|
angel
|
 |
« : Aralık 07, 2007, 12:33:57 ÖÖ » |
|
Klitoris - vajina kargasasinin temelinde, Freud' un olgun cinsel eylem olarak yalnizca "entromisyon"u yani penisin vajinaya girmesini kabul etmesi ile klitorisin ufak bir penis oldugu düsüncesinden yola çikarak tam anlamiyla disi olabilmek için duyarliligi vajinaya aktarmak gerektigini savunmasi seklinde özetlenebilecek saplantisi vardir. Oysa vajinada hiçbir sinir ucu yoktur. Ayrica Freud'un "olgunluk" kavramina bu kadar siki sarilmasi, klitorisi, islevi belirsiz bir organ olarak ortada birakir. Olgun bir kadinin ,vajinal birlesmeden zevk almasi dogaldir. Dogal olmayan, Freud'un cinsel oynasmaya, meydan birakmayacak sekilde vajinal doyumu vurgulamasidir. Bazi kadinlar hemen hiç ön oyunlara girismeden iyice derin bir penetrasyon ve hizli bir birlesmeden doyum alirlar ve bunu klitorislerinin uyarilmasi ya da hatta daha az siddetli bir birlesmeyle geldikleri orgazmdan farkli bulurlar. Ancak bu durumda uyarilan bölge; vajina degil, periton, yani karinzari olmalidir. Zaten karin zarinin duyarli olmasi, her iki cinste de anal yol ile birlesmenin haz verebildigini açiklamayi mümkün kilmaktadir. Bazi kadinlarda karina baski yapmanin uyarici oldugu da bunu destekler. Cinsel oynasmada ve ilk uyarilmada son derece hassas olan klitoris bölgesini, orgazma yönelik olarak tercih etmemek herhalde kadinlarda hala kendi kendine doyum deneyiminin çesitli baskilar nedeniyle fazlaca yaygin ya da yogun olmamasiyla açiklanabilir. Yani derin penetrasyon disinda da orgazmin saglanabildigini denemek ve kabullenmek gerekir. Ayrica, vajina penetrasyonunun kadina saglayabilecegi esine "sahip olma" duygusu ile anaç bir takim duygulanmalar, tercihin bu yöne kaymasini etkileyen psikolojik etmenler olabilirler. Yoksa birinin digerinden daha iyi oldugunu iddia etmek anlamli degildir. Ancak, bir bütün içinde birbirlerini tamamhyor olabilirler.
Bir arastirmanin sonuçlari, vajina içinde, gerektigi gibi uyarildigi takdirde yogun bir orgazma yol açan bir noktanin bulundugunu ortaya koymustu. Bu noktaya, arastirmaya katilan jinekologlardan biri olan Ernest Grafenberg'in adi verilmisti. Grafenberg noktasi veya "G" noktasi, dölyolunun bitisinde ön duvarda bulunur. Skene bezi olarak bilinen bir dokuyla kaplidir; erkeklerdeki prostatin karsiligi olarak düsünülebilecek olan bu bez, orgazm sirasinda belirli noktalar uyarildigi takdirde, erkeklerde prostatin ürettigi türden bir salgi üretir. Bu salgi vajinayi kaygan hale getiren sividan farkli birseydir. Orgazm sirasinda büyük bir güçle vajinadan disariya fiskirdigi tesbit edilmistir.
Tahrik edilmedigi takdirde, çok ufak olan bu noktaya ilk dokunuldugunda, yogun bir iseme güdüsü duyulmakta, ancak ilk on saniye içinde bunun yerini cinsel güdüler almaktadir. Çogu kadin bu iseme güdüsünü bastirmak için psikolojik olarak kendini çok fazla kasmakta ve bu nedenle cinsel güdülerini de bastirmaktadir. Sonuç olarak, kadinlarin pek çogu Grafenberg noktasinin uyarilmasiyla orgazma ulasmak deneyinden yoksun kalmaktadir.
Bu noktanin bulunmus olmasi, vajinal orgazm mi, klitoris orgazmi mi tartismasina yeni bir boyut getirmisti. Dölyolunun tamamen duyarsiz oldugu yolundaki düsüncenin yanhsligi ortaya konmus, orgazmin aslinda dölyoluyla kiitorisin ortak ürünü oldugu somut ipuçlariyla kanitlanmisti. Ancak son yillarda bazi uzmanlar tarafindan G Noktasi diye bir noktanin olmadigi seklinde yeni tezler de ileri sürülmüstür.
|