Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Aralık 02, 2008, 03:49:16 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cinsellik ve Beyin  (Okunma Sayısı 80 defa)
angel
Global Moderator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5148


Üyelik Bilgileri
« : Aralık 03, 2007, 03:29:27 ÖS »




Beyin yapısının ve fonksiyonlarının cinsiyete baÄŸlı deÄŸiÅŸiklikler gösterdiÄŸi, özellikle son yıllarda yoÄŸun araÅŸtırmalara konu olmuÅŸtur. Çünkü beyin morfolojisinde ve fizyolojisindeki bu farklılıklar hem kadın-erkek davranışlarında önemli farklılıkları meydana getirmekte, hem de özellikle psikiyatride pek çok hastalıkların patogenezinde ve tedavisinde önemli role sahip görünmektedir. Kadın erkek arasındaki bu morfolojik ve fizyolojik farklılıkları aÅŸağıdaki gruplar halinde özetlemek mümkündür.  
 

Kadın ve Erkek Beynindeki Yapısal Farklılıklar
 

Kadın erkek arasında beyin ağırlığı yönünden farklılık olduÄŸu ve erkek beyninin kadınların beyninden ortalama % 9 daha fazla volume sahip olduÄŸu bilinmektedir. MRI ile saÄŸlıklı kiÅŸilerde yapılan araÅŸtırmada erkeklerin kadınlardan 91 ml. daha fazla beyin volume ve 20 ml. daha fazla beyin omurlilik sıvısı ihtiva ettikleri gösterilmiÅŸtir. Fakat beyin ağırlığını vücut aÄŸrılığına oranladığımız zaman, kadın erkek arasındaki bu fark ortadan kalkmaktadır. Erkekler de saÄŸ korteks daha kalın ve interhemisferlik asimetride daha belirgindir. DiÅŸilerde ise nukleus kaudatus daha büyük, diÄŸer bir deyimle kaudat ve hipokampus bölgelerinin total beyne oranı diÅŸilerde daha fazladır.  
 

Beyin morfolojisinin cinsiyetle iliÅŸkisini Åžizofreni hastalarında araÅŸtıran Nopoulus ve ark. 40 kadın-40 erkek ÅŸizofrenik hastada yaptıkları araÅŸtırmada; ÅŸizofrenik erkeklerin ventriküler volümlerinin, normal erkeklerin ventriküler volümlerinden önemli ölçüde geniÅŸ olduÄŸunu tespit etmiÅŸlerdir. Fakat aynı bulgu, ÅŸizofrenik kadınlar ile aynı yaÅŸta saÄŸlıklı kadınlar karşılaÅŸtırıldığı zaman bulunmamıştır. Kadın ve erkek beynindeki farklı morfolojik deÄŸiÅŸiklikler, beyin yaÅŸlanmasında ortaya çıkmaktadır.  
 

Gar ve ark. YaÅŸları 18-80 arasında deÄŸiÅŸen 69 saÄŸlıklı kiÅŸide MRI ile yaptıkları araÅŸtırmada, yaÅŸla beyin volumunun negatif, beyin omurlilik sıvısının pozitif korelasyon gösterdiÄŸi ve erkeklerdeki yaÅŸa baÄŸlı beyin atrofisinin kadınlardan çok fazla olduÄŸunu tespit etmiÅŸlerdir. Aynı araÅŸtırmada beyin yaÅŸlanmasının kadınlarda saÄŸ ve sol hemisferde simetrik geliÅŸtiÄŸi halde, erkeklerde yaÅŸlanmanın asimetrik olduÄŸu ve en fazla atrofi olan bölgenin yaÅŸlı erkeklerin sol hemisferi olduÄŸu vurgulanmıştır.  
 

Bu geliÅŸmelere baÄŸlı olarak da, kadının yaÅŸlılıktaki mental fonsksiyonlarının erkeklerden daha az etkilendiÄŸi ve yaÅŸlanmanın erkeklerde sol hemisferik fonksiyonları daha fazla bozabileceÄŸi gerçeÄŸi ortaya çıkmıştır. Agartz ve ark. nın yaptıklar MR ölçümlerinde de, 60 yaşın üstündeki erkeklerin beyindeki lateral ventriküler alanın kadınlardan daha geniÅŸ ve beyninin ise aynı yaÅŸ kadınlardan daha atrofik olduÄŸu gösterilmiÅŸtir.  
 

YaÅŸlanan beyinde en büyük atrofinin frontal ve temporal loplarda olduÄŸunu gösteren araÅŸtırmada da, bu iki bölgedeki atrofinin erkeklerde kadınlardan önemli ölçüde fazla olduÄŸu vurgulanmıştır. Sonuçta yapılan çok sayıdaki araÅŸtırmalarda gösterildiÄŸi gibi, erkek beyni kadın beyninden daha hızlı yaÅŸlanmaktadır.  
 

Cinsiyet ile korpus kallosum boyu arasındaki iliÅŸkide çeÅŸitli araÅŸtırmalara konu olmuÅŸtur. Fakat bu konudaki araÅŸtırma çeliÅŸkilidir. Bazı araÅŸtırmalarda korpus kallosum kalınlığı erkeklerde daha fazla olduÄŸu gösterildiÄŸi halde, bazı araÅŸtırmalarda kadın erkek arasında önemli bir fark tespit edilememiÅŸtir. Elster ve ark.'larının saÄŸ elini kullanan saÄŸlıklı 60 kadın ve 60 erkekte MR ile yaptıkları araÅŸtırmada; korpus kallosumun anteroposterior uzunluÄŸunun erkeklerde, kadınlardan geniÅŸ olduÄŸu ölçülmüştür.  
 

Allen ve Gorski de yaptıkları araÅŸtırmalarda anterior commissura ve massa intermedianın kadın ve erkekte farklılıklarını 100posmortem kadın ve erkek beyninde incelemiÅŸler ve kadınların ortalama % 53 daha geniÅŸ massa intermedia ya sahip olduklarını tespit etmiÅŸlerdir.  
 


Beyin Metabolizması ve Cinsiyet
 

Beyin, organizmada metabolik aktif organlardan biridir. Ağırlığı vücut ağırlığının % 2'si olmasına raÄŸmen, bazal ÅŸartlarda bir dakikada organizmanın kullandığı 25 ml 02'nin 50 ml'sini kullanır. Dakikada beyne ortalama 800 ml kan gider ve 77 mg glikoz bir dakikada kandan beyne geçer ve ATP'ye çevrilerek kullanılır. Beynin glikojen deposu yok denecek kadar azdır. Onun için hipoglisemiden en fazla etkilenen organların başında beyin gelir. Erkek ve kadın beyninde metabolizma yönünden önemli farklılıklar vardır (21).  
 

Yapılan araÅŸtırmalarda beyin kan akımının, erkeklerden daha fazla olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir. Mathew ve ark. 140 saÄŸlıklı kiÅŸide erkek ve kadın beyninde saÄŸ hemisfer, sol hemisfer beyin kan akımlarını ölçerek karşılaÅŸtırmışlar ve her iki hemisferde de kadınların beyin kan akımı erkeklerin beyin kan akımından önemli ölçüde yüksek olduÄŸunu bulmuÅŸlardır (p<0.001). Bu konuda 106 saÄŸlıklı kiÅŸide yapılan araÅŸtırmada da, frontal sentral, temporal, paryetal, oksipital kortekste beyin kan akımı ölçülerek, erkeklerin aynı beyin bölgeleri ile karşılaÅŸtırılmaları yapılmış ve bütün beyin bölgelerinde kadınların beyin kan akımının erkeklerden yüksek olduÄŸu ve en fazla farkın frontal kortekste olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir. Daha sonra yapılan çok çeÅŸitli araÅŸtırmalarda da, hem total hem de bölgesel beyin kan akımı, kadınlarda erkeklerden yüksek olduÄŸu vurgulanmıştır. Neden kadınların beyin kan akımı erkeklerden yüksektir? Bu gün bu sorunu cevabını tam olarak bilemiyoruz.  
 

AraÅŸtırmacılar kadınların hematokrit deÄŸerinin erkeklerden daha az olduÄŸunu ve periferik direncin düşük olduÄŸunu dolayısıyla, kompansasyon için kadın beyin kan akımının fazla olduÄŸunu ileri sürmüşlerdir. Fakat hematokrit deÄŸerleri ve kan PCO2 deÄŸerleri eÅŸitlenen kadın ve erkek arasında aynı farkın devam etmesi, bu hipotezi çürütmüştür. DiÄŸer ileri sürülen bir görüş de, kadın beyninin erkek beyninden % 9 daha küçük olması, dolayısıyle beyne fazla kan giderek bu farkı kompanse etmeye çalışmasıdır. Fakat kadın ve erkek beyninin vücut ağırlığına oranı arasında fark bulunmaması bu görüşü de zayıflatmıştır. Burada çok ilginç olan nokta, 38 yaşında kadın ve erkeÄŸin beyin kan akımları arasındaki farkın, 58 yaşındaki erkek ve kadın arasında da devam etmesidir. DiÄŸer bir deyimle yaÅŸlanma ile kadın erkek arasındaki beyin kan akımı farkı ortadan kalkmamaktadır.  
 

Beyin kan akımının yanında, beyin glikoz kullanımı da kadın beyninde erkek beyninden yüksektir Baxter ve arkadaÅŸlarının, 7 erkek 7 kadın üzerinde beyin glikoz kullanımı ölçtükleri araÅŸtırmada; kadının bütün beyninin glikoz kullanım hızının, erkekten % 19 daha fazla olduÄŸu gösterilmiÅŸtir. AraÅŸtırıcılara göre kadın beyninin glikoz kullanım hızının erkekten fazla olması ostrojen hormonundan kaynaklanmaktadır.  
 

Mensturyal siklusa baÄŸlı olarak yapılan ölçümlerde östrojen hormonunun düzeyinin en yüksek olduÄŸu dönemde, kadın beyninin glikoz utilizasyonu en yüksektir. Kadın yaÅŸlandığı zaman bu farkın ortadan kalkması, bu hipotezi destekler görünmektedir. Beyin glikoz kullanımının diÅŸilerde fazla olduÄŸu deneysel olarak da gösterilmiÅŸtir. 14C-desoksiglikoz kullanılarak sıçanların östrus siklusundaki günlerde ayrı ayrı beyin glikoz kullanımları ölçülmüş ve östrus siklusunun her basamağında, diÅŸi sıçan beyninin glikoz kullanımı, erkek beyninden anlamlı ÅŸekilde yüksek çıkmıştır.  
 

Cinsiyet ve Kan-Beyin Bariyeri
 

Beyin kapiller endotel hücreleri, periferik kapillerlerden farklı olarak birbirlerine tight-junction denilen sıkı baÄŸlantılarla baÄŸlanmış ve pinositotik aktivitede, yok denecek kadar azdır. Devamlı bir bazal membran içeren bu endotel hücreleri, kan ile beyin arasında özel bir bariyer oluÅŸtururlar. Kan beyin bariyeri permeabilitesinin artması, vazojenik beyin ödemi geliÅŸmesine neden olduÄŸu için, klinikte önemlidir. Fizyolojik koÅŸullarda nöronların homeostasisini saÄŸlayan kan-beyin bariyeri hipertansiyon, konvulziyon, iskemi gibi pek çok patolojik koÅŸulda permeabilitesini artırır (diÄŸer bir deyimle, kan-beyin bariyeri yıkılır) ve istenmeyen nöronal hasarlar ortaya çıkabilir. Alzheimer-Bunama hastalığı, ÅŸifrozen gibi pek çok psikiyatrik bozuklukların patogenezinde de kan-beyin bariyerinin yıkılmasının önemli olduÄŸu vurgulanmıştır. Özellikle Alzheimer hastalığında nöron ölümünden ve nöritik plak oluÅŸumunun artmasından kan-beyin bariyerinin yıkılmasının önemli olduÄŸunu gösteren pek çok araÅŸtırma yapılmıştır.  
 

DiÅŸi ve erkekte kan-beyin bariyeri permeabilitesinin fizyolojik koÅŸullarda farklı olduÄŸu, sıçanlarda yapılan araÅŸtırmalarla ortaya koyulmuÅŸtur. Bu araÅŸtırmaya göre bazı sıçan türlerinde, bariyer permeabilitesi diÅŸilerde erkeklerden daha fazladır. Daha sonra ÖztaÅŸ ve ark.'larının yaptıkları araÅŸtırmalarda, bu farkın hipertansiyon, kolvulziyon gibi patolojik koÅŸullarda da olduÄŸu deneysel olarak gösterilmiÅŸtir.  
 

Aynı doz bikukullin ile oluÅŸturulan konvulziyonlarda diÅŸilerde daha fazla kan-beyin bariyeri yıkılmakta ve daha fazla vazojenik ödem oluÅŸmaktadır. Patolojik koÅŸullarda erkeklerin kan-beyin bariyeri permeabilitesi daha az yıkılmaktadır. DiÄŸer deneysel araÅŸtırmaların çoÄŸunda olduÄŸu gibi kan-beyin bariyeri konusundaki araÅŸtırmalar da erkek deney hayvanlarında yapılmakta, diÅŸideki mensturyal siklusun deneyleri bozacağı görüşü buna neden olmaktadır. Oysa dünya nüfusunun yarısı kadın, yarısı erkek ve mensturyal siklusta fizyolojik bir olay olduÄŸuna göre erkek deney hayvanlarından elde edilen sonuçlara göre, diÅŸileri yorumlamak pek çok bilimsel hataya neden olabilir. Çünkü, kadın ve erkek beyni kan-beyin bariyeri permeabilitesindeki farklılık gibi, pek çok yönden erkekten farklıdır. Hem fizyolojik, hem de patolojik koÅŸulda kadın ve erkek beyninin farklı olması tedavi açısından da önemlidir.  
 

Kadın ve Erkek Beyninde Serotonin Metabolizması
 

Serotonin (5-hidroksitriptamin-5HT) merkez sinir sisteminin en önemli nörotransmiterlerinden biridir. Beyin serotonin metabolizması, serotonin reseptörleri ve serotonin miktarları ile çeÅŸitli hastalıklar arasında sıkı baÄŸlantılar olduÄŸu ileri sürülmüştür. Serotonin metabolizması ile ilgili olduÄŸu ileri sürülen hastalıklar:  

Affektif hastalıklar  
Anksiyete  
 

Obsesif-kompulsif hastalıklar  
Åžizofreni  
 

Uyku bozuklukları  
 

Beyin yaÅŸlanması ve nörodejeneratif hastalıklar  
 

İlaç bağımlılığı  
 

AÄŸrı duyarlığı  
 

Stres hastalıkları  
Obesite  

Bu hastalıkları tek bir serotonin metabolizmasının bozulması ile izah etmek çok zor olmakla birlikte, serotonin beyinde miktarının deÄŸiÅŸmesinin bu hastalıkların oluÅŸumunda çok önemli bir rol oynadığını ileri sürmek mümkündür. Bunlara ek olarak intihar ve beyin serotonin metabolizması üzerinde de pek çok araÅŸtırma yapılmış ve intihar giriÅŸiminde beyin serotonin miktarının azalmasının önemi vurgulanmıştır.  
 

İntihara teÅŸebbüs eden 12 kiÅŸinin beyin omurilik sıvısı 5-HIAA miktarı 19 ng/ml bulunurken, intihara teÅŸebbüs etmeyen 9 kiÅŸide bu miktar, 25 ng/ml olarak tespit edilmiÅŸtir. Psikiyatrik bozukluklara bu kadar yakın iliÅŸkisi olan serotonin, kadın ve erkek beyninde farklı dağılımı olduÄŸu gösterilmiÅŸtir.  
 

Aynı yaÅŸ grubunda kadın ve erkekten elde edilen beyin omurilik sıvısında, serotonin yıkım ürünü olan 5-hidroksi indolasetik asit (5-HIAA) miktarları ölçülmüş ve kadınların beyin omurilik sıvısında, 5-HIAA miktarlarının erkeklerin beyninden önemli oranda yüksek olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir. 176 erkek beyninden alınan beyin omurilik sıvısında S-HIAA konsantrasyonu 115+0.10 nmol/L olduÄŸu halde, 124 kadın beyninden alınan sıvıda bu miktar 137.+0.10 nmol/L olarak ölçülmüştür. Bu fark, istatistiksel bakımdan anlamlıdır (p<0.005). Kadın ve erkek beyninde serotonin miktarlarının farklılığı yanında, serotonin saÄŸ ve sol hemisferde farklı ÅŸekilde dağıldığı da gösterilmiÅŸtir. Postmortem yapılan araÅŸtırmada, serotonerjik mekanizmayı gösteren imipramin baÄŸlama bölgelerinin, kadın saÄŸ orbital frontal korteksine erkekten daha fazla olduÄŸu gösterilmiÅŸtir. Serotonin mekanizmasının kadında hemisferler arasında asimetrik olması, saÄŸ ve sol hemisferler arasındaki asimetride rol oynayabilir mi? BilindiÄŸi gibi saÄŸ hemisfer; sözel olmayan, sentetik, spasyal, algisal fonksiyonları, sol hemisfer; sözel, analitik sıralı zamana baÄŸlı fonksiyonları üstlenmektedir. Erkeklerde kadınlara göre interhemisferik asimetri daha belirgindir. Bu asimetride kadın ve erkekteki nörotransmiter muhtevalarının farklılığı önemli rol oynayabilir.  
 

DiÄŸer taraftan cinsiyet ve psikopatoloji arasında da yakın iliÅŸki vardır. Erkekler Otizm, çoçukluk davranış bozuklukları, psikopati, cinsel sapmalar, erken baÅŸlayan kronik geliÅŸim gösteren ÅŸizofrene yatkın oldukları halde, kadınlar depresyon (nörotik ve psikiyatrik formları) özellikle unipolar depresyon, anksiyete, fobiler histeri ve aneroksiya bulimia gibi hastalıklara çok daha fazla yatkındırlar. Bu hastalıkların patogenezinde diÄŸer nörotransmiterler yanında serotonin de önemli bir yere sahiptir.  
 

Kadınlarda daha fazla görülen migren türü baÅŸ aÄŸrılarında da serotonin nörotransmiteri önemli bir yere sahiptir. Migren aura fazında salgılanan nörotransmiter, serebral vazokonstriksiyona ve beyin kan akımının azalmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla serotonine fizyolojik, patolojik pekçok fonksiyonları yönlendirdiÄŸi için, salınmasını artıran, azaltan, reseptörlerini bloke eden, metabolizmasını düzenleyen pek çok ilaç ile merkez sinir sistemindeki fonksiyonları regüle edilmektedir. Bu ilaçları kullanırken de kadın ve erkek beyninde serotonin muhtevasının farklı olduÄŸunu bilmek önemli bir ipucu olarak görülmektedir.  
 

Serotonin kadın ve erkek beyninde farklı dağılımının yanında GABA, Dopamin, Noradrenalin, Asetilkolin gibi nörotransmiterlerin miktarı da her iki cinsin beyninde farklılık göstermektedir. Merkez sinir sisteminin en önemli inhibitör nörotransmiteri olan GABA (Gamma aminobutirik asit) erkek ve diÅŸi beyninde farklıdır. Yapılan araÅŸtırmalarda, GABA-T aktivitesinin, erkeklerin beyninde diÅŸilerin beyninden daha yüksek olduÄŸu tespit eilmiÅŸtir.  
 

Sonuç olarak, hem fizyolojik, hem yapısal, hem de biyokimyasal yönden kadın ve erkek beyinleri arasında çok önemli farklılıklar vardır. Yapılan son araÅŸtırmalarla da bu farklılıklar daha da büyük önem kazanmaktadır. Hem fiyolojik davranışlarda, hem psikiyatrik ve nörolojik bozukluklarda bu farkı göz önüne almak son derece önemli görünmektedir.  
 

PROF.DR. BARİA ÖZTAŞ
 

İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
 

"Klinik Psikofarmakolojide Yenilikler-IV"
 

"Uluslararsı Katılımlı Sempozyum"

Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Cilt Bakimi Bilim ve Teknoloji Saglik gebelik Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!