|
hemsireler
|
 |
« : Mart 08, 2008, 10:07:32 ÖS » |
|
Vücudun yakamadığı besinler yaÄŸ olarak depo edilir. Kilonuz gerekenden fazlaysa bir ara vücudunuzun ihtiyaç duyduÄŸundan fazla besin aldığınız, ya da uygun olmayan besinleri yediÄŸiniz anÂlaşılır. Vücudunuz enerjiye çevirerek yaktığından daha fazla besin alıyorsa, bu besinin kalanı yaÄŸ olarak depo edilip saklanacaktır. Vücudunuzda 9-13 kilo arasında bir fazlalık varsa toplu sayılırsıÂnız. Bu hiç de istenecek bir ÅŸey deÄŸildir. Kilolar bundan da fazlayÂsa ÅŸiÅŸmanlığın yolunu tutmuÅŸsunuz demektir. Hem bu durumda iÅŸ çığnndan da çıkabilir. BU devrede ÅŸiÅŸmanlık, bir estetik sorunu olmaktan çıkarak, ciddi bir tıp problemi halini alır. Bir doktor kontrolünde olmadıkça hiçbir rejime kalkışmamalısınız. Hem siz bilinmeyen nedenler yüzünden, vücudu besinleri gereken ÅŸeÂkilde yakamayan biri de olabilirsiniz. Rejim yapmayı isteyen herÂkese önce bir doktora baÅŸ vurup izin alması salık verilir. Fakat pek az kimse bunu yapar. Normal, saÄŸlıklı bir insan sınırlı, makul bir rejime baÅŸlayabilir ama, bu yüzden vücudu sarsan durumlar ortaya çıkarsa hemen doktora baÅŸvurmalıdır. Rejimde kliÅŸeleÅŸmiÅŸ bir söz vardır. Bazı kimselerin çok az yeÂmek yemekle birlikte daima topladıkları, buna karşılık çok yemek yiyen bazı tiplerin de daima ince kaldıkları söylenir. Böyle birbiÂrinden çok farklı iki grup bulunduÄŸu doÄŸrudur. Son araÅŸtırmalar daima kilolarını koruyan tiplerde fazla besinin metabolizmayı hızÂlandırdığını ortaya koymuÅŸtur. Böylece alınan fazla besin de hızÂlanan metabolizma sayesinde yakılmakta, daima denge saÄŸlanmakÂtadır. Kolaylıkla ÅŸiÅŸmanlayan insanlara daha çok yiyecek verilÂdiÄŸinde metabolizmalarında bir hızlanma görülmez. Bu tipler daha da ÅŸiÅŸmanlarlar. Tipler arasındaki bu fark ender olarak hesaba katılmaktadır. Neden? Kimse bu konuda herÅŸeyi bilemiyor. Aldıkları besinleri kolaylıkla yakarak vücudu kontrol edebilenlerle bunu baÅŸaramaÂyanları biyolojik olarak birbirlerinden ayırmaya imkân yoktur. Bu, çok ince, hassas bir dengedir. Bunun nedeni metabolizmaya, psikolojik doruma, salgı bezlerinin çalışmasına, ya da bu etkenÂlerden birkaçının bir araya gelmesine baÄŸlı olabilir. Bilim adamÂları, bir ipucu bulabilmek için vücuttaki yaÄŸ hücrelerini inceleÂmiÅŸler, bu arada ÅŸiÅŸman insanlar kilo kaybettikleri zaman yaÄŸ hücÂrelerinin küçülüp büzüldüğünii, fakat hücre sayısının aynı kaldığını görmüşlerdir. Bu durumdan da olgunlaÅŸtığınız zaman vücudunuzda belirli sayıda yaÄŸ hücresi olduÄŸu düşüncesi doÄŸmaktadır. Bu yüzden, ÅŸiÅŸmanlık, zorlukla tedavi edilmesine karşılık, daha kolaylıkla önlenebilir. Çocuklukta fazla beslenmenin olgun insanlarda ciddi ÅŸiÅŸmanlık problemlerine yol açtığı iddia edilmektedir. Soy çekimi de bir etken olabilir. Yalnız, bu çocuÄŸun sadece ailedekilerin fazla yemek yemelerini taklit etmesi anlamına gelmez. Her insaÂnın vücudunda küçük yaÅŸlarda bir temel hücre planı ortaya çıÂkar. Vücut bu plana göre çalışmasına devam eder. Her insanın beÂlirli bir ağırlık düzeyi vardır, vücut bunu korumak için gayret gösterir. Kilo zorlukla kaybediliyor, ya da alınıyorsa insanı esas ağırlığına dönmeye zorlayan bir güç var demektir. Normal inÂsanlarda bu güç onların lehine çalışır; ÅŸiÅŸmanlığa meyli olan tipÂler için ise bu ayrıca savaÅŸmaları gereken bir etken olur. Çünkü vücut verilen kiloyu almak, eski ÅŸiÅŸmanlığa dönmek için güçlü bir eÄŸilim duymaktadır. Vücut uzun süre içinde yaÄŸlanmışsa, daha az miktarlarda, daha iyi besinler yemek için irade gücüne sahip olmanız gerekecektir. Vücudun her tarafında yaÄŸ hücreleri bulunur, bunlar bir arada bir organ gibi davranırlar; yani, yaÄŸ hücrelerinin de kendi metaboÂlizmalarını saÄŸlamalarına yarayan bol kan kaynakları vardır. YaÄŸ organı gerçekten çok büyüktür. Bu, kilosu normal bir kimsede, vücut ağırlığının % 10-25'i arasında deÄŸiÅŸir. ÅžiÅŸman bir insanday-sa bu yaÄŸ vücudun yarı ağırlığı kadar olabilir. Bazı yaÄŸlar hayati organları korurlar, bu yüzden yaÄŸ ne belirli bir düzeyin altına inÂmeli, ne de fazla yükselmelidir. Bununla birlikte, yaÄŸ hücrelerinin çoÄŸu derinin hemen altındaki "adipose" doku tabakasında buluÂnur. Bu tabaka vücudu çarpmalardan korumak, bir yalıtkan göÂrevi yapmak, ısıyı tutmak, besinlerin metabolizasyonunu saÄŸÂlamak, yaÄŸ yakmak gibi türlü yararlı iÅŸler görür. Fakat en önemliÂsi, yağı depo eder. Bu tabaka, vücudun yaÄŸ deposudur, genellikte de burada yaÄŸ çok boldur. Bu yaÄŸ birikimi çok yoÄŸunlaşırsa, o zaman deri altında fazla yaÄŸ olduÄŸu anlaşılır. Bu yağın üstündeki deri bir portakal kabuÄŸu gibi tuhaf ÅŸekilde buruÅŸur. Buna da "selülit" denilir. Bu sözü Fransızlar icat etmiÅŸlerdir, selülidin özel bir tür yaÄŸ olduÄŸunu, bunu ortadan kaldırmak için de özel usullere baÅŸ vurmak gerekÂtiÄŸini ileri sürmüşlerdir. Oysa, içinde bol su bulunan alelade yaÄŸÂdır bu. Bundan kurtulmak için de, rejimle birlikte, egzersiz yapÂmalı, vücudun su tutmasını denetlemelidir. Yemek, sinirlerle, kaslarla ilgili bir çalışma olmakla birlikte, daha çok, beynin bir iÅŸlevi sayılır. Beyinde belirli kontrol merkezleri bulunmaktadır. Bunların hipotalamus kesiminde olÂduÄŸu sanılmaktadır. Bu merkezler yemek yemek, yenilecek miktar, yemek yemeÄŸi kesmek gibi kararları verip sinirler vasıtaÂsıyla bildirirler. AraÅŸtırmacıların hipofiz (pitüer) salgı bezinin salÂgıladığı bir hormon konusunda umutları vardır. Bu hormonun yaÄŸları harekete geçirdiÄŸi sanılmaktadır. Bu hormon, bulunmuÅŸ, fakat henüz kullanma safhasına getirilmemiÅŸtir. İşin ilginç yönü de bu hormonu oruç tutan kimselerle yaÄŸa, proteine dayanan reÂjim uygulayan kimselerin vücutlarının çıkarmasıdır. Normal, karışık besinlerden oluÅŸan yiyeceklerle rejim yapan kimseler bu hormonu çıkarmamaktadırlar. Sadece karbonhidratlardan meyÂdana gelen düşük kalorili rejimleri uygulayanlar da bu hormonu çıkarmıyorlar.
|