|
angel
|
 |
« : Ekim 04, 2007, 09:44:52 ÖS » |
|
Hipertansiyon olarak bildiğimiz yüksek tansiyon da niceliğin niteliğe dönüşümüdür. Bu demektir ki o, öyle birdenbire ortaya çıkmaz. Umarsızlığa inat giderek yükselir ve hayati risk, ödemek zorunda kaldığımız bedel olur.
Yüksek tansiyon, yüksek basınç demektir. Yüksek basınç, bulunduğu yerde yüksek baskı yapan demektir. Yüksek baskının devamı kalp, beyin gibi hayati organlarımızda sorunlara yol açar. Beyin kanaması ve enfarktüs, bu ciddi sorunların önde gelenleridir.
Yüksek tansiyonu tedavi amacıyla önerdiğimiz ilaçları son derece dikkatli bir şekilde kullanın. “Bugün tansiyonum çok güzel” ya da “Bugün kendimi çok rahat hissediyorum” diyerek kullandığınız ilacı asla kesmeyin. Benzer yaklaşımlarla kendi kendinize doz azaltmasına gitmeyin. Mevcut gelişmelerden doktorunuzu mutlaka haberdar edin.
Kullandığınız ilaçlara bağlı yan etkiler hissedebilirsiniz. Bunlar çok hafif olduğu kadar son derece ciddi de olabilirler. Bu etkileri asla hafife almayın ve bizimle paylaşın. Böyle hallerde ilacın dozunda ya da türünde değişiklilik gerekebilir.
Açıklamaları okuyun İlaçların açıklayıcı bilgileri sizler için yazılmıştır. Mutlaka okuyun ve sormak istediklerinizi bizimle paylaşın. İlaçların etkileri ve yan etkileri çok kez kişiye özeldir. Bu nedenle “Bu ilaç Engin hanım da döküntü yapmış, ben de almayayım” demeyin..
Paylaşmaktan söz ediyorum. Bu, çok önemli bir isteklendirmedir. Hem psikolojik rahatlık sağlar hem de olası hatalara karşı güvence oluşturur. Sorunlarınızı doktor, aile, arkadaşlarınız ile paylaşın. Bazıları “ Sen de hastalık hastası olmuşsun arkadaş” deseler de siz yılmayın. Doğru, paylaştıklarınız ile paylaşmadıklarınız arasındaki farkı kapatmanın yoludur. Yüksek tansiyonun farkına varmak, onu izlemek ile olasıdır. Bunun için, hiçbir yakınmanız olmasa bile tansiyon ölçümü yaptırın. Ayni alışkanlığı çocuklarınıza da aşılayın. Yüksek tansiyonun erken tespiti üzüntü değil sevinç olmalıdır. Çünkü artık tedaviye direnen tansiyon yok gibidir. Düzenli ve disiplinli bir yaşam biçimi.. Bu, son derece önemli bir tarzdır. Bu tarza hepimizin sahip olması gerekir. Ancak bu şekilde ruh ve beden sağlığımızı korur, yeteneklerimizi geliştiririz.
Yüksek tansiyon tedavisinde ilk ve vazgeçilmez adım, ilaçsız tedavidir. Bu adım, yaşam biçiminizi düzene sokmak demektir. Bir başka deyişle bilinçli ve çağdaş yaşamak demektir. Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, düzenli uyku uyumak, abur cubur atıştırmamak, katı yağlardan uzak durmak, spor yapmaktır. İlaçsız tedavi olmadan ilaçlı tedavi olmaz!
Kullanmakta olduğunuz tansiyon düşürücü ilaçlar hakkında rekabete girmeyin, haklarında yapılan reklamlara da kanmayın. Herkesin ilacı kendinedir. Size etkili olan ilaç ya da ilaçlar, deneme-izleme yöntemi ile doktorunuzun size özel olarak kazanmış olduğu tecrübelerdir. İster tarafınızca ister başka bir hekim tarafından yapılan gereksiz ilaç değişimi, anlamsız olduğu kadar piyasa ahlakına da teslimiyettir.
Yeni başladığınız bir tansiyon düşürücü ilacın etkisi birkaç saat içerisinde ortaya çıkabilir. Ancak asıl ve kalıcı etki, 3 hafta sonrasınadır. Bu nedenle sabırlı olmanız gerekir. Acele edip ”Bu ilaç da bana iyi gelmiyor!” demeyin.
Bazılarımız kendini iyi hissettiği için tansiyon ilacını almak istemez, hatta almadığını gizler. Bu son derece yanlış bir davranıştır. İlacınızı birkaç gün kesmiş olsanız dahi tansiyonunuz normal çıkabilir ve sizi yanıltabilir. Ama sonra öyle bir gürültüyle geri döner ki… İşte bu nedenle tansiyon düşürücü ilaçlar, yalnızca kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlar içeceğiniz ilaçlar değildirler.
Dilaltı doğru mu? Kimi hastalarımız, tansiyonu ne zaman yükselse hemen dil altı ilaç kullanıyor. Bu da yersiz bir davranıştır. Ve aslında son derece ciddi sonuçlara yol açabilecek bir panik ataktır. Dilaltı ilaçların yersiz kullanılması şok, felç, körlük, hatta kalp krizlerine yol açabilir.
Tansiyon ölçtürme paniği yaşayanlar da az değildir. Bunu süratle aşmak gerek! “Doktorum merak etme, ben yükseldiğini anladığım zaman tansiyonumu ölçüyorum” demek doğru değildir. Düzenli ölçüm ve kayıt, ciddi risklere karşı güvence olduğu kadar rehaveti de önler.
Günlük tuz tüketimi 6 gramın altında olmalıdır. Yemekleri az tuzlu pişirmek, sofradan tuzluğu kaldırmak, turşu vb gıdalardan uzak kalmak gerekir. Yapay tuz olarak takdim edilen ve içeriğinde potasyum olan tuzlar ise bize danışılmadan kullanılmamalıdır. Potasyum düzeyini yükselten ilaçlar ile yapay tuzun birlikte kullanımı, tehlikeli hastalıklara neden olabilir.
İlaçsız tedavi için:
*Sigarayı bırak
*Alkolü azalt
*Tuzu kısıtla
*Yağı kısıtla
*Spor yap
Ne yapmalıyız?
*Tansiyon aleti edin
*Ölçümlerini kaydet
*İlaçsız tedaviye uy
*Prospektüs oku
|