gadolinyum ( Gd ) verilerek belirlenir. Bir plağın Gd tutması etkin olduÄŸunu gösterir. 

        Tanıya yardımcı olarak beyin omurilik sıvısının bazı özellikleri incelenebilir. Olignokal  band, miyelin temelli protein, immun globulin G indeksi gibi ölçümlerde normal dışı deÄŸerler bulunması beyinde bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorun olduÄŸunun habercisidir. Ayrıca görsel, iÅŸitsel, ve bedensel uyarılmış yanıtlarda anormallikler olması da sırasıyla göz ve kulağın beyin baÄŸlantıları üzerinde ve omurilikte yerleÅŸmiÅŸ plaÄŸa iÅŸaret eder.

        Dikkatli bir hastalık öyküsü, nörolojik inceleme ve doÄŸru kullanılmış laboratuar deÄŸerlendirmeleri genellikle kesin tanıyı saÄŸlar. MS tanısının olabildiÄŸince çabuk ve doÄŸru konması önemlidir. Hastaların çoÄŸu gençtir ve tanıya baÄŸlı pek çok önemli yaÅŸam kararı vermeleri ( eÄŸitim, evlilik, çocuk ...) gerekecektir. Ancak tanı netleÅŸmeden hiçbir hastaya MS tanısı yakıştırılmamalıdır. 

MS EN ÇOK HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR ?

        Hastaların yaklaşık 2/3'ünde ilk belirtiler, 20-40 yaÅŸlar arasında ortaya çıkar ancak 10 yaÅŸ gibi erken baÅŸlangıçlı hastalar ve 40 yaşından sonra baÅŸlayan vakalar da vardır. Kadın-erkek dağılımı açısından kadınlarda 2/3 kat daha sıktır.

MS HANGİ ÜLKELERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR ?

        Genel olarak bir ülke ekvatora ne kadar yakınsa orada MS daha az görülür. Kuzey ülkeleri gibi soÄŸuk, rutubetli ve yağışlı ülkeler MS'in en sık görüldüğü ülkelerdir. Her iki yarı kürede de ekvatordan uzaklaÅŸtıkça risk artmaktadır. En yüksek sıklığı 40-60 derece enlemler arasında görülür. Ülkemiz orta derece risk kuÅŸağında yer almaktadır ve yaklaşık otuz-otuz beÅŸ bin MS'li olduÄŸu sanılmakla birlikte dünyada bu sayının üç milyon kadar olduÄŸu tahmin edilmektedir. Her ırkta görülen bir hastalıktır. Ancak beyaz ırk, sarı ve siyah ırka oranla daha sık hastalanmaktadır. ÖrneÄŸin aynı enlemlerde yer alan Japonya ve ABD karşılaÅŸtırıldığında; Japonya'da hasta oranı 4/100.000 iken, Amerika'da 40/100.000 dolayındadır. Irsi olmamakla birlikte bu hastalık için genetik bir yatkınlığın söz konusu olduÄŸu kabul edilmektedir.

FARKLI ŞEKİLLERİ VAR MIDIR? VARSA NASILDIR?

        Seyir olarak hastalığın dört tipi vardır:

        1-İyi Huylu MS ( Benign ): Bu tipte hafif ataklar vardır ve atakları tam düzelme takip eder. Zamanla biriken bir kötüleÅŸme olmaz ve kalıcı bir hasar bırakmaz. Bu tipte ilk belirti, genellikle el ve ayaklarda uyuÅŸmalardır. Ancak hastalığın baÅŸlangıcından 10-15 yıl sonra , bazı olgularda küçük sekeller   bırakabilirler. MS'li hastaların %10-15'i bu gruba dahildir.

        2-Tekrarlayan ve Düzelen Tip (Relapsing-Remitting): MS'lilerin yaklaşık %25'i bu gruba girer. Erken dönemde genellikle benign tipe benzer ve ataklardan sonra tam iyileÅŸme olur. Ataklar; gün, hafta veya aylarca sürebilir. Ataklar daha önceki bulguların alevlenmesi veya yeni bir ÅŸikayet ÅŸeklinde olabilir. Yine de tekrarlayan ataklar sonrası bazı sekeller kalabilir. 

        3-İkincil İlerleyen Tip: BaÅŸlangıcı "Tekrarlayan ve Düzelen" tip gibidir.Relapsing-Remitting MS'lilerin % 40-50'si ikincil ilerleyen tipe dönüşür. Tekrarlayan ataklar sonrası düzelme daha zorlaÅŸabilir, hatta durabilir. Böylece sekeller artabilir. Bu grup genellikle hastalığın baÅŸlangıcının 15-20 yılı içinde ortaya çıkar.

        4-Birincil İlerleyen Tip: Ataklarla birlikte ya da ataksız seyir gösterebilir. Ataklı seyirde hastalığın baÅŸlangıcından itibaren giderek artan fonksiyonel kayıplar yani sakatlıklar ataklarla daha da ÅŸiddetlenebilir ve giderek kalıcı fonksiyonel bozukluklar artar. MS'lilerin % 10-15'i  bu gruba girer.

        MS'lilerin üçte biri on yıl sonra da halen fonksiyoneldir ve özürlülük derecesi düşüktür. Bu nedenle yaÅŸam kalitesini etkilese bile genel olarak iyi gidiÅŸli bir hastalık olarak kabul edilir. Hastalığın daha baÅŸlangıçta nasıl seyredeceÄŸini bilmek olanaksızdır. Çünkü seyir kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸmektedir. Ancak bazı hastalık özellikleri bize bir takım ipuçları verebilir. ÖrneÄŸin; kadın olmak hastalığın ataklarla seyrediyor olması, birinci  ile ikinci atak arasındaki sürenin uzun olması, ilk atakları iyileÅŸerek atlatmak, hastalık baÅŸlangıç yaşının genç olması, ilk atakların dengesizlik, ellerde beceriksizlik, titreme gibi gibi bulgularla baÅŸlamaması gibi özellikleri iyi seyir lehindedir. Kısa sürede yataÄŸa yahut tekerlekli sandalyeye bağımlı kalmak ya da yaÅŸam süresini kısaltmak gibi klinik tablolar çok azdır. 

HASTALIĞIN NEDENLERİ NELERDİR ?

        Bu konuda pek çok farklı teoriler olmasına raÄŸmen, elimizdeki bilgilere dayanarak   MS'e neyin neden olduÄŸu tam olarak saptanamamıştır. Yapılan deÄŸiÅŸik araÅŸtırmalarda hastalığa neden olabilecek çok çeÅŸitli nedenler ( daha önce geçirilmiÅŸ virütik enfeksiyonlar, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler, beslenme alışkanlıkları, coÄŸrafi etmenler, vücudun savunma sistemindeki bozukluklar ) sorgulanmışsa da hiç biri kesin neden olarak saptanamamıştır.

        Bazı araÅŸtırmacılar, MS'e henüz belirlenemeyen bir virüsün neden olduÄŸunu ileri sürmektedirler.  Bu teoriye göre, çocuklukta veya gençlik döneminde vücuda giren bu virüs; beÅŸ, on ya da on beÅŸ yıl gibi bir süre hiçbir belirti göstermeden vücutta kalmakta, daha sonra yine bilinmeyen bir nedenle, örneÄŸin ÅŸiddetli bir üst solunum yolu hastalığı sırasında ortaya çıkmaktadır. 

        DiÄŸer bir grup bilim adamı ise, oto-immün ( vücudun kendi bağışıklık sisteminin neden olduÄŸu ) bir hastalık olduÄŸunu düşünmektedirler. Bu teoriye göre; vücudun bağışıklık sistemi normal olarak ,vücuda giren yabancı mikrop ya da viruslara karşı vücudu korumak için karşı saldırıya geçip onlarla mücadele etmesi gerekirken, MS'li kiÅŸilerde bilinmeyen bir nedenle, merkezi sinir sistemindeki sinirlerin miyelin kılıfına saldırıp onları tahrip etmektedir. 

        Yine araÅŸtırmalar göstermiÅŸtir ki, MS bu hastalığa genetik bir yatkınlığı olan kiÅŸilerde daha sıklıkla görülmektedir. Bu, MS'in kalıtsal olduÄŸu anlamına gelmez, fakat beyaz kan hücrelerinde bir cins HLA antigenleri bulunan kiÅŸilerin MS'e diÄŸer insanlardan daha çok yakalandıkları anlaşılmıştır. 

        Bu teorilerin tümünün bir arada etkileÅŸim gösterdikleri de düşünülebilir. Yani genetik olarak yatkın kiÅŸilerde, MS ile ilgili bilinmeyen bir virüsün, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde harekete geçirerek, sinirlerin miyelin tabakasına saldırmaya ve onu tahrip etmeye yönlendirdiÄŸi söylenebilir. 

Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Evde Bakım Hemşire Saglik gebelik Hemşireler Forumu Sa�l�k ve T�p
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!