|
hemsireler
|
 |
« : Ocak 27, 2008, 02:45:28 ÖS » |
|
Aynı nesne ya da olaylar, değişik kişiler tarafından farklı şekilde algılana¬bilir. Bu farklı algılamada önceki öğrenmelerin, dikkatin ve güdülenmenin rolü vardır. Örneğin; bir aile üyesinin düğün törenini videodan ailesi ve arka¬daşlarıyla birlikte izleyen bir genç, izleyicilerin seçici algılarını şu şekilde açıklamıştır: "Filmi izlerken ben kaç kez nasıl göründüğümle ilgilendim; ya¬kın bir arkadaşım aldığım kilolarla, annem ne kadar neşeli olduğumla, nişan¬lım ise bir hanım konukla dans ederken ne kadar mutlu göründüğümle ilgi¬li olarak izlenimlerini belirttiler." Bu örnekte de görüldüğü gibi herkes kendi güdülenmesine, dikkatine ve önceki bilgilerine bağlı olarak algılamaktadır. Seçici algıda rol oynayan etkenlere daha geniş olarak dikkat etkeni anlatılır¬ken değinilmiştir. Dikkat Çoğunlukla çevremizde dikkatimizi verdiğimiz nesne ve olayları seçe-rek algılarız. Dikkat, algılamaya hazır olmaktır. Dikkatimiz, bize sunulan uyaranın niteliği kadar, bizim ilgi ve güdülerimize de dayanır. İhtiyaçlar, il¬giler, güdülendiğimiz olaylar, merak uyandıran konular, mesleğimizle ilgili olaylar dikkatimizin belli bir yöne kaymasını sağlayan iç etkenlerdendir. İç etkenler, dış etkenlere göre dikkatimizi daha uzun süre belli bir konu üze¬rinde yoğunlaştırabilirler. Günlük yaşamda sürekli olarak uyaran bombardımanı vardır. Bu uyaran¬ların ancak bazıları belirgin olarak algılanır. Bunun dışında kalan uyaranların bir kısmı çok az, diğerleri de belli belirsiz algılanır ya da algılanamaz. Dikkat sırasında insanın enerjisi belli bir konu üzerine odaklanmıştır. Dikkati üze¬rinde toplayan konunun değişmesiyle dikkat de değişir. Odaklanma, yeni konuya yönelir. Örneğin; maç sırasında tüm dikkatini maça yönelten insan, maç bittikten sonra üşüdüğünü fark etmişse dikkati bu konuya yönelir. Dikkatimizi yönlendirmede uyaranın nitelikleri önemli rol oynar. Reklam¬cılar dikkat çekmekle özellikle ilgilenirler. Televizyon reklamı hazırlayanlar, sattıkları ürünü seyircinin fark etmesi için uyaranların yoğunluğunu artırır¬lar. Yoğunluk, uyaranın şiddetini ifade etmektedir. Örneğin, belirli bir renk daha parlak verilir ya da ses yükseltilir. Ayrıca uyaranın ölçüsü de dikkat çekmekte önemli bir etkendir. Örneğin; yazılı bir reklamda BÜYÜK HARF¬LERLE yazılan sözcükler, küçük harflerle yazılan diğer sözcüklerden daha çok dikkat çeker. Uyaranın yeri de önemli dikkat çekme etkenlerinden biri¬dir. Görsel uyaran için en iyi yer gözün tam önüdür. Sayfanın ya da sinema ve televizyon ekranının üst köşesi, alt köşesinden daha çok dikkat çeker. Kır¬mızı ve turuncu en fazla dikkat çeken renklerdir. Fakat zıt renk kullanmak da önemlidir. Eğer bu sayfadaki bütün sözcükler kırmızı renkle yalnızca bir söz¬cük siyahla yazılsaydı en çok dikkati bu tek sözcük çekerdi. Hareket de baş¬ka bir dikkat çekme etkenidir. Hareketli bir uyaran, durağan bir uyarandan daha çok dikkat çeker. Örneğin; sinema, gazino gibi eğlence yerlerindeki ya¬nıp sönen ışıklarla yapılan reklamlar dikkat çekmekte daha başarılıdır. Son olarak uyaranın yeni olması da dikkat çekmekte önemli rol oynar. Değişme¬yen, hep aynı kalan uyaranlar bir süre sonra dikkat çekmez. Yeni uyaranlar kullanıldığında dikkat de artar.
|