|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 27, 2008, 05:03:41 ÖS » |
|
Öğrenmenin tersi olan bir bellek işlevidir. Yani, öğrenilenlerin zihinde ye¬niden canlandırılamamasıdır. Unutmayla ilgili çeşitli kuramlar ileri sürülmüş¬tür. Unutmanın tanımlanması ve türleri kuramların bu konudaki görüşlerine göre belirlenir. Fizyolojik temellere dayanan kuramlara göre unutma öğrenilenlerin ya da anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinmesi sonucu olur. Koşullanma yoluyla öğrenme kuramına göre pekiştirilmeyen, ödüllendi¬rilmeyen tekrarlar; uyaranlarla tepkiler arasındaki bağı zayıflatır, unutma ya da diğer bir deyişle sönme olur. Birçok öğrenilen şey ve anılar bellekte saklı olmalarına karşın, unutul¬muş gibi görünebilir. Freud ve diğer psikanalistler bunu baskı kavramıyla açıklarlar. Onlara göre kişiye acı veren anılar bilinçten uzaklaştırılarak bi¬linç dışına atılırlar. Daha önce de belirtildiği gibi, öğrenilen malzemenin ne derece öğrenildi¬ği, öğrenilen malzemenin anlamlılığı, öğrenmeyi gerçekleştiren kişinin, öğrenmeye ne ölçüde güdülendiği, öğrenmeden sonraki etkenler de öğrenile¬nin bellekte tutulmasını, saklanmasını ve hatırlanmasını etkiler. Deneysel psikoloji araştırmalarında denekler, herhangi bir öğrenme mal¬zemesini hatasız olarak tekrarlayana dek öğrenmeyi sürdürürler. Araştırma¬cı, olabilecek en iyi hatırlamayı araşürıyorsa deneklere tam öğrenme yaptırır. Yapılan araştırmalarda, tam öğrenmenin hatırda tutmayı kolaylaştırdığı, unutmanın daha az olduğu görülmüştür. Öğrenilen malzeme anlamlıysa anlamsız malzemeye kıyasla daha kolay hatırlanır. H. Ebbinghaus 1885'te yaptığı çalışmalarda, anlamsız heceleri (TIC, PUV, GIB, vb.) öğrenme malzemesi olarak kullanmış ve öğrenilen malzeme¬nin anlamsız olmasının öğrenmeyi zorlaştırdığını saptamıştır. Araştırmada anlamsız hecelerden oluşan bir liste kusursuz bir şekilde iki kez tekrarlandı¬ğında yani tam öğrenme olduğu belirlendikten sonra, bir zaman aralığı kon¬muştur. Kusursuz hatırlama için ilk denemede 1000 saniye, ikinci denemede ise 600 saniye kullanılmış, 400 saniye tasarruf edilmiştir. Bu süre, bellekte tu¬tulan malzemenin miktarının bir göstergesidir. Bu yöntem tam bir öğrenme için çok elverişlidir. Daha önceden bir malzemeyi gören, öğrenen kişi ikinci kez aynı malzemeyi öğrenmesi gerektiğinde daha kısa sürede yeniden öğre-nebilmektedir. Ebbinghaus, öğrenme ve yeniden öğrenme arasında yirmi dakikadan otuz bir güne kadar değişen çeşitli zaman aralıklarını kullanarak araştırmalarını sürdürmüştür. Ebbinghaus bu araştırmaları sırasında bir unut¬ma eğrisi oluşturmuştur Şekilde de görüldüğü gibi başlangıçta unutma çok hızlıdır. Sonra yavaşla¬makta, en sonunda da aynı düzeyde sürmektedir. Başka bir deyişle öğrenme¬nin hemen ardından hızlı bir unutma olur, daha sonra unutma azalır ve belir¬li bir düzeyde sabit kalır.
|