|
angel
|
 |
« : Aralık 16, 2007, 09:37:56 ÖS » |
|
Ruhsal gelişim yaşam boyu sürer! Bedensel gelişim belirli bir yaştan sonra yavaşlar ve dururken, ruhsal gelişim ölene dek sürmek durumundadır. Her yaş ve çağa özgü gelişimsel görevler vardır. Ruhsal gelişim sürecinde duraklama çeşitli mutsuzluklara neden olabilir.
Yaşanan çağın gelişim süreçlerine etkisi Her insanın ortaya koyduğu gelişim süreci tıpkı parmak izi gibi bir defaya özgüdür. Yeniden dünyaya gelsek farklı bir süreç izleriz. Çünkü ruhsal gelişim kişinin bireysel özellikleri ile yaşadığı tarihsel çağ arasındaki bir defaya özgü etkileşim içersinde doğar. Bu nedenle bireyin ruhsal gelişimini anlamak için yaşadığımız çağın özelliklerini de dikkate almalıyız. Son bir yüzyılda bireyin toplum içersindeki konumu değişmiştir. En büyük değişiklik eskiden kişi yakın çevresi ile sınırlı iken teknolojik gelişme sonucu (kitle ve kişisel iletişim araçları, kentleşme, endüstrileşme ve otomasyon vb.) uzak çevre ve toplumun birey üzerindeki etkisi artmıştır. 19. yüzyıl bireyi daha içten yönetilen bir varlık (içgüdüsel dürtüler vb.) iken bugünün insanı dış etkilere daha açık ve hatta onların hedefi durumundadır (dıştan yönetilen insan) . Bu nedenle günümüzün ruhsal gelişme modelleri kontrol odağındaki dışa kaymayı dikkate almak durumundadır.
Kendilik nedir? Kendilik kendimize ait olarak hissettiğimiz ruhsal öğelerin toplamından oluşur. Burada aidiyet (personalizasyon) duygusu belirleyicidir. Sağlam bir kendilik kişi için iç ve dış dünyayı dikkate alan güçlü bir pusula işlevi görür, ona koşullar değişse de hangi durumda nasıl davranacağını ve üstelik her defasında da nasıl kendisi olarak kalacağını doğal olarak gösterir.
Psikoterapide ne üzerinde çalışılır? Kendilik psikoterapi yapan psikiyatristin üzerinde çalıştığı ruhsal organdır. Gerek ruhsal gelişim süreci, gerekse psikoterapinin hedefi kendileşmedir. Bu bir yandan kendimizi duygu ve davranışlarımızın merkezi ve sahibi olarak hissetmemiz anlamına gelirken, bir yandan da dış dünyanın doğuşumuzdan itibaren üzerimizde yarattığı kimi etkileri ortadan kaldırmamız ya da değişime uğratmamız anlamına gelir.
Kendiliğin alt öğeleri var mıdır? Kendiliğin dış dünyanın etkisine fazlası ile açık kısmına sosyolojik kendilik adını veriyoruz. Oysa her bireyde bir de bunun dışında kalan, psikolojik kendilik bulunmaktadır. Sosyolojik ve psikolojik kendiliklerin işlev biçimlerinde önemli farklar bulunmaktadır. Normalde her iki yanın haermonik bir işbirliği içersinde bulunması gerekirken, bu durum gelişim sürecinde yaşananların etkisi ile (anne babanın çocuk yetiştirme tarzı) bir çok kişide bozulmakta ve sosyolojik kendiliğin baskın olduğu durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu durum subklinik ya da klinik dissosiyasyona yol açabilmektedir. (Bakınız Tablo 1).
Aşırı genişlemiş sosyolojik kendiliğin tehlikeleri nelerdir? Hipertrofik sosyolojik kendilik günümüzün yaygın sorunlarından biridir. Bu gibi kişiler daha konformist, çıkarları tarafından yönetilen, kendi başına var olamayıp ancak bir grupla birlikte var olabilen ve ait olduğu grubun ortak çıkarları uğruna başka insani değerleri feda edebilen, bu uğurda kolayca davranış değiştirebilen ve tersine dönebilen (aynı azmanda kendi grubuna ihanet de edebilir), istismar etmeye ve edilmeye yatkın insan tiplerini oluşturmaktadır. Bu tür insanların yoğunlaştığı toplumlar dışardan daha kolay yönetilebilirler.
Çocuk eğitiminde dengeli gelişimi sağlamanın yolu nedir?
Anne babalar ve eğitim kurumları yaratıcılığa, gerçek kendi olmaya daha çok prim vermeli ve sosyolojik kendiliğin aşırı genişlemesi olasılığına karşı dikkatli olmalıdır. Özellikle aile içersinde sosyolojik kendiliğe uyan işlev biçimlerine sıkça başvurulması çocukta bu yönün hipertrofiye uğramasına yol açar. Ortaya çıkan sonu. Anne baba model çocuk (sosyolojik ölçüler içersinde) yetiştirmeye çalışırken çocuk ergenlik çağına geldiğinde, anne babayı da aşan ve beklemediği ölçüde genişlemiş bir sosyolojik kendilikle ortaya çıkabilir (marka giyinmek isteyen, yıkıcı, birey haklarına saygısız, küçük çıkarcı, hain, agressif, çeteci vb. bir genç tipi ortaya çıkabilir). Çocukla ilişkide kendilik sınırlarına dikkat edilmemesi, ‘görünürde normal aile’ tipinde aile patolojisi (iletişimde çift mesaj verme, ailede sahte uyum, ailede cepheleşme, kurban/hasta konumuna itme, güvensiz bağlanma yaratan anne babalık),ü kısacası istismar ve ihmal tipinde travmalar bir tampon işlevi gören sosyolojik kendiliği büyüttüğünden psikolojik kendiliğin gelişimine ket vurur.
|