Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Şubat 09, 2012, 07:19:40 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BoÅŸalma Güçlüğü  (Okunma Sayısı 181 defa)
angel
Global Moderator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5148


Üyelik Bilgileri
« : Aralık 02, 2007, 08:22:42 ÖS »




Erkeklerin çoğu, sevişme sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hatta yeterince heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir erkek orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında en yaygın olanı budur. Bazılarında boşalma, penis daha dölyoluna girmeden bile olabilir. Çoğundaysa, bir iki sürtünmenin ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda, cinsel birleşme gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın içindeyken olmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.

Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli bir haz verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme, heyecanlanma ve cinsel gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma ve rahatlamayla gelen haz da o kadar büyük olur. Dolayısıyla, erken boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz, uzun süreli bir sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az olacaktır. Bunun da ötesinde, birşeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen böyle bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik, başarısızlık ve kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.


Erken boşalma, genellikle, ilk cinsel deneylerini hep "aceleyle" yaşamış kişilerde görülür. Bu deneylerin esas amacı, erkeğin cinsel geriliminin fazla gecikmeden giderilmesidir ve kadın da, eğer varsa, sadece bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç durumundadır. İlk gençlik yıllarında erkeklerin genelevlerdeki ilişkileri ya da genel olarak, hiçbir mahremiyet koşulunun bulunmadığı durumlarda aceleyle tamamlanan cinsel birleşme deneyleri, erkeklerde erken boşalmayı bir alışkanlık haline getirebilir. Aynı şekilde, yakalanma korkusu içinde yapılan masturbasyon da, eğer çok sık denenen bir doyum yolu haline gelmişse, cinsel birleşme sırasında erken boşalmanın nedeni olabilir. Erkek yaşantısında çok sık görülen bütün bu deneylerin ortak yanı, yakalanma korkusundan veya herhangi bir başka nedenden ötürü orgazmını aceleye getirmesidir. Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boşalma arasındaki süre, kadın erkek arasındaki bedensel ve ruhsal temasın verdiği haz duygusuyla değil, gerginlik, kaygı ve sabırsızlıkla doludur. Erkek bu süreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle ki, bunun yarattığı koşullanma, onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde duyarlılaşmasına neden olduğu için, daha sonra kadınlarla girişeceği cinsel birleşme deneylerinde de erken boşalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boşalmadan yakınan erkeklerin çoğu, merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlı kişilerdir. Bu durum, çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarına neden olmuştur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaşmaları, onları ergenlik çağına doğru daha da duyarlı ve kaygılı kişilere dönüştürmüştür. İngiltere ve Amerika'da kliniklerde yapılan gözlemler, erken boşalma sorunundan yakınan erkeklerin genellikle çevrelerinden kopuk kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu kopukluk ya çok ürkek ve ezik bir kişilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve iddialı davranışlarda kendini belli etmektedir. Bu tür kişiler, başkalarının kendileri hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varan bir önem vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetikte durmakta, kimseye güvenmemektedir. Çoğu zaman ilk cinsel deneylerini büyük bir gizlilik içinde yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendilerini ayıplamasından korkmaktadırlar. Kadınlarla ilk ilişkilerinde de, özellikle fazla değer vermedikleri, bağlanmayacakları kadınları seçmişler ve gerçek doyuma ulaşmaktan çok erkeklik güçlerini kanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha sonraları, uzun süreli bir ilişkiye girdiklerinde de, erken boşalmanın ve doyumsuzluğun ilk belirtileriyle karşılaşmışlardır.
KuÅŸkusuz, bu türden komplekslerden uzak, rahat kiÅŸiler de erken boÅŸalma sorunuyla karşılaÅŸabilir. Sırf baÅŸka bir eÅŸ bulamamaktan ötürü edinilen bir genelev alışkanlığı, oldukça sık görülen bir nedendir. Erkek cinselliÄŸi ile kadın cinselliÄŸi arasındaki fark da bir etken olabilir: erkekler görsel uyarılardan ÅŸiddetle etkilenirler, eÅŸlerinin çıplak bir görüntüsü onlara ilk heyecanı vermeye yeter, bundan sonra gelen bir fiziksel temas, bir sürtünme, onları kolayca orgazma götürebilir. Oysa kadınların heyecanı, çoÄŸu zaman ancak dokunsal uyarıların, bedensel temasın belli bir aÅŸamasında baÅŸlar; ve orgazma ulaÅŸmaları için de oldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoÄŸu, küçüklüklerinde çiÅŸlerini tutmayı öğrendikleri gibi, yetiÅŸkinliklerinde de orgazmlarını geciktirmeyi öğrenirler, ama aşırı heyecanlı, duyarlı ya da düpedüz bilgisiz olanlar bunu baÅŸaramayabilir ya da gerek duymayabilirler. EÄŸer çok köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa, erken boÅŸalma basit cinsel terapi teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunla karşılaÅŸmış çoÄŸu erkek, dikkatlerini baÅŸka bir ÅŸeye çevirerek, örneÄŸin iÅŸlerini düşünerek ya da birden yüze kadar sayarak boÅŸalmayı geciktirmeye çalışırlar. Ama bu , çok etkin bir çözüm deÄŸildir; hatta erkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiÄŸi de olur. Dahada önemlisi, bu yöntem, erkeÄŸin kendini bütün varlığıyla cinsel coÅŸkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel ÅŸartı da budur. Bir baÅŸka denenmiÅŸ yol da, erkeÄŸin kadına hiç acele etmeden, yumuÅŸakça girmesi ve bir süre hareket etmeden bu durumda kadının üzerinde yatmasıdır. Bu durumda penis, vajina içinde hiç hareketsiz dururken, erkek karnını kadının klitoris bölgesine ağır ağır ama bastırarak sürtebilir. Bu kendi boÅŸalmasını geciktirirken, kadının orgazmını hızlandıracaktır. Bu tür teknikler, boÅŸalmayı geciktirmekle birlikte, erkeÄŸin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrollu davranmasını gerektirdikleri için, cinsel birleÅŸmeden alınan zevki azaltırlar. Bunların hepsinde, erkek, doyurucu bir cinselliÄŸin ana koÅŸulu olan kadınla iletiÅŸim ve bütünleÅŸme yerine kendi hareketlerini aşırı ölçüde kontrol edecek, kendisiyle baÅŸbaÅŸa kalacaktır. Buna karşılık, kadın eÅŸin de cinsel terapide aktif bir rol alması, terapiyi de seviÅŸmenin bir parçası haline getireceÄŸi için alınan sonuçlar daha baÅŸarılı olmaktadır.  Masters ve Johnson tarafından geliÅŸtirilen ve iki eÅŸ arasında uygulanan bir yöntem ÅŸudur: herÅŸeyden önce kadınla erkek mutlaka orgazma ulaÅŸma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yatakta sırtını bir yastığa dayayarak oturur. Erkek, başı kadının göğsüne yaslanacak ÅŸekilde, kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarını açar. Bundan sonra kadın, dikleÅŸene kadar erkeÄŸin penisiyle oynar. Erkek, boÅŸalmanın yaklaÅŸtığını hissettiÄŸi an kadına iÅŸaret eder. Bunun üzerine kadın, penisin başını kuvvetlice sıkar; bu sıkma dört saniye kadar devam etmelidir. Bu, boÅŸalma dürtüsünün zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eÅŸinin penisini uyarmaya baÅŸlar. Erkek boÅŸalmak üzere olduÄŸunu haber verince kadın yine sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boÅŸalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır. ErkeÄŸin bundan önce orgazma ulaÅŸmasında bir sakınca yoktur. Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra, sıra penisin dölyoluna giriÅŸine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir "sıkma" uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleÅŸmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeÄŸin sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması ÅŸeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeÄŸin dölyoluna girme duygusuna yavaÅŸ yavaÅŸ alışmasıdır. BoÅŸalmanın yaklaÅŸtığını anlayınca kadına iÅŸaret edecek ve o da gövdesini erkeÄŸin üstünden biraz kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aÅŸamasına geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araÅŸtırma dönemi içinde, bu yöntemi uygulayan 186 hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir.

Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Evde Bakım Hemşire Saglik gebelik Hemşireler Forumu Sa�l�k ve T�p
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!