Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Kasım 23, 2008, 02:38:08 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Vücudun YaÄŸ depolaması Ve YaÄŸ Yakması  (Okunma Sayısı 311 defa)
hemsireler
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5273


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Mart 08, 2008, 10:07:32 ÖS »

Vücudun yakamadığı besinler yağ olarak depo edilir. Kilonuz gerekenden fazlaysa bir ara vücudunuzun ihtiyaç duyduğundan fazla besin aldığınız, ya da uygun olmayan besinleri yediğiniz an­laşılır. Vücudunuz enerjiye çevirerek yaktığından daha fazla besin alıyorsa, bu besinin kalanı yağ olarak depo edilip saklanacaktır. Vücudunuzda 9-13 kilo arasında bir fazlalık varsa toplu sayılırsı­nız. Bu hiç de istenecek bir şey değildir. Kilolar bundan da fazlay­sa şişmanlığın yolunu tutmuşsunuz demektir. Hem bu durumda iş çığnndan da çıkabilir. BU devrede şişmanlık, bir estetik sorunu olmaktan çıkarak, ciddi bir tıp problemi halini alır. Bir doktor kontrolünde olmadıkça hiçbir rejime kalkışmamalısınız. Hem siz bilinmeyen nedenler yüzünden, vücudu besinleri gereken şe­kilde yakamayan biri de olabilirsiniz. Rejim yapmayı isteyen her­kese önce bir doktora baş vurup izin alması salık verilir. Fakat pek az kimse bunu yapar. Normal, sağlıklı bir insan sınırlı, makul bir rejime başlayabilir ama, bu yüzden vücudu sarsan durumlar ortaya çıkarsa hemen doktora başvurmalıdır.
Rejimde kliÅŸeleÅŸmiÅŸ bir söz vardır. Bazı kimselerin çok az ye­mek yemekle birlikte daima topladıkları, buna karşılık çok yemek yiyen bazı tiplerin de daima ince kaldıkları söylenir. Böyle birbi­rinden çok farklı iki grup bulunduÄŸu doÄŸrudur. Son araÅŸtırmalar daima kilolarını koruyan tiplerde fazla besinin metabolizmayı hız­landırdığını ortaya koymuÅŸtur. Böylece alınan fazla besin de hız­lanan metabolizma sayesinde yakılmakta, daima denge saÄŸlanmak­tadır. Kolaylıkla ÅŸiÅŸmanlayan insanlara daha çok yiyecek veril­diÄŸinde metabolizmalarında bir hızlanma görülmez. Bu tipler daha da ÅŸiÅŸmanlarlar. Tipler arasındaki bu fark ender olarak hesaba katılmaktadır.                                                                       
Neden? Kimse bu konuda herşeyi bilemiyor. Aldıkları besinleri kolaylıkla yakarak vücudu kontrol edebilenlerle bunu başarama­yanları biyolojik olarak birbirlerinden ayırmaya imkân yoktur. Bu, çok ince, hassas bir dengedir. Bunun nedeni metabolizmaya, psikolojik doruma, salgı bezlerinin çalışmasına, ya da bu etken­lerden birkaçının bir araya gelmesine bağlı olabilir. Bilim adam­ları, bir ipucu bulabilmek için vücuttaki yağ hücrelerini incele­mişler, bu arada şişman insanlar kilo kaybettikleri zaman yağ hüc­relerinin küçülüp büzüldüğünii, fakat hücre sayısının aynı kaldığını görmüşlerdir.
Bu durumdan da olgunlaştığınız zaman vücudunuzda belirli sayıda yağ hücresi olduğu düşüncesi doğmaktadır. Bu yüzden, şişmanlık, zorlukla tedavi edilmesine karşılık, daha kolaylıkla önlenebilir. Çocuklukta fazla beslenmenin olgun insanlarda ciddi şişmanlık problemlerine yol açtığı iddia edilmektedir. Soy çekimi de bir etken olabilir. Yalnız, bu çocuğun sadece ailedekilerin fazla yemek yemelerini taklit etmesi anlamına gelmez. Her insa­nın vücudunda küçük yaşlarda bir temel hücre planı ortaya çı­kar. Vücut bu plana göre çalışmasına devam eder. Her insanın be­lirli bir ağırlık düzeyi vardır, vücut bunu korumak için gayret gösterir. Kilo zorlukla kaybediliyor, ya da alınıyorsa insanı esas ağırlığına dönmeye zorlayan bir güç var demektir. Normal in­sanlarda bu güç onların lehine çalışır; şişmanlığa meyli olan tip­ler için ise bu ayrıca savaşmaları gereken bir etken olur. Çünkü vücut verilen kiloyu almak, eski şişmanlığa dönmek için güçlü bir eğilim duymaktadır. Vücut uzun süre içinde yağlanmışsa, daha az miktarlarda, daha iyi besinler yemek için irade gücüne sahip olmanız gerekecektir.
Vücudun her tarafında yağ hücreleri bulunur, bunlar bir arada bir organ gibi davranırlar; yani, yağ hücrelerinin de kendi metabo­lizmalarını sağlamalarına yarayan bol kan kaynakları vardır. Yağ organı gerçekten çok büyüktür. Bu, kilosu normal bir kimsede, vücut ağırlığının % 10-25'i arasında değişir. Şişman bir insanday-sa bu yağ vücudun yarı ağırlığı kadar olabilir. Bazı yağlar hayati organları korurlar, bu yüzden yağ ne belirli bir düzeyin altına in­meli, ne de fazla yükselmelidir. Bununla birlikte, yağ hücrelerinin çoğu derinin hemen altındaki "adipose" doku tabakasında bulu­nur. Bu tabaka vücudu çarpmalardan korumak, bir yalıtkan gö­revi yapmak, ısıyı tutmak, besinlerin metabolizasyonunu sağ­lamak, yağ yakmak gibi türlü yararlı işler görür. Fakat en önemli­si, yağı depo eder. Bu tabaka, vücudun yağ deposudur, genellikte de burada yağ çok boldur.
Bu yağ birikimi çok yoğunlaşırsa, o zaman deri altında fazla yağ olduğu anlaşılır. Bu yağın üstündeki deri bir portakal kabuğu gibi tuhaf şekilde buruşur. Buna da "selülit" denilir. Bu sözü Fransızlar icat etmişlerdir, selülidin özel bir tür yağ olduğunu, bunu ortadan kaldırmak için de özel usullere baş vurmak gerek­tiğini ileri sürmüşlerdir. Oysa, içinde bol su bulunan alelade yağ­dır bu. Bundan kurtulmak için de, rejimle birlikte, egzersiz yap­malı, vücudun su tutmasını denetlemelidir.
Yemek, sinirlerle, kaslarla ilgili bir çalışma olmakla birlikte, daha çok, beynin bir işlevi sayılır. Beyinde belirli kontrol merkezleri bulunmaktadır. Bunların hipotalamus kesiminde ol­duğu sanılmaktadır. Bu merkezler yemek yemek, yenilecek miktar, yemek yemeği kesmek gibi kararları verip sinirler vasıta­sıyla bildirirler. Araştırmacıların hipofiz (pitüer) salgı bezinin sal­gıladığı bir hormon konusunda umutları vardır. Bu hormonun yağları harekete geçirdiği sanılmaktadır. Bu hormon, bulunmuş, fakat henüz kullanma safhasına getirilmemiştir. İşin ilginç yönü de bu hormonu oruç tutan kimselerle yağa, proteine dayanan re­jim uygulayan kimselerin vücutlarının çıkarmasıdır. Normal, karışık besinlerden oluşan yiyeceklerle rejim yapan kimseler bu hormonu çıkarmamaktadırlar. Sadece karbonhidratlardan mey­dana gelen düşük kalorili rejimleri uygulayanlar da bu hormonu çıkarmıyorlar.
« Son Düzenleme: Mart 08, 2008, 10:10:03 ÖS Gönderen: hemsireler » Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Cilt Bakimi Bilim ve Teknoloji Saglik gebelik Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!