|
angel
|
 |
« : Kasım 05, 2007, 01:48:57 ÖÖ » |
|
Gingko Biloba ilacı hakkında bilgi verirmisiniz Tinnitusu etkin olarak bastıran ve anlamlı bir yan etkisi olmayan ideal bir ilacın bulunması için araştırmalar sürüyor. Denenen birçok madde arasında bir Çin ağacının ekstresi, Gingko Biloba Ekstresi dikkat çekmektedir. Ülkemizde bu ilaç “Tebokan” ve “Craton” adları altında tablet ve damla biçimlerinde üretilmektedir. Bu ilacın Tinnitus üzerine etkisini bildiren çeşitli yazılar değişik ülkelerde yayınlanmıştır. Bu yazıların sonuçları, ilacın tinnitusu : a. Hiç etkilemediği b. Çoğalttığı c. Daha tahammül edilir biçime getirdiği d. Azalttığı e. Tamamen yok ettiği şeklinde farklılıklar göstermektedir. Gingko’nun tinnitusu etkileme mekanizmaları bilinmemektedir. Hayvanlar üzerinde yapılmış deneyler Gingko’nun işitme sisteminde :-):-):-):-)boik aktiviteyi azalttığını göstermiştir. Tinnitusun, işitme sistemindeki yerel bir :-):-):-):-)bolik aktivite artışıyla birlikte olduğu yönünde görüşler vardır. Gingko, :-):-):-):-)bolik aktiviteyi azaltırken tinnitusun azalmasına da yardımcı olabilir. Gingko, kalsiyum homeostazını da artırır. P. Jastreboff’a göre kalsiyum homeostazı da tinnitusunun oluşmasında rol aldığı için Gingko’nun bu yönden etkili olabileceği düşünülebilir. P. Jastreboff, düzenlediği hayvan deneylerinde salisilat ile tinnitus oluşturmuş ve Gingko’nun dozuna bağlı bir tinnitus azalması yapabileceğini ileri sürmüştür. J.Vernon, yürüttükleri çalışmaların sonucunda Gingko Biloba’nın kronik tinnitus üzerinde hiç etkisi olmadığını bildirmiştir. Bizim hastalarımız arasında da, tinnitus tedavisi için hekimlerce verilen bu ilacı aylarca kullandıktan sonra yararlandığını belirten bir kişi bile yoktur. Günümüzde, tinnitusun tedavisinde yararlı olduğu gösterilmedikçe, hiç bir ilacın tinnitus tedavisi için kullanılmaması en doğru davranıştır.
Kulağımdaki çınlamayı başkaları da işitebilir mi? Genellikle hayır. Sadece hastanın işitebildiği Tinnitus türlerine “subjektif tinnitus” diyoruz. Fakat bazen Tinnitusun belli türleri başkaları tarafından da işitilebilir. Bunlara objektif tinnitus denir. Objektif tinnitus hem hasta hemde hekim tarafından işitilebilen seyrek rastlanan bir semptomdur. Objektif tinnitusa neden olan hastalıklar, işitilebilecek kadar güçlü ses üreten mekanizmalardan birisini harekete geçirir. Objektif tinnitusun sebepleri 2 grupta toplanabilir: a. Kulağın çevresinde bulunan kan damarlarındaki anormallikler b. Kulakta çıtırtı ve tıkırtı şeklinde ses veren ritmik kas kasılmaları. Objektif Tinnitusun tedavisi çoğu kez sebebe yönelik olarak yapılabilir. Kafa içi damar anormallikleri ve yumuşak damak kaslarının hızla kasılıp gevşemeleri, dışarıdan işitilebilen objektif tinnitusların en sık rastlanan türlerindendir. Örneğin, bir bayan hastanın tinnitus şikayeti bebeğini kaldırırken başlamıştı. Yaptığımız araştırmalar sonucu kafaiçindeki bir atardamardan bir toplardamara fistül (anormal bağlantı) gelişmiş ve bu bağlantıdan hızla toplardamara geçen kan akışının sesi hasta tarafından “tinnitus” olarak işitiliyordu. Bu anormal bağlantı selektif embolizasyon adı verilen işlemle kapatıldıktan sonra hastanın tinnitusu son buldu. Kafa içinde dura mater’in (beyin zarı) arteriyovenöz fistülleri rastlandığında önce tedavinin gerekli olup olmadığına, eğer gerekli ise cerrahi ve damar içinden uygulanan tedavilerden hangisinin kullanılacağına karar vermek gerekir. Bu karardan sonra olgunun damarsal anatomisi araştırılır. Nörolojik sorunu ilerleyen veya kafa içi kanaması olan hastalarda tedavi gereği kuşkusuz vardır. Her dural (beyin zarı) arteriyovenöz malformasyon beyin kanaması gibi ağır nörolojik sorunlara sebep olabilir. Fakat Lateral-sigmoid sinüsleri (kulağa bitişik büyük bir kafa içi toplar damarı) tutan arteriyovenöz malformasyonlar en az nörolojik soruna yol açar. Dural arteriyovenöz malformasyonların tabii seyri oldukça değişkendir. Bazı lezyonlar yıllarca selim semptomlara neden olabilir. Spontan regresyon (kendiliğinden gerileme) veya tromboz (pıhtıyla tıkanma) seyrek değildir. Lateral-sigmoid bölgedeki fistüller, dural arteriyovenöz fistüllerin çoğunu oluşturur. Bu olgular genellikle gece rahatsız eden tinnitus yakınmasıyla başvurur. Sadece tinnitustan rahatsız olan ve bu yüzden yaşam kalitesi bozulan hastalarda tedavi gereği vardır. Kas Kaynaklı Objektif Tinnitus için Tedavi Yöntemleri: 1. İlaçla tedavi: Başarı ihtimali azdır. 2. Akustik maskeleme: Hiçbir yan etkisinin olmaması nedeniyle kas kaynaklı Objektif Tinnitus tedavisinde hemen kullanılabilir. İngiltere kaynaklı tebliğlere göre 3-4 ay süren akustik maskeleme tedavisi ile palatal myoklonus, olguların yüzde atmışında tamamen durmaktadır. 3. Cerrahi Tedavi: Orta kulakta bulunan Stapedius ve tensor timpani kaslarının tendonlarının her ikisinin birden kesilmesi ve işlem esnasında stapes tendonunun bir kısmının kesilerek çıkarılmasıdır
Yüksek ses ve gürültü Tinnitusa neden olabilir mi? İnsanlar endüstri devriminden beri yüksek gürültülü çalışma ortamları oluşturmuşlardır. Aşırı gürültü günümüzde hem tinnitusun hemde işitme kaybının bilinen sebeplerinin en önde gelenidir. Bir konserden sonra kulağın iki gün çınlaması, gürültülü işyerinden çıkınca kulağın bir saat çınlaması işitme sisteminde oluşan genellikle gelip geçici bir hasarın işaretidir. Vucudun diğer sistemlerinde ağrının verdiği uyarıyı işitme sisteminde muhtemelen tinnitus vermektedir. Toplumumuzda birçok kişi yüksek gürültünün kulağa, daha genel olarak işitme sistemine verebileceği zarardan habersiz ve kaygısız gözükmektedir. İş yerlerindeki yüksek gürültü iyi bilinen bir konudur. Fakat küçük iş yerlerinde hiçbir tedbir alınmadığını biliyoruz. Çok yüksek seste çalınan müzik, bayramlarda çocukların patlatmaktan büyük zevk aldığı çatapat ve ses bombalarının satışının uygulamada hiç kısıtlanmamış olması artık dikkatimizi çekmesi ve ilgilenmemiz, müdahale etmemiz gereken konulardır. Büyük çocuklarda ve gençlerde yüksek seste müzik dinlemenin yaygınlığı, toplumun bu genç kesiminde kulak bozukluklarının en yaygın sebebi olarak gözükmektedir. Stereo kulaklıklar, minik bir kaset-çalar ile bile kullanılsa kulaklara zararlı olabilecek kadar yüksek ses verebilme yeteneğindedirler. Bunların bilinmesi, önlenebilir oluşları nedeniyle çok önemlidir. Ses bombası niteliğindeki çatapatların ise hiçbir eğlendirici yanı bulunmadığı için yasaklanmasının şart olduğunu sanıyorum; çünkü bu yüzden kulak zarları yırtılan çocuk ve erişkinler KBB polikliniklerine başvurmaktadır. Telefon veya değişik müzik aletleri şeklindeki gürültü makinalarının bebeklerin ve küçük çocukların kulaklarını bozabileceğini annelere hatırlatmak isterim. Çeşitli eğlence etkinliklerinden kaynaklanabilecek gürültülere karşı gerekli ve yeterli önlemlerin alınması için yetkililere elimizden gelen baskıyı uygulamalıyız. 3000-6000 Hz arası frekanslardaki işitme bölgesi gürültüden en çok etkilenen alandır. İşitme koruyucuları kullanılmazsa ve yüksek gürültüye maruz kalınırsa işitmeye en büyük zarar bu bölgede oluşur. Bu naziklik dış kulağın etkisi sonucudur. İnsanlarda dış kulağın rezonansı (boyutları nedeniyle tabii titreşime eğilimi) 2000-4000 Hz arası frekanslardaki sesleri kuvvetlendirir. En yüksek işitme kaybı, gürültü frekansının 0,5 ile 1 oktav üzerinde meydana gelir. Bu nedenle kapatılmamış kulaklarda en büyük işitme kaybı 3000-6000 Hz bölgesinde olur. İnce seslerin az işitilmesi, gürültüye bağlı işitme kaybının ilk belirtisidir. Korti organının dış saçlı hücreleri ve özellikle ince sesleri işiten bölgedekiler şiddetli gürültüye karşı dayanıksızdır. Oysa bu dış saçlı hücreler, insan işitme sisteminin ince seslere çok keskin seçiciliğinde çok önemlidir. Bu hücrelerin zarar görmesi durumunda kişinin ince sesleri birbirinden ayırdetmesi zorlaşır. Bunun anlamı, kelimelerdeki sessiz harflerin çoğu anlaşılamayacak demektir. Kelimeler işitilir fakat algılanamaz. Alçak frekanslı gürültüler daha az zarar vermesine karşın daha geniş bir alanı etkiler. Bu yüzden alçak frekanslı gürültülerin sebep olduğu yaygın işitme kaybı, yüksek frekanslardan daha çok zorluğa neden olabilir. Elektrik motorları, trafolar, fanlar, ısıtma-soğutma-havalandırma sistemleri gibi endüstri cihazları 300-3000 Hz bölgelerinde yüksek gürültü üretirler. Bu nedenle bir fabrikada günde 4 saatten çok çalışanların kulaklarının korunması çok önemlidir. Ayrıca alçak frekanslı darbe gürültüleri de (tabanca, tüfek, top,bomba, vs.) işitmeye çok büyük zarar verebilir
Tinnitusun bizim toplumumuzdaki yaygınlığı ne kadardır? Bildiğimiz kadarıyla bu konuda ülkemizde yapılmış bir araştırma yoktur. Bizim yapmış olduğumuz bir çalışmada hastaneye herhangi bir nedenle gelen kişiler arasında Tinnitusun yaygınlığı araştırılmıştır. Bu araştırmanın amacı, kurulmaya çalışılan Tinnitus Kliniğinin iş yoğunluğunu kestirmek ve donanımını planlamaktı. Bu araştırmanın sonuçlarını tüm nüfusa genellemek mümkün değildir. Diğer ülkelerde yapılmış araştırmaların sonuçlarını bizim toplumumuza uygularsak ülkemizde 3.000.000 cıvarında tinnitus hastası olduğu sonucuna varırız.
Tinnitus ile ağrı arasında benzerlik var mıdır? Evet. Ağrı diğer sistemler için ne ise tinnitus da işitme sistemi için odur. Tinnitus, ağrıya benzer olarak, bazı şeylerin yolunda gitmediğini belirten bir işarettir. Tinnitusun akut (kısa süren) ağrıdan farkı, başlatan neden ortadan kalksa bile çoğu kez devam etmesidir. İlk ağrı kaynağı iyileştikten sonra kronik (uzun süren) ağrı duygusunu devam ettiren somatosensuar merkezi sinir sisteminin kapasitesi hakkında çok araştırma yapılmıştır. “Merkezi ağrı”, “deafferantasyon ağrısı”, “fantom (hayalet) ağrı” gibi konuları içeren kronik ağrının sinirsel mekanizmalarını açıklayan çeşitli makaleler yayınlanmıştır. Tüm bu yayınlardan biliyoruz ki somatosensuar sistem ağrı duygusunu devamlı sürdürebilir. Somatik ve işitme duyu sistemleri arasında çok ilginç benzerlikler vardır. Kronik tinnitus kronik ağrıya birçok yönlerden benzer. İlgili afferent ( merkeze duyu taşıyan) sinirin kesilmesi yada uyuşturulması tinnitusun veya ağrının duyulmasını durdurmaz.
Rahatsız edici Tinnitusun yaygınlığı (prevalansı) nedir? Çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre Rahatsız edici Tinnitusun yaygınlığı (prevalansı) Amerika Birleşk Devletlerinde genel nufusun yüzde dörtbuçuğudur. Nufusu 250 milyon olduğuna göre Amerika’da 11,25 milyon tinnitus hastası vardır. Amerikan Tinnitus Birliği’ne göre bu sayı 12 milyondur. İngiltere’de de bu oran hemen hemen aynıdır. Tinnituslu hastaların %12,3 ü ( 1,4 milyon) 55 ile 74 yaşları arasındadır. Vernon’a göre bu oran %54,4 tür ve buna göre 50 yaşından büyük 6 milyon kişide Rahatsız edici Tinnitus vardır. Bu hastalar tedavisiz kalmaktadır. Burada sözü edilenler ciddi tinnitusu olan hastalardır. Bu hastalar tinnitus yakınmasıyla defalarca K.B.B kliniklerine ve diğer hekimlere başvururlar ve çare ararlar.
Hafif tinnitus ile ciddi tinnitus arasındaki fark nedir? Hafif tinnitus ya sadece zaman zaman duyulur ya da sessiz bir yerde işitilir. Çoğu kez Tinnitusun daha çok artmayacağının yada sağırlığa sebep olmayacağının hastaya açıklanması yeterli olur. Tinnituslu hastaların %80′inde hafif Tinnitus vardır. Tinnitusun hafif veya ciddi olduğunu saptamanın tek yolu ayrıntılı alınmış tibbi hikayenin değerlendirilmesidir. Hafif Tinnitus, placebo etkisine açıktır, verilen ilaçların çoğu ile iyileşir ve maskeleme tedavisi gerektirmez.
En çok hangi kulak hastalıkları tinnitusa neden olur? Genel olarak iç kulağı tutan tüm hastalıklar tinnitusa neden olabilir. En sık rastlananlarını şöyle sıralayabiliriz: 1. Gürültünün oluşturduğu işitme kaybı 2. Presbiakuzi (yaşlılık sağırlığı) 3. Akustik travma 4. Meniere Hastalığı 5. Otoskleroz 6. Ani işitme kaybı 7. Kafa travması
Tinnitus sebebi olabilen Otoskleroz nasıl bir hastalıktır? Devamlı ve giderek çoğalan bir tinnitusa neden olan Otoskleroz, iç kulağın kemik kısımlarına odaklar halinde oturan bir hastalıktır ve nedeni bilinmez. Hastalarda önce bir kulakta yavaş ilerleyen işitme kaybı oluşur. Çoğu hastada zamanla diğer kulak ta etkilenir. Hastalık otoskleroz odağının yerleştiği yere göre şikayetlere yol açar. Odyogramda görülen İşitme kaybı, %80 hastada iletim türü, %15 hastada karışık, %5 hastada nörosensoriyal türdedir. Ağrı ve akıntı hiç olmaz. Hastalık klinik olarak %20 ihtimalle soyaçekim gösterir. Üzengi (stapes) kemiğinin tabanındaki ses ileten özel eklem, orada biriken kemiksi otoskleroz odaklarıyla sabitleşir ve sesi iletemez. Teşhis Otoskleroz, hastanın işitme azlığı ile ilgili anlattığı deneyimlerinden tanınabilir. işitmesi yavaş yavaş azalan ve az işiten başka akrabaları da olan bir kişide muhtemelen otoskleroz vardır. Öntanı, işitme ölçümü ile desteklenir. Kesin tanı, kulağın ameliyat esnasında açılması ve otoskleroz odağı yüzünden stapes (üzengi) kemiğinin hareketsizliğinin görülmesi ile konur. Tedavi: Otoskleroz için 3 tedavi seçeneği vardır. 1. Takip: Hafif işitme kayıplarında tedavi gerekli olmayabilir. Bu durumda işitme testleri her yıl yapılmalıdır. 2. İşitme Cihazı: Bu hastalık için kabul edilebilir bir tedavi yöntemidir. Ameliyat olmamak üstünlüğü vardır. Fakat otoskleroz süreci ilerler ve iç kulağı tutabilir. Hasta işitme cihazını devamlı kullanmak zorunda kalır. 3. Cerrahi tedavi: Dış kulak yolundan uygulanır. Kulak zarı arka-üst taraftan kaldırılarak öne yatırılır.Stapes (üzengi) kemiğinin dokunmakla kımıldayıp kımıldamadığı kontrol edilir. Sabit ise tedavisi, üzengi kemikciği yerine küçücük bir protez takmaktır. (şekil 4). Protez, inkus (örs) kemikçiğini iç kulağa birleştirerek sesin iletileceği zinciri tamamlar. Bu ameliyatın adı üzengi tabanının kısmen yada tamamen çıkarılmasına göre, stapedotomi ve stapedektomidir. Her kulak hastalıkları uzmanı hekimin yapabildiği incelikli bir ameliyattır. Başarısı %80 den fazladır. Ameliyat olan hastaların %75′inde tinnitus etkilenmez, %8 inde tinnitus yok olur, %16 sında tinnitus artar, %3′ünde tam sağırlık ortaya çıkar. Görüldüğü gibi stapedektomi (ameliyatı) sonucu tinnitusun geçeceğini söylemek zordur. İlk tedavi seçeneği olan ameliyatı kabul etmeyenler işitme cihazından yararlanır. Son söz: Otoskleroz hastalığında ameliyat Tinnitus için değil sadece işitme kaybını düzeltmek için yapılır.
Trafik kazası gibi darbeler sonucu oluşan iç kulak sarsıntısı tinnitusa neden olur mu ? Röntgen ve muayene sonuçları normal olduğu halde trafik kazası, düşme vs. sonucu kafaya gelen şiddetli darbeler sonrası iç kulak bozukluğu ortaya çıkabilir. Bu bozukluğun belirtileri: Tinnitus, İşitme kaybı (özellikle 4000 Hz cıvarında) ve Dengesizliktir. Zamanla şikayetler azalır fakat tinnitus çoğu kez tam geçmez.
Tinnitus sebebi olabilen Presbiakuzi (=Yaşlılık Sağırlığı) nasıl bir hastalıktır? 18. yüzyılda Avrupada ortalama insan ömrü 38 yaştı. Oysa günümüzde yaşayan 80 yaşını aşmış birçok kişi var. Yaşama koşullarının geliştirilmesi sonucu sağlanan bu yaşlı nufustaki artış, presbiakuzi sorununu giderek büyütmektedir. Yaşlılara en çok sıkıntı veren sorun, işitmedeki bozulma (presbiakuzi) sonucu çevreye ilgi ve bağlantının azalmasıdır. Yaşın, işitme kaybı üzerinde önemli bir etkisi vardır. İşitme kaybı, 50 yaşın üzerindeki yaşlarda hızla artar. Örneğin, daha iyi işiten kulakta 45 dB’den fazla işitme kaybı, 18-30 yaşlar arası nufusun binde ikisinde bulunurken 71-80 yaş arası nufusun binde 176 ‘ sında bulunur. 55 yaşından büyük birçok kişi hafif işitme kaybından yakınır ve konuşmalar esnasında bazı kelimeleri anlayamaz, kaçırır. Yaşlılık sağırlığı her iki kulakta olur, eğilimi olan kişilerde daha ağır bir tablo ile ortaya çıkar Yaşlanma sonucu muhtemelen kanlanmanın yetersiz kalmasıyla: 1. İşitme hücrelerinin sayısı azalır, yüksek frekans işitme kaybı oluşur. 2. İşitme sinirinin liflerinin sayısı da azalır. Presbiakuzida işitme kaybı: a. Sensörinöraldir, giderek ilerler. b. Yüksek frekanslarda daha çok olur. c. Konuşmayı işittiği halde anlaması zorlaşır. Böyle kişilere net, açık, yavaş ve bağırmadan konuşmak gerekir. Tinnitus, presbiakuzide çok rahatsız edici bir sorun olabilmektedir.
Meniere Hastalığı nedir? Tinnitussuz olur mu? Tanımı gereği Meniere Hastalığında tinnitus daima olur. Nedeni henüz aydınlatılamamış olan Meniere Hastalığında a. Baş dönmesi b. İşitme kaybı c. Tinnitus d. Kulakta dolgunluk veya basınç duygusu yakınmaları hep bir arada nöbetler halinde gelir. İlk üç yakınmadan bir tanesinin eksik olması halinde Meniere Hastalığı tanısı konamaz. Meniere Hastalığında ilk dönemlerde baş dönmesi hemen hemen daima en önde gelen şikayettir. Her nöbetten sonra hem işitme hem de baş dönmelerinin şiddeti azalır. Yıllar sonra Meniere Hastası karşımıza baş dönmeleri bitmiş, işitmesi ileri derecede bozulmuş, fakat tinnitustan aşırı şikayetçi bir halde gelir. Bu hastalar maskeleme tedavisinden çok yararlanır.
Akustik tümör nedir ? Akustik tümör, sekizinci kafa çifti adı da verilen “işitme ve denge sinirinden” çıkan selim bir tümördür, tüm kafa içi tümörlerin ondabirini, serebellopontin açı bölgesinde oluşan tümörlerin yarısını oluşturur. Tinnitus Akustik tümörde ilk ortaya çıkan işaret olabilir. Denge bozukluğu, telafi edildiği için, akustik tümörde bariz değildir. Tinnitus, tek taraflı işitme azlığı, hafif dengesizlik şikayetlerinden yakınan her hastada Akustik tümörün bulunmadığı mutlaka saptanmalıdır. Akustik tümörün erken dönemlerinde önce tinnitus, sonra işitme kaybı, sonra denge bozukluğu şikayetleri ortaya çıkar. Akustik tümör büyük hacimlere ulaştığında yüzde ağrı ve his azalması, konuşmada çeşitli bozukluklar, bayılma nöbetleri v.s. görülmeye başlanır. Geç saptanan Akustik tümörlerde hastanın kaybı büyük olur.
Ani işitme kaybı nasıl bir hastalıktır ? İşitme sisteminde birkaç günde, odyogramda üç komşu frekansta en az 30dB işitme kaybı meydana gelmesine Ani İşitme Kaybı denir. Kulağın “acil” hastalıklarından biridir. Sağırlık hafif, orta veya çok ağır olabilir. Genellikle tek taraftadır. Sebebi bilinmez ise de viral iç kulak enfeksiyonu olduğu sanılmaktadır ve ona uygun acil tedavi uygulanır. Ani işitme kaybında tinnitus çoğu kez ilk farkedilen rahatsızlıktır. Bu hastaların başka sağlık sorunları genellikle yoktur. Ani işitme kaybı her üç hastadan ikisinde iyileşir. İyileşenlerin %70 inde tinnitus şikayeti devam eder. Maskeleme tedavisiyle başarılı sonuçlar alınır.
Akustik travma nedir Akustik travma, çok kısa süreli ve çok şiddetli gürültünün sebep olduğu sensörinöral işitme kaybıdır. Top, tüfek, tabanca gibi ateşli silahlar ve patlayıcıların yaptığı gürültü Akustik travmaya neden olabilir. Bazı kişiler için tek bir patlama sesi dahi Akustik travma oluşması için yeterlidir. Genellikle patlayıcı ne denli güçlü ise sağırlık o denli çok olur. Kapalı ortamlardaki patlamalar açık havadakinden daha zararlıdır. Su altı patlamaları su içindeki kulağa havadakinden çok daha fazla zarar verir. İşitme kaybı, 5500Hz gibi yüksek frekanslarda birden başlar. Tinnitus şikayeti hemen hemen daima vardır. Akustik travmadan korunmak için parmaklarımızla kulaklarımızı tıkamak yeterlidir.
Gürültünün yol açtığı işitme kaybı nedir ? 85 dB’den yüksek ve uzun süren gürültü ve seslerin sebep olduğu sağırlıktır. İç kulak hasar görür. Tinnitus daima vardır. Süre ile sağırlık doğru orantılıdır. Hassas kişiler daha çok zarar görür. ( örnek: dokumacıların sağırlığı, rock’n roll müzisyenlerinin sağırlığı ). Bu tür işitme kaybı ilk zamanlar 1 saatten 2 haftaya kadar uzayabilen bir süre içinde iyileşme gösterir. Yıllar içinde gürültü devam ederse sağırlık artar ve devamlı bir hal alır. işitme kaybı 2000-6000 Hz arasında herhangi bir frekansta olabilir. En sık 4000 Hz te olur. Uzun süren gürültülerden gençler az, yaşlılar çok etkilenir. Tinnitus yakınması bu tür sağırlığı olan çoğu kişide ortaya çıkar. Gürültünün sebep olduğu sağırlık, gürültüyü veya maruz kalınan süreyi azaltarak önlenebilir. Bir işyerinde gürültüyle mücadelede, sırasıyla: 1. Gürültüyü kaynağında azaltmaya çalışmalı 2. Gürültünün size ulaşmasını önleyecek engeller yapılmalı 3. Bir günde gürültüye maruz kalınan süreyi, izin verilebilir süreye azaltmalı. İş yerinde gürültünün çokluğuna göre izin verilebilir süreler aşağıdaki tabloda sunulmuştur: Tablo: Belli ses seviyelerinde izin verilebilir çalışma saatleri 90 dB 8 saat 92 dB 6 saat 95 dB 4 saat 100 dB 2 saat 105 dB 1 saat 110 dB 30 dakika 115 dB 15 dakikadan az 4. Gürültüye maruz kalınan gün, ay, yıl olarak toplam süreyi azaltmayı planlamalı 5. Yukarıda sayılan şartları sağlayamıyorsanız kulağı gürültüden koruyucu araçlar kullanılmalıdır. Aşağıda sıralanan bu araçlar 20-40 dB ses zayıflatması sağlarlar. 1. Kulak kepçesini de içine alan Kulak Kapatıcıları. İyi bir diskjokey kulaklığı da aynı amaçla kullanılabilir. 2. Kulak kepçesinin konkasını ve dış kulak yolunun bir kısmını tam olarak kaplayan akrilik kalıplar. Bunlar işitme cihazları için yapılan kalıpların deliksiz şeklidir. 3. Dış kulak yoluna tıkılarak kullanılan hamur kıvamındaki silikon veya vazelinli pamuk şeklindeki tıkaçlar. Uyarılar: Kuru pamuktan yapılan tıkaç sesi yeterince zayıflatmaz. Beklenmedik ani ve yüksek gürültülerden sakınmanın en kolay yolu parmakla kulağı tıkamaktır.
Çocuklarda tinnitus olur mu ? Evet.Rahatsız edici subjektif tinnitus çocuklarda erişkinlerdeki kadar sık olduğu halde çocukların tinnitustan kendiliğinden şikayetine seyrek rastlanır. Literatür taramasında çocuklarda tinnitus ile ilgili yayın sayısı oldukça azdır. Normal okula giden sağlıklı çocuklarda tinnitus rastlanma oranı %29′dur ve sorulduğunda %10′u tinnitustan şikayetçidir. Orta ve ileri derecede işitme kaybı olan çocukların %66’sında, çok ileri derecede işitme kaybı olan çocukların %29′unda tinnitus olduğu bildirilmiştir. Diğer bir çalışmada işitmesi normal çocukların % 6-13′ünde, işitme özürlü çocukların %20-29′unda beş dakika veya daha uzun süren tinnitus olduğu bildirilmiştir. Çocuklarda tinnitus rastlanma oranının yüksek olduğu yayınlarda bildirilirken Pendik Devlet Hastanesinde tinnitus tedavisine başladığımız 1994 Ocak ayından Ağustos 1996 tarihine kadar tinnitus yakınması ile sadece beş yaşında bir çocuk hasta başvurusu olmuştur. Ülkemizde çocuklardaki tinnitusun ileri derecede ihmal edildiği görülmektedir. Çocuk hastamızla tetkiklerin tümü tamamlanmadan temasın kopması bunun açık bir örneğidir. Büyük bir ihtimalle, tinnituslu hasta çocuk, babasını daha fazla tetkik ve tedavi için zaman ve mali kaynak sağlamaya tekrarladığı yakınmalarıyla ikna edememiştir. Çocuklarda tinnitus şikayetinin nadir olması tinnitusun kısa sürmesine bağlı olabilir. Diğer bir ihtimal, bir çocuk, delikanlılık çağına veya vucut-imaj-bilinci gelişene kadar tinnitustan yakınmayabilir. Çocuklarda subjektif tinnitus sebepleri arasında gürültü, kafa travması, kulak enfeksiyonları ve ototoksik ilaç kullanımı önde gelmektedir. Çocuklar önemini kavrayamadıkları ve normal bir olay olarak kabul ettikleri için tinnitustan şikayetçi olmayabilir. Çocukların yaşam biçimi dikkate alındığında öğrendiklerinin çokluğu ve boş zamanlarını oyunla yoğun doldurmaları tinnitustan yakınmalarını önleyecektir. Bu durum muhtemelen çocuklarda kendiliğinden tinnitus şikayetinin az rastlanmasının sebeplerinden biridir. Tinnitusun objektif olmayan karakteri ana-babadan bilgi almayı kısıtladığı gibi konuya gereken önemin verilmesini de önlemektedir.
Sesin kulaktaki ilerleyişi nasıldır? Dış kulak yolunun boyutları nedeniyle sahip olduğu rezonans etkisi, frekansları 2000-3000 Hz arasında olan seslerin daha çok kuvvetlendirilmesini sağlar. Bu frekanslar, konuşma frekanslarının bulunduğu bölgedir. Kulak zarına gelen ses, onu titreştirir. Çekiç kemiğinin kolu kulak zarının bir parçası olduğu için zarın titreşimleri kemik zincire geçer ve üzengi kemiğinin tabanındaki eklemle iç kulak sıvısına basınç değişiklikleri olarak iletilir. Kulak zarının titreşen kısımlarının stapes tabanına oranı 17/1 olup 17 kez kuvvetlendirme sağlar. Örs ve çekiç kemikleri arası eklem de kaldıraç etkisiyle 1,3 kez kuvvetlendirme sağlar. Bu nedenle kulak zarındaki ses, iç kulağa 17X1,3=22 kez kuvvetlendirilmiş olarak verilir. Burada kulak zarının hareketli ve normal yapıda olması, kemikçiklerin hareketli ve kesintisiz olması, sesin iç kulağa iletilmesi için şarttır. Sesin bu yolla iç kulağa gidişine “hava yolu iletimi” adı verilir. Sesin kafatasının titreşimiyle iç kulağa gitmesine “kemik yolu iletimi” denir.
Koklea (cochlea) nedir? İç kulağın işitme ile ilgili kısmına, şekil benzerliği nedeniyle latince salyangoz anlamına gelen Koklea adı verilmiştir. Koklea, orta direk etrafında 2,7 kıvrım yapar, yatay durur, Tepesi orta kulağın iç duvarına doğru, tabanı iç kulak kanalına doğru durur. İşitme sinirinin düğümü olan Spiral gangliyon, orta direk yapısı içindedir. Spiral gangliyonun merkeze giden sinir lifleri İşitme Sinirini ( Nervus cochlearis) oluşturur. İşitme siniri iç kulak kanalı yoluyla santral işitme sistemine gider. Spiral gangliyonun perifere giden lifleri ise kemik içinden geçerek “Korti organına” girer.
Korti Organı nedir, nasıl çalışır? Korti Organı, 32 mm uzunluğundaki baziler membran üzerinde yer alır. Dış saç hücreleri ve iç saç hücreleri (işitme hücreleri) Korti organının en önemli parçalarıdır.(şekil 6) Şekil 6: Kokleanın kesiti Dış saç hücreleri 15 000 tanedir ve üç sıra halinde dizilmiştir. Her birinin 100-120 tane saça benzer uzantıları (sterosilia) vardır ve uzantıların uzunlukları değişiktir. En uzun olanı Tektoriyal membrana sıkıca bağlantılıdır. Dış saç hücrelerinin aktif mekanik özelliği vardır. Devamlı kasılı kalabildiği gibi ses frekansına uygun olarak yüksek frekanslarda da kasılıp gevşeme şeklinde titreşimler yapabilir. Bu mekanik güç Baziler membranın titreşmesine yardım eder. Ses dalgaları Kokleada ilerlerken kendi frekans bölgelerine gelince dış saç hücrelerinin aktif katkısı ile dalga güçlenir. Baziler membranı sese uygun biçimde kuvvetle titreştiren asıl güç budur. İç saç hücreleri 5 000 tanedir ve bir sıra halinde dizilmiştir. Her birinin 60 saçsı uzantısı vardır ve hiç biri Tektoriyal membrana değmez, aktif hareket yeteneği yoktur. İç saç hücreleri Baziler membranın her titreşimini sezer ve sinirsel uyarı işaretine çevirir. Tektoriyal membran jel kıvamındadır. Kulak zarına gelen ses zarı ve kemikçikleri titreştirir. Üzengi (stapes) kemikciği piston veya kapı hareketine benzer şekilde titreşerek iç kulak sıvısını dalgalandırır. Baziler membran, çevresindeki iç kulak sıvısının titreşimlerine uygun olarak titreşir. Baziler membranın titreşmesiyle işitme hücrelerinin duruşu değişir ve uzantıları ileri-geri hareketlenir. İç saç hücreleri, uzantılarının hareketlerini elektriksel işaretlere çevirerek kendine bağlı işitme sinir lifine aktarır. Böylece ses, şekil değiştirmiş olarak sinirler yoluyla beyindeki işitme bölgesine (akustik korteks) gönderilir. Korti organındaki işitme hücreleri, baziler membran üzerinde bir piyanonun tuşları gibi dizilmiştir. Saniyede 20 ile 20.000 arasında titreşimleri olan sesler için ayrı işitme hücreleri çalışır. İnce sesler salyangozun tabanındaki, kalın sesler salyangozun tepesindeki işitme hücreleri tarafından işitilir. Böyle nazik ve hassas bir sistemin bozulması ve osilasyon yapması ihtimali elbette vardır. Bu ihtimal gerçekleştiğinde Tinnitus duyulmaktadır.
İşitme bozukluklarının temelindeki olaylar nelerdir? İletim türü işitme kaybı esas olarak kulak zarı, çekiç-örs-üzengi kemikçiklerindeki sorunlar nedeniyle meydana gelir. Bu nedenle orta kulak sağırlığı da denilebilir. Odyogramda kemik yolu ile ses iletimi, hava yolu ile ses iletiminden daha iyidir. örnek: Kulak zarındaki çok büyük delikler Kemikçiklerin eriyerek birbirleriyle bağlantısının kopması Otoskleroz Timpanoskleroz (kemikçiklerin çevre yapılara tamir dokusu ile sabitleşmesi) Orta kulakta sıvı birikmesi (seröz otit) Sensörinöral işitme kaybı, koklea veya işitme sinirindeki bozukluklar nedeniyle sesin işitilememesidir. Odyogramda hem hava yolu ile, hem kemik yolu ile ses iletimi azalmış bulunur.
Fısıltı testi işitme kaybının anlaşılmasında gerçekten yararlı mıdır? Bir kişinin işitmesindeki azalma, konuşmalardaki bazı kelimeleri kaçırmaya başladığında, oldukça belirgin duruma gelir. Kaba bir test olmakla birlikte kolaylığı, Fısıltı testini, deneyimli hekimlerin etkin biçimde kullanmasını sağlar. Fısıltı, soluğumuzu verdikten sonra ciğerimizde kalan hava ile çıkarılır. Dudaklar gösterilmeden fısıldanmış kelimeleri hastanın doğru olarak tekrarladığı mesafe: Hafif işitme kaybında ====> 4 m de büyük, 6m den küçük Orta işitme kaybında ====> 1 m de büyük, 4m den küçük Ağır işitme kaybında ====> 25 cm de büyük, 1m den küçük Tam sağırlıkta ====> 25 cm den küçüktür Tam sağırlıkta sessiz bir odadaki normal konuşma hiç işitilmez
Odyometre ile saf ses işitme testi (odyogram) nasıl yapılır? İşitmesi ölçülecek kişi ses geçirmez bir özel odaya oturtulur ve kulaklıklar takılır. 250-500-1000-2000-4000-8000 Hz frekanslarındaki saf ton sesler sırasıyla dinletilir. Her sesin ancak işitilebildiği seviye o frekanstaki işitme eşiğidir. Bu işitme eşiklerinin bir grafik üzerine noktalar şeklinde işaretlenip yakın noktaların birleştirilmesiyle odyogram denilen işitme eğrileri elde edilir. Bu, hava yolu ile işitme ölçümüdür. Kulak arkasındaki kemiğe vibratör yerleştirilerek benzer şekilde kemik yolu işitmesi de ölçülür.
Tinnitusun maskelenmesiyle ilgili bilinen bazı özellikler nelerdir? Biri maskeleyen diğeri maskelenen olmak üzere özellikleri bilinen iki gerçek ses normal bir kulağa verildiğinde kişinin neler duyabileceğini tam olarak kestirebiliyoruz. Oysa maskelenen sesin yerini tinnitus aldığında hiçbir şey önceden kestirilememektedir. Bunun nedenlerini bilindiği kadarıyla sıralayalım: a. Tinnituslu kulağın maskeleyen sesi nasıl algıladığı, işitmede yüksek frekanslarda kayıplar ve bozulmalar olduğu için tam olarak bilinememektedir. Ayrıca tinnituslu kulak yorgunluk ve işaret erimesi özellikleri de taşır. b. Tinnituslu kulakta maskelenen işaret tinnitustur. Tinnitusun frekansı, spektrumu, yüksekliği ve zaman içindeki yükseklik ve frekans değişmeleri gerçek sesler kadar iyi belirlenemez. Bu yüzden maskeleme işleminin nasıl gelişeceği önceden belirlenemez. c. Tinnitus hiç bir zaman gerçek bir ses gibi davranmaz. d. İki gerçek sesin etkileşmesi ancak aynı kulakta olur. Oysa bir kulaktaki tinnitus, diğer kulağa verilen uygun bir sesle maskelenebilir. e. İki gerçek ses arası etkileşim uzun süre değişmeden devam eder. Oysa tinnitusun maskelenmesinde etki uzun süre devam edebileceği gibi yorgunluk da oluşabilir, veya maskelenme hiç gerçekleşmeyebilir. Soru 46: Tinnitusun mekanizmalarını açıklayan tezler hakkında genel bilgi verebilirmisiniz? Cevap 46: Tinnitus işitme sisteminin çalışmasındaki bir bozukluğun işaretidir. işitme sistemi oldukça karmaşık organ, yollar, bağlantılar ve sinirsel yapılardan oluşur. Bu yapıların tümünün oluşturduğu sistem tanıma, belleme, öğrenme ve habituasyon gibi yüksek düzeyde işlevlere sahiptir. Böyle tümüyle açıklanması bile henüz gerçekleşmemiş bir sistem içinde tinnitusun oluştuğu yeri kesinkes saptamak mümkün değildir. Örneğin, otoskleroz yüzünden ameliyat (stapedotomi) olan bir hastanın yaşadıkları çok çarpıcıdır. Başlangıçta tinitusun yeri kulakta üzengi kemikçiğinin tabanındaki otoskleroz odağıdır. Fakat ameliyattan sonra tinnitus katlanılmaz dereceye çoğalmıştır. Daha sonra bir dizi ameliyatla koklea iptal edilerek tümüyle çıkarılmış ve işitme siniri kesilmişse de hiç yarar sağlanmamıştır. Tinnitus, her ameliyattan sonra azalmışsa da kısa bir süre geçince eskisinde daha çok olarak ortaya çıkmıştır. Benzeri hiç bir hasta ameliyatla tinnitustan kurtulamamıştır. Öyle gözüküyor ki her ameliyat ile tinnitusun yeri işitme sisteminde biraz daha beyine doğru kaymıştır. Subjektif tinnitustan sorumlu mekanizmalarla ilgili spekülasyonları sıralayalım: 1. Kokleadaki mekanik işlemler 2. İşitme siniri liflerinin anormal faaliyeti: Bu görüşe göre bazı tinnituslar işitme siniri liflerindeki anormal faaliyetten kaynaklanır. Sinirlerin kılıflarındaki bozukluklar anormal faaliyetlerin ortaya çıkmasında asıl sorumlu sebeptir. Bu anormal faaliyetler tinnitus sesi olarak duyulur. 3. Kokleada efferent (beyinden kulağa) kontrol
|