Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Eylül 07, 2008, 04:02:22 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sıtma  (Okunma Sayısı 45 defa)
angel
Global Moderator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5148


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 21, 2007, 12:37:52 ÖS »

Sıtmayı ilk kez Hipokrat, milattan önce 5. yüzyılda tanımlamıştır. Hastalık, geçmiş yüzyıllarda ve bu yüzyılın ilk yarısında dünyada yaygın olarak görülmüş ve tarih boyunca Mezopotamya, Eti, Grek gibi çeşitli uygarlıkların yok olmasına neden olmuştur. 1940'lı yıllardan sonra sıtmaya gereken önemin verilmesi ve vektör mücadelesinde DDT'nin kullanılmaya başlanılması ile olgu sayılarında büyük düşüşler gözlenmiştir. Bu durum 1970'li yılların ortalarına dek sürmüştür. Ancak daha sonra vektörlerin kullanılan ilaçlara karşı direnç geliştirmesi ve özellikle Afrika’daki sürveyans çalışmalarına önem verilmesi sonucunda gerçek olguların belirlenmesi ile birlikte olgu sayıları artmıştır.

Dünyada Sıtmanın Durumu
  1954 yılında tüm dünyadaki sıtma olgu sayısı 250 milyonu bulurken sıtmadan ölen kiÅŸi sayısı 2.5 milyon idi. Bugün ise her yıl 300-350 milyon yeni sıtma olgusu görülürken, ölen insan sayısı 1.5-2.7 milyondur. Yıllık klinik olgu sayısı toplamı ise 500 milyonu aÅŸmaktadır. Bu olguların %90'ı tropikal Afrika'da görülmektedir.
 Dünyada 1997 yılında sıtmaya baÄŸlı görülen ölümler, tüm ölüm nedenleri içinde (tahmini rakamlara göre) 6 ile 8. sırada yer almaktadır. Bununla birlikte sıtmaya baÄŸlı görülen ölümler bulaşıcı hastalıklar sonrasında görülen ölümler içinde tahmini en yüksek rakam (2.7 milyon) ele alındığında, akut alt solunum yolu enfeksiyonu ve tüberkülozdan sonra üçüncü sırada gelmektedir. BeÅŸ yaÅŸ altında sıtmaya baÄŸlı görülen ölümlerin sayısı 1 milyon olup, bu beÅŸ yaÅŸ altı çocuk ölümünün %9'unu oluÅŸturmaktadır.

 Dünya SaÄŸlık Örgütü (DSÖ) tarafından uygulanan Global Sıtma Stratejisi’nin hedefi, hastalıktan etkilenen ülkelerin en az %75'inde sıtmaya baÄŸlı ölümleri 2000 yılına kadar 1995 yılındaki sayılara göre %20 oranında azaltmaktı. Bu stratejiye uygun olarak sıtmadan etkilenen ülkelerin %90'ı bu hedefi yakalamıştır. DSÖ, bu hedefe ulaÅŸamayan özellikle Afrika'da yer alan 24 ülkeye yönelik bir sıtma kontrol programı geliÅŸtirmiÅŸ ve 1997 yılından baÅŸlayarak uygulamaya koymuÅŸtur.
 Sıtmanın dünyadaki durumunu altı DSÖ bölgesine göre ele alındığında Afrika Bölgesi, Güney DoÄŸu Asya Bölgesi ve Batı Pasifik Bölgesi sıtma bakımından büyük önem taşımaktadır. DSÖ 'nün altı bölgesinde 1995 yılında son durum şöyledir;

 Afrika Bölgesi: Sıtma olgularının en sık görüldüğü ülkeler bu bölgede bulunmaktadır. Son yıllarda bu bölgede yürütülen epidemiyolojik çalışmalar olgu sayılarında büyük artışlar göstermesine neden olmakla birlikte gerçek sayılara yaklaÅŸmak açısından umut vericidir. Yukarıda da söz edildiÄŸi üzere sıtma olguları 24 ülkede yoÄŸun görülmekte ve DSÖ bu ülkelere yönelik özel bir program yürütmektedir.

1995 yılı verilerinegöre sıtma olguları
Afrika Bölgesi: Kenya (4.343.190), Gana (1.175.000), Nijer (822.305), Burundi (932.794), Benin (579.300)

Güney Doğu Asya Bölgesi: Hindistan (52.800.000), Bangladeş (1.152.729), Endonezya (1.460.569), Sri Lanka (142.294), Tayland (82.871) ve Nepal (9.718)
Batı Pasifik Bölgesi:Papua Yeni Gine (926.206), Vietnam (666.153), Filipinler (366.844), Lao (311.593), Cook Adaları (28.008), Solomon Adaları (118.521)
Amerika Kıtası: Haiti (23.140), Bolivya (46.911), Guyana (59.311)

Doğu Akdeniz Bölgesi: Pakistan (111.836), Irak (89.984), Sudan (232.177) ve Cibuti (3.359)
Avrupa Bölgesi:1995 yılı itibariyle sıtma olgusı görülen ülke sayısı 6 olup bu ülkeler, Türkiye (82.096), Tacikistan (6.144), Azerbaycan (2.844), Fransa (977), Hollanda (312) ve Belçika (304)'dır.

 Güney DoÄŸu Asya Bölgesi: Sıtma, endemik alanlarda yaÅŸayan yaklaşık 1.2 milyar insanla önemini sürdürmektedir. Bölgede son 12 yıldır sıtma ile ilgili genel durum deÄŸiÅŸmeden sürmektedir. Bildirilen sıtma olgusu 2.5-3.4 milyon ve ölüm sayısı 5-8 bin arasında deÄŸiÅŸmektedir. Bu bölgedeki vektörlerin ilaçlara direnç kazanması yürütülen çalışmaları olumsuz etkilemektedir.

 Batı Pasifik Bölgesi: Sıtma önleme ve kontrol çalışmaları, bazı ülkelerdeki yönetsel güçlükler ya da kaynak yokluÄŸu nedeniyle aksamaktadır.
  Amerika Kıtası: Sıtma sınırları kolay aÅŸabilen bir hastalık olması nedeniyle bu bölgede risk altındaki nüfus artmaktadır. Sıtma morbiditesi 1970'li yılların ortasından itibaren sürekli bir yükseliÅŸe geçmiÅŸtir. Sıtma olguları 1993 yılında bir azalma göstermesine karşın 1994 ve 1995 yıllarında yeniden artma eÄŸilimi göstermiÅŸtir. Bu yıllarda, 20 yıl önce saptanan olgu sayısının iki katı kadar olgu saptanmıştır.

 DoÄŸu Akdeniz Bölgesi: 1970 ve 1980'li yıllarda DSÖ destekli olarak yürütülen sıtma programı sonucunda sıtma olgularında azalma saptanmıştır. Ancak daha sonraki yıllarda, bu desteÄŸin çekilmesi sonucunda ülkelerin kendi olanakları ile yürüttüğü çalışmalarda baÅŸarısız olmaları olgu sayılarında artışlara neden olmuÅŸtur.
 Avrupa Bölgesi: Sıtma olgularının ülke bazında en az görülen bölgesi olup, yakın zamanda sıtma olgularının bütünüyle yok edilmesi hedeflenmektedir.
 

 Türkiye'de Sıtmanın Durumu
 Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle Antalya yöresinde yaÅŸayan insanların %75'inin sıtma hastalığına yakalandığı bilinmektedir. Gerek iÅŸgücü, gerekse ekonomik kayıplara yol açması nedeniyle sıtma hastalığına büyük önem verilmiÅŸ; 1926 yılında bu hastalık için dikey bir örgütlenme oluÅŸturularak yoÄŸun bir savaşıma giriÅŸilmiÅŸtir. 1940'lı yıllarda DDT'nin de kullanılmaya baÅŸlanılması, saÄŸlık çalışanları ve halkın bu konuda duyarlı olması sonucunda 1970 yılında saptanan olgu sayısı yalnızca 1.260 olmuÅŸtur. Bu tarihten sonra sıtmaya verilen önem azalmış ve olgu sayılarında büyük artışlar gözlenmeye baÅŸlanmıştır.
 Sıtma insidansının yıllara göre dağılımı incelendiÄŸinde, 1925-1945 yılları arasında, sıtma savaşımının yoÄŸunlaÅŸtırılması, daha önce saptanamayan olguların saptanmış olması ve İkinci Dünya Savaşı sırasında sıtma savaşımında gerekli çalışmaların yapılamaması nedeniyle olgu sayısı yüksek görülmektedir. 1945 yılından sonra çalışmalara hız verilmiÅŸ ve 1970 yılında sıtma insidansı yüz binde 3.55 olmuÅŸtur. Bu tarihten sonra gerek saÄŸlık çalışanları ve gerekse halktaki duyarlılığın azalması sonucunda ülkemizde 1977 (yüzbinde 293) ve 1994 (yüzbinde 139.38) yıllarında iki epidemi yaÅŸanmıştır. 1994 yılındaki epidemiden sonra çalışmalara hız verilmiÅŸ ve 1998 yılında insidansı yüzbinde 57.92'ye gerilemiÅŸtir.

Ülkemizde sıtma savaşımında kanlar; aktif sürveyans, seçici aktif sürveyans, pasif sürveyans ve kitle taramaları ile toplanmaktadır. Kanların %75-80'i aktif sürveyans ile toplanmaktadır. Yıllar itibariyle toplanan kan sayısı azalmakla birlikte her yıl yaklaşık 1.600.000-1.700.000'dür. Alanda özellikle seçici aktif sürveyansın uygulanmasına bağlı olarak toplanan kan sayısı azalmaktadır.

 Türkiye'de sıtma olgularının stratalara göre dağılımı incelendiÄŸinde, 1980'li yılların sonlarına kadar Strata 1A, olguların en sık görüldüğü bölgedir. Bu bölgeye özgü yürütülen çalışmalar sonucunda 1998 yılında saptanan olgu sayısı 1.344 olmuÅŸtur. Bununla birlikte Strata 1B olguların sık görülmeye baÅŸlandığı bölge olarak dikkat çekmektedir.
 1998 yılı itibariyle bu bölgede saptanan olgular, ülke genelinde saptanan olguların %89'unu oluÅŸturmaktadır. Bu sonuç göz önüne alındığında çalışmaların yoÄŸunlaÅŸtırılması gereken bölgenin Strata 1B olması gerektiÄŸi ortaya çıkmaktadır.

 Türkiye'de sıtma olgularının mevsimsel özelliÄŸi, subtropikal bölgede yer alması ve sivrisineÄŸin aktivitesine baÄŸlı olarak Mart ayında artmaya baÅŸlamakta, Temmuz-Eylül aylarında en yüksek düzeylerine ulaÅŸmakta ve Ekim ayından sonra düşmektedir.

 Sıtma olgularının yaÅŸ gruplarına göre dağılımı yıllara göre bir deÄŸiÅŸiklik göstermemektedir. Olguların büyük bir kısmı 15 yaÅŸ üstü gruptadır. 0 yaÅŸ grubunda yıllara göre olgu sayısında bir yükselme söz konusudur. Bu yükselme özellikle GAP Bölgesi’nde yer alan Diyarbakır, Åžanlıurfa, Mardin, Batman ve Siirt illerinden kaynaklanmaktadır.
 Türkiye'de saptanan olgular P. vivax etkenine baÄŸlı olarak geliÅŸen olgulardır. 1993-1998 yılları arasında dış kaynaklı olmak üzere 85 P. falciparum, dört P. malaria ve bir P. ovale olgusu saptanmıştır. Bu olguların büyük bir bölümünü Afrika ve UzakdoÄŸu ülkelerinden gelen kiÅŸiler oluÅŸturmaktadır.

 Ãœlkemizde sıtma olgularının çoÄŸunluÄŸu yerli ya da emporte olgu olarak sınıflandırılmaktadır. Olgu sınıflandırılması yıllara göre ele alındığında yerli olgu oranı artmaktadır. 1980'li yıllarda yerli olgular toplam olguların %60'ını, emporte olgular %27'sini oluÅŸtururken, 1998 yılında yerli olgular %83, emporte olgular %17 olarak saptanmıştır. Bunun nedeni, son yıllarda GAP'ın devreye girmesi ile 1980'li yıllarda GüneydoÄŸu Anadolu Bölgesi’nden Çukurova-Amik Ovası Bölgesi’ne tarım alanında çalışmak için göçer işçilerin bu bölgeye daha az gelmeleridir.

 Sonuç
 Sıtma, geçmiÅŸte olduÄŸu gibi 21. yüzyılda da en önemli saÄŸlık sorunlarından biri olacaktır. Bunun nedenleri:
 1. Dünyada sıtmanın endemik olduÄŸu bölgeler, nüfus artış hızının en hızlı olduÄŸu bölgelerdir. Dolayısı ile yakın gelecekte sıtma riski altında yaÅŸayan nüfus 3 milyarı aÅŸacaktır.
 2. Sıtmanın endemik olduÄŸu bölgeler, nüfus hareketlerinin yoÄŸunlaÅŸtığı bölgelerdir. Bunun sonucu olarak parazitin ve vektörün bölgeler arasında yayılması artmış ve önümüzdeki yıllarda da artması beklenmektedir.
 3. Bir yandan nüfus hareketleri diÄŸer yandan kır ve kentin fizik olarak birleÅŸmesi sonucunda, hem sıtma hem de sivrisinek kentleÅŸmektedir. Bu da her ikisinin de kontrolünün zorlaÅŸması, onun da ötesinde olanaksız hale gelmesi demektir.
 4. Sıtmanın endemik olduÄŸu bölgelerde, hızla sulu tarıma geçilmektedir. Bununla birlikte, yapay jit alanları artmakta ve bu bölgelerde sivrisinek yoÄŸunluÄŸu da artmaktadır.
 5. Dünyada hızlı bir iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi yaÅŸanmakta ve sıtmanın görülme riski yüksek bölgeleri geniÅŸlemektedir.
 6. İnsektisitlere karşı direnç geliÅŸmekte, sivrisinek kontrol çalışmalarını zorlaÅŸmaktadır.
 7. Sıtma ilaçlarına karşı direnç geliÅŸmesiyle parazit kontrolü çalışmaları güçleÅŸmektedir.

 Bu özelliklerin pek çoÄŸu diÄŸer ülkelere göre Türkiye'de daha ağır yaÅŸanmaktadır. Türkiye'nin diÄŸer ülkelere göre tek avantajı yerli olguların antimalaryal ilaçlara karşı direnç geliÅŸtirmemiÅŸ olmasıdır. Sıtma Türkiye için bugün olduÄŸu gibi önümüzdeki yıllarda da önemini sürdürecektir. Gelecek için planlamaların özenle hazırlanıp uygulaması gerekmektedir.

     Türkiye'de sıtma ile mücadelede baÅŸarılı olunabilmesi için;

 * Politik kararlılığın olması,
 * Sıtma için ayrılan bütçenin artırılması,
 * SaÄŸlık çalışanlarının ve halkın konuya duyarlılığının artırılması,
 * Birinci basamak saÄŸlık kuruluÅŸları ile sıtma birimlerinin entegrasyonunun saÄŸlanması,
 * Gerekli personel ve malzemenin saÄŸlanması gerekmektedir.
Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!