Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Kasım 23, 2008, 12:21:58 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Retina ve Vitreus Hastalıkları  (Okunma Sayısı 123 defa)
angel
Global Moderator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5148


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 26, 2007, 12:19:37 ÖÖ »


 
 Göz küresi dıştan içe doÄŸru 3 kattan oluÅŸur. Bunlardan en dıştaki sklera gözün ÅŸeklini oluÅŸturan baÄŸ tabakasıdır; ortada damar tabakası ve en içte de sinir tabakası yer alır. Sinir tabakası, gözün saydam tabakası ve lensinden kırılarak gelen ışınların odaklanarak görüntünün oluÅŸtuÄŸu yerdir. Bu tabakaya retina adı verilmektedir. Retinanın merkezinde kalan ve keskin görmeyi de içerecek ÅŸekilde en çok kullanılan bölümüne maküla denir. Makülanın burun tarafında kalan kısmında görüntüyü algılanmak üzere beyne iletecek olan görme siniri yer alır. Göz küresinin arkada retina, önde ise lens ile sınırlı bölümünü dolduran jel tarzındaki sıvıya ise vitreus denir.
 
  Retina hastalıklarında muayene ve tanı yöntemleri 
  Retina, herhangi bir cerrahi giriÅŸim yapılmaksızın vücudumuz hakkında, özellikle de damar sistemi hakkında bilgi veren tek yapıdır, ancak bazı optik ortamlarla dış dünyadan ayrıldığı için kolayca görünüp muayenesi yapılamaz. Retinanın muayenesinin yapılabilmesi için bazı basit veya karmaşık teknik ve cihazların uygulanması gerekir. Göz bebeÄŸinin ilaçla büyütülmesi de bu muayeneyi oldukça kolaylaÅŸtıracaktır. 
 Oftalmoskopi: Oftalmoskopide bir ışık bir lens yardımıyla retinaya odaklanarak yapılar deÄŸerlendirilir. Bu amaçla deÄŸiÅŸik cihazlar kullanılır. Basit el aletleri retinanın düz görüntüsünü verir, görüntü büyüktür ve küçük bir alan incelenebilir. Daha ileri sistemlerde ışık farklı bir aletten verilir, elde tutulan deÄŸiÅŸik güçteki lenslerle muayene yapılır. Bu sefer oluÅŸan görüntü terstir, küçüktür ve geniÅŸ bir alanı içerir. Retinanın oftalmoskobik muayenesinde lenslerin yanısıra aynalı sistemler de kullanılabilir. 
 Renkli görme muayenesi: Renk görme bozuklukları çoÄŸunlukla kalıtsal olmakla birlikte bazı hastalıkların seyri esnasında da meydana gelebilir. Bu nedenle gerek ayırıcı tanıda gerekse takip aÅŸamasında renkli görme muayenesi önem arzeder. Renkli görme muayenesi Ishihara denilen ve renk beneklerinden oluÅŸan rakamlar ya da bulmacalarla yapılır. Bazen renk yumakları ile renk görme konusunda kabaca fikir edinilebilir. Daha karmaşık renkli görme muayene yöntemleri de vardır. 
 Fundus floresein anjiografi / İndosyanin yeÅŸili anjiografi: Bu iki yöntemde koldaki toplardamarlardan birinden renkli bir madde verilir ve bu madde göz damarlarından geçerken özel cihazlarla seri fotoÄŸraflar alınır. Bu ÅŸekilde retinanın yanısıra gözün damar tabakasının hastalıkları konusunda da iyi fikir elde edilir. 
  Göz ultrasonografisi: Ultrasonografi, ses dalgaları ile organların incelenmesine denir. Retinanın incelenmesinde çoÄŸunlukla kornea ve lens denilen gözün saydam tabakaları kullanılır. Ancak bu tabakalar saydam olmadığında ultrasonografi ile dolaylı bir deÄŸerlendirme yapma ÅŸansı mevcuttur. 
 Manyetik rezonans görüntüleme: Bu yöntem, güçlü bir manyetik alandaki atom çekirdeklerinin incelenmesi ilkesine dayanır. Atom çekirdeklerinin rezonansı sonucu elde edilen enerji içinde bol hidrojen bulunan yumuÅŸak dokuların görüntülenmesini saÄŸlar. Alınan görüntüler bilgisayarlı tomografi ile alınan görüntülere benzer, ama ondan daha iyi bilgi verir. 
 Retina elektrik akımlarının ölçülmesi: Elektroretinografi, elektrookülografi ve görsel uyarılmış potansiyeller gibi elektrik akımını ölçen yöntemlerle bazı hastalıkların tanısı erken dönemde konabilir ve takipleri yapılabilir. Bu amaçla göz ve çevresindeki bazı bölümlere elektrodlar yerleÅŸtirilir, elde edilen akımlar elektrokardiyografi gibi bir kağıt üzerine basılır. 
  Kohorent tomografi: Göze dokunmadan uygulanan bu görüntüleme yönteminde göz dokularının 10 mikron düzeyinde yüksek çözülümlü optik tomografisi yapılır. Görüntü oluÅŸturmak için optik yankılanmadan faydalanılır. 
  Retinanın doÄŸuÅŸtan bozuklukları
 
  Renk körlüğü: DoÄŸuÅŸtan olan renk körlükleri kısmi veya tamdır. Kısmi renk körlüğünde kiÅŸi kırmızı, yeÅŸil veya mavi renklerinden birini göremez. Tam renk körlüğünde ise kiÅŸi tüm renkleri gri olarak görür. Renk körlükleri erkeklerde daha sıktır ve tedavisi yoktur. 
  Albinizm: Normalde melanosit ismi verilen hücrelerde melanin yapılarak dokuların renklenmesi saÄŸlanır. Albinolarda bu maddenin yapımında sorun vardır. Dolayısıyla derileri pembe, saç, kirpik ve kaÅŸları beyaz görünür. Gözdeki renkli maddenin eksikliÄŸi nedeniyle direkt damar yapısının damarları görünür. Görme düşüktür, nistagmus denilen anormal göz hareketi olabilir ve ışığa karşı hassasiyet artmıştır. Albinoların bir kısmında sadece göz tutulumu izlenir.
DoÄŸuÅŸtan meydana gelen daha pekçok bozukluk vardır. Bunlar nadir görülürlür. Sık görülen bazı bozukluklara ise ileride temas edeceÄŸiz. 
  Retina distrofileri
 
  Retinitis pigmentoza (gece körlüğü, tavuk karası): Kalıtsal göz hastalıkları arasında en sık rastlananıdır. Akraba evliliÄŸinin yaygın olduÄŸu yörelerde daha çok görülür. DoÄŸuÅŸtan baÅŸlayan tipleri yanısıra ileri yaÅŸlarda ortaya çıkan ve farklı seyirler gösteren tipleri mevcuttur. İlk yakınmalar genellikle düşük ışıkta görme azalması ve karanlığa uyumun bozulması ÅŸeklindedir. İlerleyen evrelerde görme alanı çevreden baÅŸlayarak daralır ve merkezi görme iyi bile olsa hastalar eÅŸyalara çarparak yürürler. Kesin tedavisi olmamakla birlikte bazı vitamin ilaçlarıyla en azından ilerlemesinin yavaÅŸlatılabildiÄŸi ileri sürülmektedir. 
 
 Yüksek miyopi: İlerleyici miyopi, patolojik miyopi veya miyopi hastalığı olarak da bilinir. Gözün ön-arka eksende uzaması ile meydana gelir. BaÄŸ tabakasının uzaması içteki damar ve sinir tabakalarının da uzaması ve incelmesiyle görme kaybına yol açar. Bu direkt bir etki olabileceÄŸi gibi anormal damar oluÅŸumu, retina altı kanamaları, retina yırtık ve dekolmanları ÅŸeklindeki yüksek miyopiye ait sorunların bir sonucu da olabilir. Yüksek miyopide vitreusta da bozulmalar olur ve hastalar göz önünde uçuÅŸan cisimler görebilirler. 
Miyopinin ilerlemesini durdurmaya yönelik geçmiÅŸte bazı cerrahi iÅŸlemler uygulanmıştır, ancak baÅŸarılarının düşük olması nedeniyle günümüzde daha nadir olarak uygulanmaktadır. Yüksek miyopların sinir tabakası zayıf olduÄŸu ve yırtık riskinin yüksek olduÄŸu göz önünde tutularak gözlerine hafif de olsa darbe almaktan sakınmaları önerilir. 
 
 
 Stargardt hastalığı: Kalıtsal bir hastalık olup makülayı tutar. İlk belirtisi genç yaÅŸlarda her iki gözde görme azalmasıdır. İleri yaÅŸlarda görme daha da azalır ve görme alanının ortasında görülmeyen bir alan meydana gelir. 
Retinoskizis: Retinoskizis, retinanın katlarının birbirinden ayrılması anlamına gelir. Çocuklarda görülen tipi 4-8 yaÅŸlarında ortaya çıkar ve erkeklerde daha sıktır. Önceleri görme normaldir, yaşın ilerlemesiyle giderek azalır. Bazı olgularda retina damarlarının kopmasına baÄŸlı göz içi kanamaları, retina dekolmanı ve vitreus içinde zar oluÅŸumu görülebildiÄŸi için takip gerekir. 
Vitelliform distrofi: Best'in vitelliform distrofisi de denilen bu hastalık 'yumurta ÅŸeklinde' anlamı taşımakta olup maküladaki yumurtaya benzeyen lezyondan ismini almıştır. Çocukluk döneminde baÅŸlar. İleri evrelerde retina altında anormal damarlanmalar, kanamalar ve nedbe dokusu geliÅŸebilir. 
  Koni distrofisi: Renkli ve net görmeden sorumlu koni hücrelerini etkileyen bir hastalıktır. Hasta görme azlığı, renk görme bozukluÄŸu ve ışıkta rahatsız olmaktan ÅŸikayet eder. İleri evrelerde loÅŸ ortamlarda görmeyi saÄŸlayan rod isimli hücreleri de etkileyerek gece körlüğüne benzer bir tablo oluÅŸturur. 
  Koroideremi: Çocuk yaÅŸta baÅŸlar ve ilerleyen yıllarda gözün damar tabakası ve üzerindeki renkli tabaka tahrip olur. Görme alanında meydana gelen daralma ileri evrelerde merkezi görmeyi de etkiler. Bunların dışında metabolizma bozuklukları sonucu görülen distrofiler de vardır. 
  Retina damar hastalıkları
 
  Hipertansif retinopati: Vücut tansiyonunun yüksek seyretmesi atardamar duvarlarında kalınlaÅŸma meydana getirir, damar düz kasında nekroz geliÅŸir ve plazma sızıntı yapmaya baÅŸlar. Bazen atardamar ve toplardamarlarda tıkanıklık meydana gelebilir. Göz dibinde kanamalar izlenir. Görme siniri su toplayarak ÅŸiÅŸer. Damarlarda tıkanıklık yoksa görmede ciddi bir bozulma olmaz. Yüksek tansiyonunun gözde meydana getirdiÄŸi duruma bakılarak kalp, beyin ve böbreklerdeki hasar konusunda fikir sahibi olmak mümkündür. 
  Arteriyoskleroz: Retina tabakasının atardamar duvarlarında kalınlaÅŸma olmasıdır. Bu kalınlaÅŸma damar ortasındaki boÅŸluÄŸu daraltıp kan dolaşımının yavaÅŸlamasına neden olur. Bu durum vücut tansiyonunun yüksekliÄŸine eÅŸlik edebileceÄŸi gibi tek başına da olabilir. Ayrıca kanda kolesterol yüksekliÄŸi, sigara ve ÅŸeker hastalığı diÄŸer risk faktörlerini oluÅŸturur. Retina damarlarında arteriyoskleroz olması büyük oranda beyindeki damarlarda da benzer bir tablo olabileceÄŸi konusunda bilgi verir. 
  Toplardamar tıkanıklıkları: Gözün ana toplardamarının tıkanması ya da bir dalının tıkanması ÅŸeklinde olur. Ana toplardamarın tıkanması çoÄŸunlukla yaÅŸlı ve damarlarında sertleÅŸme olan kiÅŸilerde meydana gelir. Vücut tansiyonunun yüksekliÄŸi, ÅŸeker hastalığı, kansızlık, kan hücrelerinin yapımını artıran hastalıklar, kan hücrelerinde bozukluÄŸa yol açan hastalıklar, kanda yaÄŸ yüksekliÄŸi ve bazı kalp kapak hastalıkları risk oluÅŸturan durumlardır. Tıkayan madde kan pıhtısıdır. Birkaç ay geçtikten sonra pıhtı içinden bir kanal oluÅŸur ve dolaşım yeniden baÅŸlar. Damar tıkanıklığı olduÄŸunda retinada çok sayıda kanama odakları ve beslenme zorluÄŸu olan bölgeler oluÅŸur. Tedavide eÄŸer tıkanıklık erken dönemde yakalanmışsa bazı ilaçlar kullandırılabilir, asıl tedavi ileride meydana gelebilecek problemlere karşı lazer yapılmasıdır. Göz içini dolduran kanama var ve bu belli bir süre zarfında çekilmiyorsa cerrahi uygulanabilir. 
  Dal toplardamarın tıkanması da daha çok yaÅŸlılarda görülür. En sık nedeni damar sertleÅŸmesidir. Ayrıca vücut tansiyonunun yüksekliÄŸi, ÅŸeker hastalığı, genç kiÅŸilerde de damar iltihapları risk oluÅŸturan faktörlerdir. Hastalığın seyri genellikle iyidir. Pıhtının içinden kanal oluÅŸmasıyla kanamalar ve ödem çekilir, bu arada görmede de artış meydana gelir. Göz tansiyonu yüksekliÄŸine sebep olabilecek bir durum tespit edildiÄŸi takdirde lazerle tedavi uygulanır. 
 Atardamar tıkanıklıkları: Toplardamar tıkanıklıklarına göre daha az görülür. Üç ÅŸekilde meydana gelir. Ana atardamar veya dal atardamar tıkanabileceÄŸi gibi bazı kiÅŸilerde makülayı besleyen ayrı bir damar bulunur ve tek başına bu tıkanabilir. Ana atardamarın tıkanması tek gözde ani aÄŸrısız görme kaybına yol açar. En sık 50-60 yaÅŸları arasında görülür. Nedeni kan pıhtısı, kolesterol ve kireç parçacıkları, bazı romatizmal hastalıklar, pıhtılaÅŸmayı artıran hastalıklar ve yaralanmalardır. Kan dolaşımı durduÄŸu için damarlar ince çizgi ÅŸeklindedir, retina tabakasında su toplaması vardır ve soluk görünür. Birkaç gün içinde dolaşımın tekrar baÅŸlamasıyla damarlar eski halini alır ve su toplaması kaybolur. Ancak görme kaybı kalıcı olabilir ve ileri dönemlerde göz tansiyonunda yükselme ortaya çıkabilir. Bu nedenle acil tedavi gerektirir. Tedavide göz tansiyonu düşürülerek tıkayıcı maddenin yerinden oynatılması amaçlanır. Ayrıca neden olan sistemik hastalığın kontrol altına alınması ile diÄŸer gözün korunması hedeflenir. 
  Dal atardamar tıkanmaları tuttuÄŸu bölgeye göre görme alanında ÅŸikayet meydana getirirler. Sebepleri ve tedavisi ana atardamar tıkanıklığının tedavisine benzer. Makülayı besleyen atardamarın tıkanması da ani görme kaybı meydana getirir. Seyri diÄŸer atardamar tıkanıklıklarına göre daha iyidir. 
  Orak hücre retinopatisi: Bu hastalık kandaki alyuvarların orak ÅŸeklindeki bir bozukluÄŸu sonucu meydana gelir. Çevresel retina kısımlarında damarlarda tıkanıklık, anormal damarlanma, vitreusta kanama, çekinti yapan zarlar ve retina dekolmanı oluÅŸturabilir. Tedavide dondurma ve lazer kullanılır. 
 
 
 Prematüre retinopatisi: YenidoÄŸanlarda körlük nedenlerinin başında yer alır. Erken doÄŸan bebeklere uygulanan yüksek konsantrasyonlu oksijenin sebep olduÄŸu bilinmektedir. Aşırı oksijen tedavisi henüz geliÅŸimini tamamlamamış retina damarlarının geliÅŸimini durdurur ve retinanın ön kısmında damarsız bölgelerin oluÅŸmasına neden olur. 36. haftadan evvel, 2000 gramın altında doÄŸan ve oksijen tedavisi uygulanan bebekler bu hastalık açısından yüksek risk taşıdıkları için retinalarının 3-6 ay süreyle kontrol edilmeleri gerekir. Hafif ÅŸiddette olanlar genellikle kendiliÄŸinden düzelirken ileri olgularda katarakt, glokom, ÅŸaşılık ve göz tembelliÄŸi gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Tedavide hastalığın durumuna göre dondurma tedavisi, lazer veya cerrahi uygulanır. 
Coats hastalığı: DoÄŸuÅŸtan retina veya görme sinirinde damar anomalileri ÅŸeklinde görülür. Genellikle 10-20 yaÅŸları arasında ve daha çok erkeklerde görülür. Kanamalar, sızıntı ve dekolman nedeniyle görme kaybı meydana getirir. Tedavide dondurma veya lazer uygulanır. 
Retina damar iltihapları: Çok sayıda retina damar iltihabına yol açan hastalık olmakla birlikte bunların en sık görülenleri Behçet hastalığı, Eales hastalığı, sarkoidoz, akut retina nekrozu ve sitomegalovirüs retinitidir. Bu hastalıklarda retinada kanama, su toplaması ve beslenme bozukluÄŸu ortaya çıkar. Bazılarında göz dışındaki organlarda da bulgular meydana gelir. Mesela yurdumuzda sık görülen Behçet hastalığında sinir sistemi etkilenebilir, ağızda, etek bölgesinde ve ciltte yaralar oluÅŸabilir. Bu hastalıkların sebepleri pek iyi bilinmemekte ve genellikle kötü seyir göstermektedirler. Sadece sitomegalovirüs retinitinin sebebi bilinmekte olup çoÄŸunlukla AİDS'li hastalarda rastlandığı için ülkemizde nadir görülmektedir. 
  Retina enfeksiyonları
 
  Retinada bakteriler, mantarlar ve virüsler enfeksiyon meydana getirebilir. Bakteriler vücudun baÅŸka bir bölümündeki enfeksiyon odağından kan yoluyla taşınabilirler. Mantarlardan özellikle kandida isimli ajan uzun süre damardan antibiyotik tedavisi alanlarda görülür, bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi alanlarda kandidaya baÄŸlı retina abseleri meydana gelebilir. Virüslerden ise kızamıkçık virüsü önemli bir sorun oluÅŸturur. Kızamıkçık geçiren gebe kadının bebeÄŸinde retinada iltihap yanısıra katarakt ve glokom gibi problemler de görülebilir. Retinanın belli bir kısmında veya tamamında meydana gelen iltihaplar toksoplazma denilen parazite, sitomegalovirüse, üveit denilen göz içi iltihabına, sarkoidoza, Behçet hastalığı veya kızamık sonrası meydana gelen subakut sklerozan panensefalite eÅŸlik edebilir. 
  Retina dekolmanları
 
  Retinanın altındaki renkli tabakadan ayrılmasına retina dekolmanı denir. Bunlar ya retinadaki bir yırtığa eÅŸlik ederler, ya alttaki bir sızıntının sonucunda meydana gelir ya da vitreustaki bazı bantların çekmesi sonucu oluÅŸurlar.

Yırtıklı retina dekolmanı daha çok 45 yaşın üstünde ve erkeklerde görülür. Yüksek miyopi, yaralanmalar, göz cerrahileri ve retinanın dejeneresansı denilen bir grup hastalığı dekolmana meyil oluşturur. Hasta öncelikle yanıp sönen ışıklar ve uçuşan cisimler görür. Bunlar genellikle vitreus arka kısmının yerinden ayrılması ve yırtık oluşmasıyla ilgili şikayetlerdir. Zamanla retina altına sıvı birikmeye başlar. Görme alanı daralır, merkezi görme azalır. Bir an önce cerrahi müdahale yapılmazsa görme hücrelerinde kalıcı hasar meydana gelir. Sızıntı sonucu meydana gelen dekolmanlar genellikle başka hastalıklara eşlik ederler. Bunlar çok yüksek vücut tansiyonu, gebelikte görülen yüksek tansiyon, kronik böbrek iltihabı, toplardamar tıkanıklığı, görme sinirinde su toplaması, göz cerrahisi sonrası damar tabakasında oluşan dekolman, tümörler ve bazı damar iltihapları olarak sayılabilir. Tedavisi sebebine göre yapılır.

Vitreustaki bantların çekmesi sonucu oluÅŸan dekolman iltihabi hastalıklara eÅŸlik eder. Bunlar ÅŸeker hastalığı, göz içi yabancı cisim, göz yaralanmaları ve göz cerrahileri olabilir. Bu dekolmanların tedavisi zordur ve ileri cerrahi teknikler gerektirir. 
  Maküla hastalıkları
 
  Maküla merkezi görme bölgesini oluÅŸturduÄŸu için hastalıkları erken dönemde ÅŸikayet ortaya çıkarırlar. Bunlar hastanın tam merkezde gri renkte bir leke görmesi, baktığı yeri deÄŸil çevresini görmesi, düz çizgileri kırık, cisimleri eÄŸri görmesi, cisimleri olduÄŸundan küçük görmesi ve renk görme bozukluÄŸu olabilir. Maküla hastalıkların takibinde Amsler grid denilen bir test kullanılır. Bu hastalar tarafından evlerinde de uygulanabilecek basit bir testtir. Bir kareli kağıdın ortasına nokta yapılır ve her seferinde bir göz kapatılıp diÄŸeri ile bu noktaya bakılır. Kareler düzgün görünmüyorsa, çizgilerde kesiklik ve görülmeyen alanlar oluÅŸuyorsa bir problem var demektir. 
  YaÅŸa baÄŸlı maküla dejenerasyonu: YaÅŸa baÄŸlı maküla dejeneresansı 50 yaşın üzerinde ağır görme kaybının baÅŸta gelen nedenidir. Hastalık genellikle iki gözü etkiler. YaÅŸla birlikte makülada bazı deÄŸiÅŸiklikler olur, görmeyi saÄŸlayan hücrelerin sayısı azalır ve hücrelerde bazı maddeler birikmeye baÅŸlar. Bu hastalıkta bunlara ek bazı deÄŸiÅŸiklikler oluÅŸur. Makülada küçük, sarı-beyaz hafifçe kabarık ve deÄŸiÅŸik büyüklüklerde lezyonlar ortaya çıkar. İleri evrelerde anormal damar oluÅŸumu, sızıntı, yara dokusu oluÅŸması, hücrelerde yoÄŸun iÅŸlev kaybı ve görme saÄŸlayan hücreleri üzerinde tutan renkli tabakada dekolman oluÅŸabilir. Kesin tedavisi yoktur. Bazı vitamin ve destekleyici ilaçların kısmen faydası olabilir. Daha önemlisi anormal damarlanma tespit edildiÄŸinde derhal lazerle yakılarak ilerlemesinin durdurulması gerekir. 
  Santral seröz retinokoroidopati: Genellikle genç erkeklerde görülen ve sebebi bilinmeyen bir hastalıktır. Stresli bir hayat tarzının temayül oluÅŸturduÄŸu söylenmektedir. Görmede azalma, görüntülerde bozukluk, görme alanında genel bir kararma ve hipermetropide artış meydana getirir. Seyri 3-6 ay kadar sürebilir ve bu süre zarfında görme belirgin ÅŸekilde düzelir, fakat tekrarlayıcı bir hastalıktır. Sık tekrarlar ve görmeyi tehdit ederse lazer tedavisi uygulanabilir. 
  Maküla delikleri: Maküla delikleri çoÄŸunlukla 60-70 yaÅŸları arasında görülür. Sebebi vitreus tabanının makülaya uyguladığı çekinti olarak görülmektedir. Tedavisinde bazı cerrahi müdahaleler yapılmaktadır. 
  Retina önünde zar oluÅŸması: YaÅŸlılık, göz yaralanmaları, iltihaplanmaları ve cerrahileri sonucu meydana gelen bu zar maküla bölgesinde kırışıklık yaparak görmeyi bozar. Tedavisinde cerrahi olarak bu zar temizlenir. 
  Vitreus hastalıkları 
  Vitreusu direkt olarak tutan hastalıklar nadiren görülür. Vitreusla ilgili problemler genellikle retinaya ait hastalıkların sonucunda ortaya çıkar. Bunlar çoÄŸunlukla kanama, vitreus zarları ve bazen de iltihaptır. Retina ve damar tabakasının iltihabına eÅŸlik etmesi yanısıra vitreus bakteri ve mantarlar için de iyi bir ortam oluÅŸturur. Bu ajanlar da zamanla retina üzerine çekinti yapan zarların oluÅŸmasına neden olurlar. Hatta vitreusta abse bile oluÅŸabilir. Göz içinde meydana gelen enfeksiyonun tedavisi oldukça zordur ve erken müdahale edilmediÄŸi takdirde hem görme hem de göz kaybedilebilir. 
  Direkt vitreusu tutan hastalıklar geliÅŸimsel bozukluklar (primer hiperplastik persistan vitreus, vitreoretinal distrofiler), yaÅŸlanmayla ortaya çıkan deÄŸiÅŸiklikler (sıvılaÅŸma, arka vitreus dekolmanı) ve vitreusta asılı duran cisimciklerdir (asteroid hyalitis, sinkizis sintilans).

Vitreus hastalığının tedavisinde vitrektominin önemli bir yeri vardır. Vitrektomi girişimi oldukça karmaşık bir alet gerektirir. İşlem fiberoptik aydınlatma ile mikroskop altında yapılır. Alet bir taraftan vitreusu keserken diğer taraftan emer.
Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Cilt Bakimi Bilim ve Teknoloji Saglik gebelik Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!