|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 26, 2008, 05:30:00 ÖS » |
|
Bu yaklaşım, davranışların kaynağını bulabilmek, ruhsal bozukluk ve hastalıkların oluşumunu anlayabilmek için organizmanın biyolojik yapı ve işlevlerini anlamak gerektiğini ileri sürer. Bu amaçla deneysel yöntemi kullanır. Buna psikobiyolojik ya da biyopsikolojik yaklaşım da denilmektedir. ABD'li psikiyatrist Adolf Meyer (1866-1950)'in öncülüğünü yaptığı bu yaklaşıma göre, insan davranışını anlayabilmek için biyoloji, psikoloji ve sosyolojiden birlikte yararlanmak gerekir. Biyolojik yaklaşım, insan davranışlarını; hormonların çalışması, kanın kimyasal yapısı, karmaşık sinirsel süreçler, bu süreçleri düzenleyen beyin ile açıklamaya çalışır. Beynin son derece karmaşık bir yapısının olması, milyarlarca hücreden oluşması, üzerinde deneysel araştırmaların yapılamamasına neden olur. Ayrıca insanın özel ve değerli bir varlık olması, ahlaki ve yasal engellerin bulunması da insan beyni üzerinde yapılacak araştırmaları engeller. İnsanlar üzerinde yapılamayan bu tür deneyler hayvanlar üzerinde yapılmış ve beynin işleyişi ile davranış arasındaki ilişkiler bulunmaya çalışılmıştır. Örneğin, beynin belirli bölgeleri uyarıldığında belirli tepkilerin verildiği görülmüştür. Sonuç olarak beynin yapısı ve işleyişi ile davranış arasında ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Görüldüğü gibi bu yaklaşımlar psikolojinin farklı konularını temel olarak almış, konuları belirli yöntemlerle incelemeyi öngörmüşlerdir. Ancak bütün bu farklı konular, yöntemler, bakış açıları psikolojinin bugünkü durumuna gelmesinde önemli rol oynamıştır. Bugün yapısalcılık, işlevselcilik, geştalt gibi yaklaşımlar görevlerini tamamlamışlardır. Artık bu yaklaşımların temsilcileri yoktur. Diğer yaklaşımlar hâlen hem kendi ufuklarını genişleterek hem de araştırmaları ve kendi aralarındaki tartışmalarlarıyla psikolojinin gelişmesine hizmet etmektedir.
|