|
angel
|
 |
« : Ekim 04, 2007, 02:26:59 ÖS » |
|
Yemek, içmek ve barınmak! Var oluşumuzun olmazsa olmaz koşulları… Tür’ün uzak geçmişinde, üretmek ve yeniden üretmek adına avcılık ve tarım ile başlayan bu serüven, sanayi toplumunda tüketmek ve yeniden tüketmek adına tüketici avına dönüştü. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, barındığımız her şey ama her şey tüketilsin de, serbest rekabetin adaleti(!) yerini bulsun diye. Sevgi bile öyle!
Sözüm ona bilgi toplumu küreselleşme, duyarsızlığımız ile birlikte beslenme tarzımızı da geliştirdi(!). Daha seri et tüketimi için kurulan fabrikalarda pres edilerek yetiştirilen hayvanlar, verimi arttırmak amacıyla kullanılan kimyasal katkı maddeleri, antibiyotikler ve toprağa salınan milyonlarca metreküp zehirli gübre… Bu tür işlemlerden nasibini almış yoğun et tüketimi ile kolon kanserleri arasında ilinti arayışım, hiç de abartılı bir kuşku değildir. İstatistikler bunun açık örnekleridir. Bugün kolon kanseri, kanser nedeniyle ölüme sebebiyet veren hastalıklar arasında üçüncü sırada yer almaktadır.
Kalın bağırsaklarımız iki kısımdır: Kolon ve rektum. Rektum, kalın bağırsağımızın son kısmıdır. Kalın bağırsak kanseri deyince her iki bölgeyi de içeren hastalığı anlıyoruz ve bunu Kolo-Rektal kanser olarak ifade ediyoruz. Ancak pratikte kolon kanseri deyimini her iki durum için de kullanmaktayız.
Kolon kanseri yaş ve cins ayrımı yapmaz. Kadınları ve erkekleri eşit oranda etkiler. Hastaların %90’ı 50 yaş üzerindedir. 50 yaşından sonra daha sık görülse de bu, mutlak değildir. Genç yaşlarda da görülmektedir. Kolon kanseri belirtilerinden biri dahi olsa, yaş düşünülmeden gerekli önlemler alınmalıdır.
Her kanser için erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Kolon kanseri, erken tanısı ile bunlar arasında tedaviye en iyi yanıt verenidir. Misal, tarama testleri ile saptanan bir polip(tomurcuk), henüz kanserleşmeye fırsat bulmadan çıkarılarak önü alınabilir. Bu, kolonoskopi adı verilen video kameralı bir işlem ile gerçekleştirilir. Bağırsaklarımızda yer alan polipler, kolon kanserlerinin en büyük nedenidir.
Kimler risk altındadır?
*45 yaş ve üzerinde olanlar
*Ana,baba veya akrabalarında kolon kanseri olanlar
*Meme, yumurtalık, rahim kanseri olanlar
*Müzmin Kolit’i olanlar
Ne yapmalıyız?
*Risk taşıyorsanız tarama testi yaptırın
*Bol sebze ve meyve tüketin
*Yağ tüketimini azaltın
*Kırmızı eti azaltın
*Sigara ve alkolü bırakın
*Spor yapın
Tarama testi nedir?
*45 yaşından sonra her yıl dışkıda gizli kan aranır
*50 yaşından sonra 5 yılda bir Kolonoskopi yapılır
*50 yaşından sonra 5 yılda bir Kolon grafisi çekilir
*Ailede kolon kanseri var ise:
45 yaşından sonra her 2 yılda bir kolonoskopi yapılır
*Kolit’i olanlara her yıl kolonoskopi yapılır
Belirtiler
*Kanlı dışkı
*Kabızlık
*İshal
*İncelmiş dışkı
*Dışkılama isteği, ama boşalamama
*Kansızlık
*Zayıflama
*Gaz ağrıları
Kolon kanserinde kesin tanı, kolonoskopi denilen yöntemle doğrudan gözlem ve alınan parçanın patolojik incelemesi ile konur.
Herkesin kendine özel bir dışkılama düzeni vardır. Bu, bazen her gün bazen de birkaç günde bir olur. Buna, kişiye özel alışkanlık da diyebiliriz. İşte bu alışkanlığın bozulması, düzensizliğin bir işareti olarak kabul edilmelidir. Ve burada yaşın önemi yoktur. Hangi yaşta olursa olsun mutlaka tarama testlerinden geçmek gerekir.
Kolon kanserinde en önemli bulgu kabızlık ve ishaldir. Kısa süreli değil, uzun süreli kabızlıklar söz konusu ise son derece ciddi davranmak gerekir. Aynı koşullar ishal için de geçerlidir. Bu tür rahatsızlıklarınız var ise asla hafife almayın, doktorunuzla paylaşın.
Kansızlık deyip geçmeyin! Kansızlık, mutlaka kesin bir tanıya oturtulmalıdır. Hemen demir ilacı alıp geçiştirmek, telafisi zor sonuçlara yol açabilir. Çünkü kolon kanserlerinin en sinsi belirtilerinden biri de kansızlıktır. Halsizlik, yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler bir kansızlığın ve dolayısıyla bir kolon kanseri’nin bulguları olabilir. Mutlaka dışkıda gizli kan taraması yapmak gerekir.
Kalsiyum tüketimi önemli
Kolon kanseri olan pek çok hastada yetersiz kalsiyum tüketimi olduğu gözlenmiştir. Kalsiyum gereksinimi için süt ve süt ürünleri kullanmak son derece pratiktir. Ayrıca ihtiyaç halinde tarafımızdan önerilecek kalsiyum tabletlerini kullanmanın, korunmada yarar sağlayacağına inanıyoruz.
Kömürde yanmış et yemeyin! Haşlama ya da fırında ızgara et tercih edin. Bol su tüketin. Meyve ve sebze tüketimine önem verin. Sigara ve alkolden uzaklaşın.
Kolit, Ülseratif Kolit ya da Kolitis Ülseroza gibi adlarla tanınır. Bu hastalık, müzmin bir bağırsak iltihaplanmasıdır. İshal, kabızlık, karın ağrısı, ateş gibi ataklar ile periyodik olarak senelerce devam edebilir. Böyle bir hastalığı olanlar, kolon kanseri adına risk taşıdıklarından her yıl kolonoskopi yaptırmaları gerekir.
|