|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 26, 2008, 05:28:35 ÖS » |
|
Son yıllarda araştırmacılar, eski ve yeni birçok psikoloji yaklaşımından yararlanarak bunların çağdaş yorumunu ve bileşimini yapmışlardır. Bunun sonucunda oluşturulan yeni görüşe öncülük edenlerin başında Maslow (Maslov, 1908-1970) gelmektedir. Hümanistik ve varoluşçu yaklaşım, geştalt (bütünlük) psikolojisi ile hüma-nistik felsefeden etkilenmiştir. Bu yaklaşımın temelinde insan yer alır. Bu yaklaşıma göre, insanın doğumla başlayan ve ömür boyu süren temel ihtiyaçları vardır. Bunlar, besin gibi doğal; güven, sevgi, saygı gibi ruhsal ve toplumsal ihtiyaçlardır. Bu temel ihtiyaçlar bir bütün oluşturur, ama ayrı ayrı doyum ararlar. Bir önceki ihtiyaç doyurulmazsa (güven); bir sonrakinin (sevgi) doyuma ulaşması çok zor, hatta imkânsızdır. Dolayısıyla doyumsuzluk insan kişiliğinin bütünleşmesini olumsuz yönde etkiler. Burada insan gelişme gücünü kendinden alan, oluşum hâlinde olan bir varlık olarak değerlendirilir. İnsan, yaşanan an içinde ele alınmalıdır. Bu anın geçmiş ve geleceği de kapsadığı; bunlardan etkilendiği kabul edilir. Her insan kendine özgü nitelikleriyle yaşar. Duygu, algı, anlayış, davranış biçimlerinde kişisel farklar bulunduğu için her insan başlı başına bir varlık olarak değerlendirilmelidir. Bunun için de insan davranışlarım kontrol altına almak yerine, insanın özgürlüğünü desteklemek gerekir. İnsanın kendine özgü yaşantısını sadece kendisi bilebileceğinden, bu psikolojinin yöntemi iç gözlem olacaktır. Hümanistik yaklaşım, insanı tek başına bir değer olarak kabul ettiği, insanı yine insandan hareketle açıklamaya çalıştığı için diğer yaklaşımlardan ayrılır. Bu bakışıyla da psikolojiyi yeniden felsefeye yaklaştırmış olur.
|