|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 27, 2008, 05:46:47 ÖS » |
|
Çocukluktan erişkinliğe kadar olan düşünme gelişimi, günümüz psikolo¬jisinin önemli araştırma alanlarından biridir. Bu alanda yaptığı çalışmalarla tanınan İsviçreli psikolog Jean Piaget'nin oluşturduğu kuram günümüzde önemini korumaktadır. Jean Piaget daha çok düşünürlerin sorduğu bir soruya yanıt aramıştır: "Bilginin doğası nedir?". Bu, yüzyıllardır düşünürlerin sorduğu bir sorudur. Yeni bir soru değildir. Piaget bu sorunun yanıtını araştırmaya bir yenilik ge¬tirmiştir. Yetişkinlerden daha az bilgileri olduğu ve bu bilgileri kazanmanın başlangıç aşamalarında bulundukları için küçük çocuklarla konuşmuştur. Çocuklarla yaptığı konuşmalar sonucu Piaget, normal çocukların akıl yü¬rütmelerinin yetişkinlerden farklı olduğunu ileri sürmüştür. İnsan düşünce¬sinin gelişimini yaşlara göre dört döneme ayırarak incelemiştir. Duyusal-motor dönem, bir buçukla iki yaş civarına kadar süren evredir. Bu dönemde ilk olarak duyular kullanılır. Örneğin; emme refleksiyle doğan bebek, önce sadece karnını doyurmak için bu refleksini kullanır. Sonraları di¬ğer nesneleri tanımakta da emme refleksinden yararlanır. İşlem öncesi dönem, ikiyle yedi yaş arasındaki evredir. Bir buçuk yaş ci¬varında konuşmanın başlamasıyla çocuk imge ve sözcüklerden yararlanma¬ya başlar. Bu evrede konuşma gelişir Somut işlemler dönemi, yediyle on bir yaş arasındaki evredir. Bu dö-nemde mantıksal düşünme başlar. Büyüklük, ağırlık, hacim, sayı, zaman gibi konularda çocuk akıl yürütmeyi öğrenir. Soyut işlemler dönemi, on bir yaşından sonraki evredir. Soyut kavram-lar kullanılarak hipotezler oluşturulabilir, genellemeler yapılabilir. Piaget'ye göre, bebek doğumdan sonra bir süre doğuştan getirdiği ref-leksleriyle ayrı ayrı tepkide bulunur. Zamanla refleksler yerlerini beyin kabu¬ğunun yönettiği etkinliklere bırakmaya başlar. Piağet'nin düşünme gelişimi için ayırdığı bu dört dönem içinde düşünsel gelişme tamamlanır. Çocuk dil öğrenirken beş evreden geçer: İlk evreye "cıvıldama" adı verilir. Doğumdan sonraki altıncı ay civarında başlar. İlk altı ay boyunca ağlama, geğirme ve "agu" seslerini çıkaran bebek, bir yaşına yaklaşırken sözcüklere benzeyen insan sesleri çıkarmaya başlar: ba-ba, ma-ma vb. Bir yaş civarında bebekler bir cümleyle ifade edilebilecek şeyleri, tek söz¬cükle anlatmaya başlar: "Atta" dediğinde "Beni gezmeye götürün." demek is¬tiyordur. Üçüncü evrede çocuklar iki sözcükten oluşan kısa cümleler kurarlar: "Ma¬ma ver.", "Baba gel." vb. Bu dönem genellikle bir buçuk, iki yaş civarını kap¬sar. Bazı çocuklarda daha erken, bazılarında daha geç olabilir. Çocuğun dil öğrenmesindeki dördüncü evreye "telgraf konuşması" adı verilir. Örneğin; "Anne beni dedeme götür." cümlesi yerine "anne dede git" der. Ana baba çocuğun anlatmak istediklerini bildikleri için onu kolayca an¬lar. Ama yakından tanımayan kişiler anlayamazlar. İki buçuk, üç yaş civarında çocuk daha uzun cümlelerle konuşmaya baş¬lar. Cümlelerde sadece özne ve yüklem değil, tümleç de kullanmaya başlar. Bu evrelerden geçen çocuklar, bulundukları toplumun dili (ana dili)ni gi¬derek gelişen biçimde kullanmaya başlarlar.
|