|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 26, 2008, 05:26:38 ÖS » |
|
Davranışçılar, insanın iç yaşantılarıyla, yani neler duyduğu ya da düşün-düğüyle ilgilenmezler. Çünkü bunlar öznel (sübjektif) yaşantılardır. Oysa insanın neler yaptığı, nasıl bir eylemde bulunduğu yani davranışları, nesnel (objektif) olarak gözlenebilir ve ölçülebilir. Dolayısıyla ancak davranışlar bilimsel olarak incelenebilir. Davranışçı yaklaşımda, dış çevreden gelen uyaranlara organizmanın verdiği tepkiler incelenip değerlendirilir. Yöntemi gözlem ve deneydir. Davranışçılar, özellikle hayvan davranışlarını incelemişlerdir. Buldukları sonuçlar insan davranışlarının araştırılmasına katkı sağlamıştır. Resim 3: John B. Watson Davranışsal yaklaşım, uyarıcı (U) - tepki (T) psikolojisi olarak da bilinir. Onlara göre davranış, uyarıcı-tepki ilişkisinden oluşur. Davranışçılar, uyaranın cinsi, şiddeti ve tekra-rıyla davranışın türü, gücü ve sıklığı arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Böylece belirli bir davranışın ya da davranış değişikliğinin oluşup ortaya çıkmasına yol açan koşulları saptamaya çalışmışlardır. Buradan hareketle uygun çevre koşullarında insanın istenen yönde (meslek, kişilik vb.) yetiştirilebilecegini savunmuşlardır. İnsanın kişiliğinin oluşmasında çevresel etkenlere fazla ağırlık vermeleri, buna karşılık kişinin doğuştan getirdiği özellikleri önemsemeyişleri eleştirilmiştir. Bu yaklaşımın öncüleri John Watson (Con Vatsın, 1878-1958), İvan Pavlov (1849-1936) ve B. F. Skinner (Sıkiner, 1904-1990), Edward Thorndike (Edvırd Torndayk, 1874-1949)'tır.
|