Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Aralık 05, 2008, 04:22:02 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Öğrenmede Öğrenenle İlgili Etkenler  (Okunma Sayısı 81 defa)
hemsireler
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5273


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Ocak 27, 2008, 04:42:37 ÖS »

1. Öğrenmeye hazır oluş: Öğrenmek için önce öğrenmeyi istemek, zi¬hinsel enerjiyi belli bir konu üzerine toplamak gerekir. Bu, bireyi öğrenmeye hazır hâle getirir. Hazır oluşluk sağlanmamışsa öğrenme istenilen nitelik¬te gerçekleşemez.
2.   Zekâ: Zekâ, bazı psikologlarca öğrenme yeteneÄŸinin bir ölçüsü olarak
tanımlanır. Diğer bir deyişle zekâ düzeyi yükseldikçe daha çok öğrenme ol¬
duğu düşünülmektedir.
3.   YaÅŸ: Öğrenme yeteneÄŸi doÄŸuÅŸtan itibaren 18-20 yaşına kadar geliÅŸir.
Ondan sonra 50 yaş civarına kadar sabit kalır, 50 yaştan sonra yeni malzeme¬
nin öğrenilmesi yavaşlar ve azalmaya başlar.
4.   OlgunlaÅŸma: Kalıtımla belirlenen bedensel ve zihinsel büyüme sonu¬
cunda bazı işlevleri yapabilme yeterliği kazanmaktır: zihinsel olgunluk, yürü¬
me olgunluğu, konuşma olgunluğu gibi. Olgunlaşma, öğrenmeyi kolaylaştı¬
rır. Örneğin; belirli zihinsel olgunluğa erişmiş olan çocuk, okuma yazmayı
daha çabuk öğrenir, yürüme olgunluğuna erişen çocuk yürür. Ancak olgun¬
luk düzeyine erişmemiş organizmalarda öğrenme ya çok geç gerçekleşir ya
da hiç öğrenme olmaz. Örneğin, yürüme olgunluğuna gelmemiş çocuğa yü¬
rümeyi öğretemeyiz.
5.   Güdülenme: Güdüler bizi içten harekete geçiren etkenlerdir. Ödüller
ya da pekiştirmeler güdülere doyum sağlarlar. Fareler üzerinde yapılan bir
araştırmada, onlara bir labirentte yiyecek bulmaları öğretilmiştir. Bu amaçla
üç grup oluşturulmuştur:
•Aç olmayan ve deneme sonunda yiyecek verilmeyen grup, • Aç olan ama deneme sonunda yiyecek verilmeyen grup, •Aç olan ve deneme sonunda yiyecek verilen grup.
Bunlardan yalnızca 3- grup, aç olan (yani güdülenmiş olan) ve yiyecek ve¬rilen (ödüllendirilen) grup, tam öğrenmeyi başarmıştır.
Güdülenme öğrenmede çok önemlidir. İnsanın öğrenmesinde güdülen¬me, yalnızca bedensel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik değildir. Onay¬lanma, beğenilme gibi toplumsal güdüler insan yaşamında çok fazla önem taşır; ödüllendirileceğini bilen kişiler daha fazla güdülenirler. Yeterince gü¬dülenmeyen bir kişi, diğer koşulların (yaş, zekâ vb.) uygun olduğu durum¬larda bile gerekli olan, beklenen öğrenmeyi gerçekleştiremeyebilir. Öğren¬ci başarılı olmak ve sınıfı geçmek için güdülendiğinden daha kolay öğrenir. Okuldaki öğrenmede bireyler arası ya da gruplar arası rekabet önemli bir güdülenme etkenidir.

6.Genel uyarılmışlık hâli ve kaygı: Kişinin bilincinin açık ve tamamen
uyanık olmasına, enerjisini yapacağı işe verebilmesine genel uyarılmışlık hâ¬
li denir. Herhangi bir öğrenmenin yapılabilmesi için bireyin uyarılmışlık hâ¬
line gelmesi gereklidir. Özellikle bilişsel öğrenme durumunda genel uyarıl¬
mışlık hâlinin olması ön koşuldur. Çünkü karmaşık zihinsel işlemler söz ko¬
nusudur. Kişi tamamen uyanık değilse ve bütün enerjisini yaptığı iş üzerinde
yoğunlaştırmamışsa iyi bir öğrenme gerçekleştirmesi beklenemez. Örneğin;
bir öğrenci, sınıfta öğretmeninin anlattıklarını dinlerken aynı zamanda ders¬
ten sonra gitmeyi tasarladığı filmi de düşünürse büyük bir olasılıkla iyi bir
öğrenme gerçekleştiremeyecektir.
Yüksek kaygı düzeyi, öğrencilerin belirli bir konuyu öğrenirken dikkatle¬rini toplamalarına engel olur. Sınav sırasında öğrenci, aşırı kaygı nedeniyle öğrendiklerini hatırlayamaz, "eli ayağı tutmaz" olur. Bu nedenle başarılı ola¬maz. Kaygı düzeyi çok düşük olduğu zaman da öğrenme olmaz. Çünkü birey yeterli bir uyarılmışlık düzeyine ulaşamamıştır.
7.   Fizyolojik durum: Öğrenmek için kiÅŸinin saÄŸlıklı olması gerekir. Özel¬
likle; görme, işitme gibi duyum bozuklukları ya da kronik (tedaviye direnen
uzun süreli) bedensel bir hastalık gibi sağlık bozukluğu durumlarında, öğ¬
renmede yeterli verim ya çok az sağlanır ya da hiç sağlanamaz.
8.   Ã–nceki öğrenilenlerin transferi: YetiÅŸkin kiÅŸiler hemen hemen hiç¬
bir öğrenmeye sıfırdan başlamazlar, yeni öğrenme, eski öğrenmelerden de
etkilenir. Örneğin; okulda Matematik dersinde öğrendiklerimizi bakkalda
alışveriş yaparken kullanırız. Başka bir deyişle bir durumda öğrendiklerimiz
başka bir duruma aktarılarak kullanılmaktadır. Önceki bilgilerin yeni öğren¬
meyi etkilemesine transfer (aktarma) denir.
Bir öğrenmenin aktarılması, yeni öğrenmeyi olumlu olarak etkiliyorsa olumlu transfer söz konusudur. Örneğin; bir otomobili kullanmayı öğrenen kişi, başka otomobilleri de kullanabilir. Buna karşılık, önceki öğrenme yeni öğrenmeyi olumsuz yönde etkiliyor ya da engelliyorsa olumsuz transfer var¬dır. Örneğin; iki parmakla daktilo yazmayı öğrenen birisi, on parmakla yazma¬ya çalıştığında zorlanır ve daha yavaş yazar. Uyarıcı ve davranımlar arasında¬ki benzerlik, aktarmayı kolaylaştırır. Dolayısıyla öğrenmeyi de olumlu olarak etkiler. İki öğrenme alanı; içerik, yöntem ve ilke bakımından birbirine ne kadar çok benzerse transfer oranı o ölçüde yüksek olur. Örneğin; Almanca bi¬lenler İngilizceyi yabancı dil bilmeyenlerden daha kolay öğrenirler. Zekâ dü¬zeyi yüksek olanlar daha fazla transfer yaparlar.
« Son Düzenleme: Ocak 27, 2008, 04:45:27 ÖS Gönderen: hemsireler » Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Cilt Bakimi Bilim ve Teknoloji Saglik gebelik Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!