|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 27, 2008, 04:37:16 ÖS » |
|
İnsanın öğrenmesinde, klasik ve edimsel koşullanma yoluyla öğrenmenin yanında, bilişsel öğrenme daha yaygındır. Örneğin; kitap okuyarak birtakım bilgiler edinen bir kişi, ne klasik koşullanma yoluyla öğrenme ne de edimsel koşullanma yoluyla öğrenme durumundadır. Konuyu anlayarak, kavrayarak, olaylar arasında bağ kurarak öğrenmektedir. Bilişsel öğrenme; düşünme, algı¬lama, hatırlama gibi zihinsel yetilerle gerçekleştirilir. Bu tür öğrenmenin en önemli özelliği, yeni bilgilerin biriktirilip saklanması ve işlenmesidir. Bu süreç sonucunda eski bilgiler de yeni anlamlar kazanır. Başka bir deyişle bilişsel öğ¬renme, duyu organlarından gelen uyaranların işlenmesi, geçirilen deneyim (yeni öğrenme) sonucu bilgiyi işleme tarzında oluşan değişikliktir. Bu tür öğ-renme üst düzeyde gelişmiş hayvanlarda da görülür. Bilişsel öğrenmenin in¬sanların öğrenmesinde çok önemli bir yeri vardır. Zihinsel kapasite açısından en yüksek yapıya sahip olan insan, öğrenmede en çok bu yolu kullanır. Kavrama yoluyla öğrenme ya da sezgisel öğrenme bir diğer bilişsel öğ¬renme türüdür. Çözüm bekleyen bir sorun; bakarsınız bir an gelir, sanki ken¬diliğinden çözülüverir. Daha önce hiç öğrenme belirtisi olmadan birdenbire tam öğrenme görülür. Geştalt psikologları, insanda öğrenme sürecinin yalnız uyaran ile tepki arasında kurulan bağla açıklanmasını basit ve mekanik bulmuşlardır. Karma¬şık bir yapıda olan insanın, öğrenmesinin de karmaşık ve çok yönlü olduğu¬nu ileri sürmüşlerdir. însan yeni karşılaştığı durumlarda, içinde bulunduğu durumun çeşitli özelliklerini bir bütün olarak görür ve aralarında anlamlı bir ilişki kurar. Buna ansızın algılama ya da kavrayış (insight) denir. Geştalt yak¬laşımı bu süreci, insan görüşünün yeniden örgütlenmesi olarak nitelendirir
Geştalt psikologlarından Köhler, şempanzelerde de kavrayış yoluyla öğ¬renmenin mümkün olup olmadığını araştırmıştır. Köhler, geniş bir kafes içine "Sultan" adındaki şempanzeyi koymuş ve yetişemeyeceği bir yüksekliğe bir hevenk muz asmıştır. Yere de birbirine eklenebilecek tipte iki sopa koy¬muştur. Sopalar tek tek kullanıldığında muza yetişilememektedir. Şempanze önce sıçrayarak sonra da sopalardan biriyle muza ulaşmaya çalışmış ama ba¬şarılı olamamıştır. Ardından eline iki sopayı almış, bir süre bunlarla oynamış¬tır. Sonra birdenbire sopaları iç içe geçirmiş ve muzları almıştır. Sultan, içinde bulunduğu durumda ilişkileri ansızın kavramıştır. Bilişsel öğrenmede çok önemli yer tutan öğrenme, sözel öğrenmedir. Sö¬zel öğrenmede sözcükler uyarandır. Sözcüklerle eyleme dayanan öğrenme¬ler de yaptırılabilir. Örneğin; basketbolün nasıl oynanacağı, oynayarak gös¬termenin yanı sıra sözle anlatılarak da öğretilebilir. Sözcükler, insanda var olan kalıtımsal yatkınlıkla bebeğin çevresinde ko¬nuşulanları taklit etmesi ve yer yer klasik ya da edimsel koşullanmanın birleş¬mesi yoluyla öğrenilir. Konuşmaya yeni başlayan çocuk, çevresindekiler ta¬rafından doğru sözcükleri kullandıkça ödüllendirilerek konuşma davranışı pekiştirilir. Böylece sözcükleri öğrenmesi kolaylaşır. Sözcükleri söylemeyi öğrenme, sözel öğrenmenin birinci aşamasını oluşturur. Sözel öğrenmenin ikinci aşamasında sözcükler, nesnelerin adı olarak kul¬lanılmaya başlanır. Üçüncü adım kavramların öğrenilmesidir. Kavram, bir¬çok bakımdan farklı olan bazı nesnelerin ortak özelliğidir: "sıcak", "erkek", "mavi", "iyi", "güzel" vb. Kavram öğrenmede, esas olan ayırt etmeyi öğrenmektir. Örneğin; iyilikle güzelliğin ayırt edilmesi bu türden bir öğrenmedir. Bir bilişsel öğrenme türü olan yer öğrenmesinde, öğrenecek bireye birbi¬rine bağlanacak olaylar ya da nesneler gösterilir. Yer öğrenme zihnin şemalaş¬tırma özelliğine dayanır. Zihinde algılanan her olayın veya varlığın şematik ka¬lıpları oluşur. Öğrenilen her yeni bilgi, ilgili şematik kalıba yerleştirilir. Böylece var olan bilgilere yeni anlamlar eklenir veya anlamlar arasında çelişki söz ko¬nusu ise kazanılan yeni anlamla birlikte bilgiler sistemli bir bütünlük oluştura¬cak şekilde yeniden örgütlenir. Örneğin; "dünya" kavramının şematik yapısını oluşturan "Dünya yuvarlaktır.", "Dünya kendi etrafında döner.", "Dünya'nın 3/4'ü sudur." gibi bilgiler vardır. Buna "Dünya Güneş'in etrafında da döner." gi¬bi yeni bir bilgi eklendiğinde Dünya kavramı yeni bir anlam kazanmış olur. Yer öğrenmede belirli tepkiler için pekiştirme yapılmaz. Organizma için neyin, nereye götürüldüğünü belirten ipuçları önemlidir. Organizma onu ama¬cına götürecek ipuçlarını öğrenir ve davranışlarını bunlara göre düzenler. Günlük hayatımızda motor (hareketle ilgili) beceriler öğrenmek de önem¬lidir. Örneğin; araba kullanmayı, daktilo yazmayı, yüzmeyi vb. öğrenmek bi¬rer motor öğrenmedir. Motor öğrenmede öğrenmenin bilişsel yanı ile bir¬likte diğer bilişsel öğrenme türlerinden farklı olarak taklit ve örnek almanın önemli yeri vardır. Hangi hareketi, hangi sırayla yaptığımızı başlangıçta çok iyi beceremeyiz. Alıştırmayla yapacağımız hareketler zihnimizde şekillenir. Hareketi iyice öğrenince otomatik olarak yapmaya başlarız.
Motor öğrenmede başarılı olmak için eylemin parçalara bölünmesi, par¬çalar arasındaki ilişkinin zihinsel olarak kavranması ve alıştırma yaparak davranışın otomatik hâle gelmesi gereklidir. Alıştırma, motor öğrenmede pekiştirme yöntemidir. Pekiştirmenin temelinde deneme-yanılma yöntemi vardır. Deneme-yanılma motor becerilerin kazanılmasında önemli bir öğ¬renme yoludur. Bu yöntemde birey bir problemle karşılaştığında çeşitli tep¬kilerde bulunur. Bu tepkilerden bazıları problemin çözümüne katkıda bulu¬nur. Birey işe yarayan davranışları benimser, işe yaramayanları tekrarlamaz. Örneğin; basit bir oyuncağı bozulan çocuk, oyuncağın bazı parçalarım geli¬şigüzel takıp söker. Sonunda rastlantısal olarak oyuncağını çalışır hâle getirir. Çocuk, parçalar arasındaki ilişkiyi kavramadan tekrar tekrar deneyerek doğ¬ruyu bulur. Hayvanlarla yapılan labirent deneylerinde, hayvanlar deneme-ya-nılmayla çıkışı bulurlar. Belli bir becerinin kazanılmasında tekrarlar, hataların elenmesini ve becerinin istenilen düzeye ulaşmasını sağlar. Bu nedenle mo¬tor öğrenmede zamanlama ve şekillendirme önemlidir. Şekillendirmenin tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için öğretilecek becerinin zamanının uygun olması gerekir. Örneğin; okuma yazma olgunluğuna gelen çocuğa istenileni kazandırmak daha kısa zamanda gerçekleşirken bu olgunluğa ulaşmamış ço¬cukta daha güçtür. Hatta bazen olanaksız olabilir. Becerilerin kazanılmasında çevre koşullarının da rolü vardır. Motor öğ¬renme, pratik beceriler kazanma temeline dayanan bir öğrenme olduğu için bireyin günlük yaşamını kolaylaştırma amacına yöneliktir. Ayrıca, çevre insa¬na becerileri doğrultusunda örnekler sunar, bireye seçim imkânı tanır. Bun-ların yanında ödül ve ceza da bireyin davranışlarını ve tercihlerini etkiler. Ödül genellikle olumlu, ceza ise genellikle olumsuz bir pekiştireç olarak bi¬reyin tercihlerini belirler.
|