|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 27, 2008, 04:28:34 ÖS » |
|
20. yüzyılın başlarında Pavlov, Rusya'da köpekler üzerinde araştırmalar yaparken, Amerikalı psikolog E.L. Thorndike da "bulmaca kutusu" olarak ad¬landırılan özel yapılmış bir kutu içinde serbestçe dolaşan kedileri incelemiş¬tir. Kedinin problemi, kutudan nasıl çıkacağını bulmaktır. Yemek verilmeyen hayvan etrafta dolaşır; tırmalama, pençe atma, ısırma gibi davranışlar yapar. Sonunda kutunun kapı mandalına rastlantısal olarak doğru şekilde dokundu¬ğunda, kapı açılır ve hayvan yiyeceğini alması için serbest kalır. Daha sonra¬ki denemelerde kedinin kapının mandalına her defasında daha erken do¬kunmaya başladığı saptanmıştır. En son denemede kedi kutuya yerleştirildi¬ği anda hemen kapıyı açıp dışarı çıkmıştır. Thorndike, organizmanın haz ve¬ren, doyum sağlayan davranışları tekrarlama, sıkıntı veren davranışları ise yapmama eğiliminde olduğu görüşünü ileri sürmüştür. 1930'lu yıllarda B. F. Skinner (Sıkiner, 1904-1990) adlı psikolog, Thorn-dike'ın kedilerde gözlemlediği davranışları incelemeye başlamıştır. Skinner de Thorndike'ın kutusuna benzeyen bir kutu kullanmakla birlikte, hayva-nın tepkisini daha kesin olarak ölçmüş ve pekiştirme işlemini daha dene-timli yapmıştır. Bu tür koşullama işleminde, deney hayvanı "Skinner kutusu" ya da "edim¬sel kutu" diye adlandırılan küçük bir kutuya yerleştirilir. Kutuda, hayvanın kullanması için bir dokunma mandalı, su ve yiyecek sağlayan bir araç (mani¬vela) vardır.
Aç bırakılan fare kutunun içine konduktan sonra serbest olarak hareket ederken rastlantısal olarak manivelaya basar ve yiyecek önüne düşer. Bu pe¬kiştirmeden sonra, hayvan kutunun içindeki dolaşmasını sürdürür, etrafı koklar ve araştırır. Bu sırada manivelaya yine basar. Yine pekiştirici olan yi¬yecek maddesi gelir. Bu şekilde zaman geçtikçe hayvan manivelaya daha sık basmaya başlar. En sonunda öyle bir noktaya ulaşır ki fare düzenli olarak ma¬nivelaya basar ve yiyeceğini alır. Bir fare, bu tepkiyi kazandığında, Skinner kutusuna yerleştirilir yerleştiril¬mez manivelaya basmaya başlar. Yiyecek verme işlemi sürdürüldükçe deney hayvanı aynı tepkiyi verir. Eğer manivelaya her bastığında yiyecek alamaz, yi¬yecek verme işlemi düzensizleşir ve sıklığı azalırsa deney hayvanının yiyecek alma güdüsü de zayıflar. Edimsel koşullanma yoluyla öğrenmede deney hayvanına verilen su ya da yiyecek gibi maddeler olumlu pekiştirici olarak tanımlanır. Çünkü olum¬lu pekiştiricinin verilmesi, hayvandan beklenilen tepkinin tekrarlanma olası¬lığını yükseltir.
Olumsuz pekiştirme: Olumsuz bir davranışı ortadan kaldırmak, olum¬suz durumlardan korunmayı öğretmek amacıyla yapılan pekiştirmelere olumsuz pekiştirme denir: elektrik şokundan kurtulmayı öğretmek gibi. Bu deneyde elektrik şoku olumsuz pekiştireçtir. Olumsuz pekiştireç ve ceza eş anlamlı değildir. Ceza, yanlış davranış ya¬pıldıktan sonra verilir. Olumsuz pekiştireç ise olumsuz bir durum ortaya çık¬madan, böyle bir durumla karşılaşıldığında nasıl kurtulacağını öğretmek amacıyla uygulanır. Böylece; canlı, hoşuna gitmeyen durumlardan kurtulma¬yı, kaçma ve kaçınmayı öğrenir. Edimsel koşullanma yoluyla öğrenmede istenen davranışın ortaya çıkması, istenmeyen davranışların unutulması için pekiştirme ve söndürme uygulanır. Bu yolla öğrenmede belirli bir davranışın kazanılması ayırt etmeye dayanır. Deneğin amaca götüren ve götürmeyen davranışları ayırt etmesi gerekir. Ayırt etme, amaca götüren davranışların seçilmesini sağlar. Birbiri ardınca sürdü¬rülen koşullandırmalar, uyaranların farklı anlamlarının birbiriyle ilişki içinde kavranmasını sağlar. İstenen davranış ortaya çıktıktan sonra pekiştirilerek bi-çimlendirme gerçekleşir. Bir foka, topa üç defa vurduktan sonra suya dalması öğretilmek isteniyor¬sa önce topa her vuruşu ödüllendirilir. Fok bunu iyice öğrendikten sonra to¬pa vuruşuna ödül verilmez. Topa üç kez vuruşları ödüllendirilir. Fok bir süre sonra ödül ve vuruşu arasındaki bağı kavrar. Üçüncü aşamada topa vuruşla-rından sonra ödül verilmez. Sadece topa üç kez vurduktan sonra suya atladı¬ğı zaman ödül verilmeye başlanır. Böylece davranış biçimlendirilmiş olur. Günlük yaşamda da edimsel koşullanma yoluyla gerçekleşen öğrenmey¬le ilgili çeşitli davranışlarla her zaman karşılaşabiliriz. Örneğin, rahatsız bir yerde yatan bebek çeşitli sesler çıkarır ve hareketler yapar. Bebek her bağır¬dığında anne gelirse bebek dikkati çekmek istediği her zaman ağlamayı ve bağırmayı öğrenir. Tutumlar, davranışlar, batıl inançlar aynı yollarla öğreni¬lir. Doyum buldukça da devam eder. Edimsel koşullanma, fizyolojik ihtiyaçlara doyum sağlayan ve birincil pekiştirici olarak adlandırılan; su, yiyecek vb. pekiştirmelerle sınırlı değil¬dir. Bazı hayvanlar ve insanların çoğu; daha çok ikincil pekiştirici olarak adlandırılan, doğuştan olmayan, sonradan kazanılan ihtiyaçlarına doyum sağlayan pekiştirmelere tepki verirler. Para, fizyolojik ihtiyaçlara dolaylı olarak doyum sağlayan ikincil pekiştiricidir. "Aferin" sözcüğü, sınavda "pe¬kiyi" almak gibi olaylar, insanın öğrenmesinde önemli rolü olan ikincil pe¬kiştirmelerdir. Birincil ya da ikincil, edimsel koşullamamn etkili şekilde gerçekleşebilme¬si için beklenen tepki ortaya çıkar çıkmaz pekiştireç verilmelidir. Kural olarak tepki ve pekiştireç arasındaki zaman ne kadar kısa olursa koşullama da o ka¬dar hızlı olur. Zaman uzadıkça organizma, davranışla pekiştireç arasındaki ilişkiyi kuramaz. Dolayısıyla koşullanma gerçekleşmez
|