|
angel
|
 |
« : Kasım 03, 2007, 02:44:07 ÖÖ » |
|
İnsülinin görevini anlayabilmek için öncelikle vücudumuzun fonksiyonlarını yerine getirilirken gerekli olan enerjiyi nasıl sağladığını kısaca hatırlamakta yarar var. Yediğimiz besinler, sindirime uğradıktan sonra vücudumuzda bulunan enzimler sayesinde şekere parçalanır. Şeker (glikoz) kan akımı ile vücudun tüm bölümlerine taşınır. Vücudumuzun ana besin kaynağı olan şeker, enerji sağlayabilmek için kandan vücut hücrelerinin (kas hücreleri, yağ hücreleri ve karaciğer hücreleri) içine girmelidir.
İnsülin, vücudumuzda midenin arka tarafında yer alan bir organ olan pankreastaki beta hücrelerinden salgılanan bir hormondur. Kandaki şekerin kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar. Böylelikle kandaki şeker düzeyi de azalmış olur. Diyabetli olmayan bir insanda her gıda alımı sonrası pankreas alınan besinlerin enerji haline dönüştürülmesini sağlamak için insülin üretir. Bu demektir ki tüm insanlar insüline bağımlıdır. Diyabetlilerde ise, pankreas yeterli miktarda insülin üretmez veya üretilen insülin hedef hücreler (kas, yağ ve karaciğer hücreleri) tarafından kullanılmaz. Bu durumda vücudumuzun içinde hayati öneme sahip olan insülini dışarıdan sağlamamız gerekir. İnsülin şu an için, hap şeklinde kullanılamamaktadır. İnsülin bir enjektörle cilt altına enjekte edilmek üzere sıvı halde bulunmaktadır. İnsülin enjeksiyonu, halk arasında bilinenin aksine, sigara ve alkol gibi bağımlılık ve alışkanlık yapmaz. İnsülinin hayat kurtaran bir ilaç olduğunu ve aslında kendimize enjeksiyon yapmakla daha sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli olanı yaptığımızı hatırlamamız bu fikre alışmamızı kolaylaştırabilir. İnsülin, diyabet tedavisindeki en önemli araçlardan biridir. Fakat insülin tek başına kan şekeri düzeyini kontrol etmez. Eğer verilen diyet programlarına uymaz ve düzenli egzersiz yapmazsanız, dünyadaki hiçbir insülin diyabetinizi kontrol altına alamaz.
Kan şekerini normale getirmek amacıyla insülin kullanılır. Oluşabilecek komplikaslonları önleyebilmek amacıyla Önlenmeyecek düzeyde komplikasyon oluşmuşsa ilerlemeyi durdurmak Diyabetli çocuklar için büyüme ve gelişmenin yolunda gitmesini sağlamak Hamilelik sırasında ortaya çıkabilecek komplikasyonların önüne geçmek amacıyla insülin kullanılır.
Kimler insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyar?
Tip 1 diyabetliler (insüline bağımlı) Ağıızdan şeker düşürücü ilaçlarla kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 diyabetliler. Hangi tip diyabet olursa olsun, akut metabolik komplikasyon (koma) gelişmiş hastalar, Akut stres, kaza, yanık gibi travma, cerrahi girişim yapılacak tüm diyabetliler. Gebelik başlangıcından sonuna kadar tüm diyabetliler ve hamilelikte diyabeti ortaya çıkanlar. Retinopati, nöropati, diyabetik ayak ve nefropati gibi komplikasyon gelişmiş tüm diyabetliler. Pankreası herhangi bir nedenle ameliyatla alınmış olanlar. Hastalık, stres, travma, ameliyat veya hamilelik gibi durumlarda insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyabilirsiniz. Gebelik, ameliyat gibi bazı özel durumlar sona erdiğinde tekrar eski beslenme programınız ve egzersiz programınıza ve kullandığınız şeker düşürücü ilaçlara geri dönebilirsiniz. İnsülin hakkında öğrenebileceğinizin en fazlasını öğrenin. Buna kullandığınız insülinin tipi, etki süresi ve maksimum etki zamanı da dahil olmalıdır. Gıda alımınızı ve egzersiz programınızı insülin enjeksiyon zamanı ve dozu ile koordine etmeyi de öğrenmelisiniz.
İnsülin Tedavisi
Kolay bulunması ve insülin tedavisinin kolay uygulanır olması sonucu, insülinin tedavideki yeri ve önemi giderek artmıştır. İnsülin uygulaması bir eksikliği "yerine koyma" tedavisidir. Bu tedavi planı her diyabetliye özel olmalı ve onun yaşam biçimine, alışkanlıklarına ve beklentilerine göre şekillendirilmelidir. Bu plan kullanacağınız insülin tipini, dozajını ve enjeksiyonların zamanlamasını içermektedir.
Elde edilme biçimlerine göre insülinler domuz, sığır, insan insülinleri (yarı sentez ve biyosentezle elde edilen) olarak isimlendirilir. Domuz ve sığır insülinlerinin yapıları vücudu ürettiği (insan insülini) insüline tamamen benzemez. Bu nedenle insan insülininden daha fazla yan etkiye sebep olabilir. İki çeşit insan insülini vardır:
Domuz insülininin insan insülinine benzeyecek şekilde değişime uğratılmasıyla elde edilen yarı sentetik insülinler, İnsan vücudunun yaptığı insülinin yapısı ile aynı olacak şekilde genetik mühendislik teknikleri ile üretilen rekombinant (biyosentetik) insülinler. Biyosentetik insan insülini, vücudumuzun ürettiği insülinin tamamıyla aynısı olduğu için insan vücudunun bu insüline karşı tepki gösterme olasılığı hayvan insülinine göre çok daha azdır. Bugün kullanımda olan insülinler, etkileri yönünden;
Kısa etki süreli ve hızlı etki gösterenler. Bu insülinlerin berrak bir görüntüsü vardır. Etkisi yavaş başlayıp orta derecede veya uzun etki süreli olanlar. Bunların görüntüsü bulanıktır. Kısa etkili ve orta etkili insülinin belli oranda hazırlanmış karışımları ile değişik etki süresi gösterenler ortak gruplandırılırlar. Uzun etki süreli insülinler. Bu insülinlerin rengi de berraktır.
İnsülinin etki gücü sıvının her milimetresindeki insülin miktarını gösterir. Uzunlukları nasıl metre ye da santimetre ile ölçüyorsak insülin miktarının da "ünite" ile ölçeriz. Türkiye’de bulunan tüm insülinlerde sıvının her milimetresinde 100 ünite insülin vardır.
İnsülin uygulamalarında verilen insülinin etkinliğini enjeksiyonun yeri, enjeksiyonun derinliği, insülinin emilme hızı, enjeksiyon yerine masaj yapılması , egzersiz, insülinin tipi, yapılan insülin dozu, insülinin kaynağı, konsantrasyonu, yıkılması, reseptörleri ve antikorları gibi faktörler etkiler.
Yapılan araştırmalarda insülin enjeksiyonunda en iyi emilim yerinin karın bölgesi olduğu görülmüştür. Giderek azalan emilim hızıyla bunu kol, bacak ve kalça bölgesi izlemektedir. Enjeksiyon yerinin seçimi kadar insülinin kıvamı, deri ile kas arasında kalan yağlı dokunun (süpkutan) kalınlığı da önemlidir. Kasa yapılan insülin daha çabuk etki gösterir ve etkisi daha kısa sürer.
Masaj, ısı uygulaması, geçici ısı artması, enjeksiyon yapılan yere uygulanan egzersiz gibi, kan akımının artmasını sağlayan durumlar emilimi hızlandırır.
İnsülin tedavisi uygulamasındaki yöntemler hangileridir?
Güne bir kez insülin uygulaması Güne iki kez insülin uygulaması Günde üç veya dört kez insülin uygulaması Sürekli süpkutan insülin infizyonu (insülin pompası) En iyi yöntem size özel, basit ve sizin kolayca uyum sağlayabileceğiniz, yaşamınızı aksatmayan, tepki vermenize yol açmayan ve etkin kan şekeri kontrolünü sağlayan yöntemdir.
Kan şekeri kontrolü ağızdan şeker düşürücü ilaçlarla istenilen düzeyde sağlanamayan yaşlı sosyal sorunları olan, yalnız yaşayan, hareket kısıtlılığı olan Tip 2 diyabetlilere önerilen en basit insülin uygulaması yöntemidir.
Genellikle tek dozun yeterli olmadığı Tip 2 diyabetlilere önerilen insülin tedavisidir. Sabah ve akşam saatlerinde olmak üzere günde iki doz insülin uygulaması yapılır.
Günde üç veya dört kez insülin uygulaması, günümüzde en iyi insülinin yerine koyma yöntemi olarak uygulanmaktadır. Gebe diyabetikler, Tip 1 diyabetliler, günlük yaşamı yemek ve hareket yönünden yoğun ve düzensiz olanlar için en uygun yöntemdir. Bu yöntemle çok iyi bir kan şekeri kontrolü sağlanabilir.
İnsülin tedavisinin yan etkileri var mıdır?
İnsülin tedavisinin en önemli yan etkisi kan şekeri düşmesidir (hipoglisemi). Kan şekeri 50 ml/dl’nin altına düştüğü zaman hipoglisemi görülür. Hipoglisemi, insülin dozunda doktorunuza danışmadan yaptığınız değişiklik, bir öğünü atlamanız veya yemeniz gerekenden az yediğiniz veya çok fazla egzersiz yaptığınızda meydana gelebilir. Hipoglisemi belirtileri titreme, dikkat dağılması, baş dönmesi şuur bulanıklığı, bulanık görme, uykudan uyanamamadır. Hipoglisemi evinizden uzakta, yolculukta veya herhangi bir yerde ve zamanda olabilir. Bu nedenle diyabet kimlik kartını mutlaka yanınızda taşıyın. Hipoglisemi belirtileri hissedilince, her zaman yanınızda taşımanız gereken herhangi bir karbonhidratlı gıda (kesme şeker, kuru üzüm, meyve suyu, toz şeker) veya eczanelerde bulabileceğiniz glikoz tabletlerinden alınmalıdır. Aile bireylerinin arkadaşlarınızın ve yardımcılarınızın düşük kan şekeri belirtilerinin neler olduğunu ve nasıl tedavi edildiğini öğrenmeleri, sizin için hayati önem taşımaktadır.
İnsülin lipoatrofi ve hipertrofisi nedir?
İnsülin lipoatrofisi, insülin enjeksiyonu yapılan yerlerde yağ dokusunun kaybı ile oluşan insülin tedavisine bağlı yan etkidir. Gençlerde ve kadınlarda daha sık görülmektedir. İnsülin hipertrofisi ise, insülin enjeksiyon yerinde oluşan şişmedir. Uzun süre hep aynı yere enjeksiyon yapılması sonucunda gelişir. Çocuk ve genç diyabetlilerde sıktır. Her iki durumun tedavisi de insülin enjeksiyon yerlerinin değiştirilmesidir.
İnsulin Enjeksiyonu Uygulamalarında Pük Noktaları
Vücudun, enjekte edilen insülinden en iyi düzeyde faydalanabilmesi, enjeksiyonun nasıl, nereye, ne şekilde yapıldığına bağlıdır. Doğru enjeksiyon uygulaması, kan şekerinin istenilen düzeyde tutulmasında önemlidir.
Enjeksiyon uygulamasının doğru yapılması, insülin tedavisinde önemli rol oynar. Vücudun, enjekte edilen insülinden en iyi düzeyde faydalanabilmesi, enjeksiyonun nasıl, nereye ve ne şekilde yapıldığına bağlıdır. Bu nedenle insülin enjeksiyon uygulamalarına ilişkin bazı temel noktaları bilmeniz kan şekerinizi istenilen düzeyde tutmanızı dolayısıyla da, yaşamınızı kolaylaştıracaktır.
Doğru İnsülin Uygulama Tekniği Nedir?
İnsülin tedavisine ilk başlandığında diyabet hemşireniz tarafından insülin enjeksiyonunu nasıl yapacağınız konusunda size özel "bireysel eğitim" verilmelidir. İnsülini, hemşireniz gözetiminde uygulayarak öğrenmeli, anlamadığınız noktaları ve kafanızdaki şüpheleri ortadan kaldırana dek bilmediklerinizi sormaktan çekinmemelisiniz. İnsülin enjeksiyonları düzenli ve mümkün olduğunca her gün aynı saatte yapılmalıdır. Bu yüzden enjeksiyonlarınızı kendi kendinize yapmanız daha uygundur. Her zaman yakınınızda size insülin yapacak birilerini bulamayabilirsiniz.
Enjeksiyon Bölgeleri
İnsülin enjeksiyonu yaparken unutmamanız gereken en önemli noktalardan bir tanesi enjeksiyon bölgelerinin rotasyonu, yani her dozun farklı bölgelerden yapılmasıdır. Çünkü, insülini her zaman aynı bölgeye yaptığınızda lipodistrofilerle karşılaşabilirsiniz. Lipodistrofiler sürekli insülin kullanan kişilerde hep aynı bölgeye insülin yapılmasıyla yağ dokusunun değişikliğe uğraması sonucu gelişir. Lipohipertrofi, yağ dokusunun iyi huylu bir tümöre benzer biçimde birikimidir. Lipoatrofi ise yağ dokusunun erimesidir. Lipolar vücudun insülin enjekte edilen her bölgesinde görülebilir. Bölgede sertleşme, şişme, ağrı, acı ve kızarıklık oluşabilir. Bu bölgelere insülin enjekte edildiğinde emilim daha az olur ve bu da kan şekerinin yükselmesine neden olabilir. Bazen kişiler bu bölgelerde hiç acı hissetmediğinden insülin yapmak için aynı bölgeyi seçerler. Lipolar sıklıkla asimetriktir. Örneğin sağ elini kullananlarda sol ekstremitede görülmesi gibi.
Lipoları önlemek için neler yapmamız gerekir
İnsilün uyguladığınız bölgeyi her enjeksiyonda değiştirmelisiniz. Her bölgede farklı yerlere enjeksiyonu uygulamalısınız. Tarafları değiştirmelisiniz (Sağ ve sol) Enjektör veya iğne uçlarını en fazla iki kez kullanmalısınız. Enjeksiyon yerinin seçimi kadar insülinin uygulandığı bölgedeki deri ile kas arasında kalan yağlı dokunun kalınlığı da önemlidir. Kas içine yapılan insülin daha çabuk etki gösterir ve etkisi daha kısa sürer, aynı zamanda hipoglisemiye neden olabilir. Bundan dolayı insülini cilt altına enjekte etmeniz gerekir. Kas içine enjeksiyondan sakınmak için deriyi iki parmakla kavradıktan sonra iğneyi batırarak insülini enjekte etmelisiniz.
Enjeksiyondan sonra beş altı saniye bekleyerek insülinin emildiğinden emin olduktan sonra iğneyi çekmelisiniz. Enjeksiyon bölgesini ovalamamalı, eğer kanama varsa kuru bir pamukla 3-5 saniye basınç uygulamalısınız.
İnsülin Yaparken Oluşan Ağrıyı Nasıl Azaltabilirsiniz?
Doğru insülin uygulama tekniği ile oluşabilecek ağrıyı önleyebilirsiniz. Bunun için;
Enjekte edeceğiniz insülini oda ısısında tutmalısınız. Eğer buzdolabından çıkardıysanız oda ısısında bir süre beklettikten sonra insülininizi yapmalısınız. Enjektör veya kalemin içindeki havayı çıkartarak enjeksiyon sırasında hava vermemelisiniz. Alkol veya kolonya kullanıyorsanız cilt üzerinden uçuncaya kadar beklemelisiniz. Enjeksiyon yapacağınız bölgedeki kasları fazla germemelisiniz. İğneyi batırırken hızlı girmelisiniz. İğneyi batırdıktan sonra enjektörü boşaltırken oynatmamalısınız. Enjektörü veya iğne ucunu iki defadan fazla kullanmamalısınız.
İnsülin Yaptığınız Bölgede Temizlik Yapılmalı mı?
İnsülin enjeksiyonu hazırlamadan önce ellerinizin dikkatli bir şekilde yıkanması önemlidir. Genel olarak temizseniz insülin yaptığınız bölgeyi alkol veya kolonya ile silmeye gerek yoktur. Deride enfeksiyon riski ihmal edilebilir düzeydedir ve deriye sürülmüş alkol enjeksiyon sırasında ağrıya neden olabilir.
İnsülinleri Nerede Saklayabilirsiniz?
İnsülinleri buzdolabının buzluğunda asla dondurmayınız. İdeal olanı yedek insülinler ve flakon insülinlerin buzdolabının kapağında (4-8 °C), kullanılan kalem insülinler ise oda ısısında kalabilirler. İnsülini uzun süre ısı ve ışık altında bırakmayınız. İnsülinleri satın alırken son kullanma tarihini mutlaka kontrol ediniz.
|