|
angel
|
 |
« : Aralık 31, 2007, 11:58:46 ÖÖ » |
|
'Psikolojik danışma ve rehberlik' alanı, öğretmenlikten ayrı ve farklı bir meslek alanıdır. Psikolojik danışmanlar, bir dersin öğreticisi değildir. Bazılarının isimlendirişiyle 'rehberlik öğretmenliği' gibi bir meslek dalı yoktur. Eğitim birçok uzmanlığın işbirliğini gerektiren bir süreç...
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), 19.01.2007 tarihinde, dört akademisyenden oluşan bir komisyon kurarak, bir gün içinde, 'ders ekleme ve ders çıkarma' yöntemiyle Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans programını, 'Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Öğretmenliği' programı olarak düzenlemiş ve psikolojik danışmanlığı rehberlik öğretmenliğine dönüştürmenin adımını atmış bulunmaktadır.
Bu gelişme, ülkemizde hâkim görüş olan, eğitimin yalnızca öğretmenlerle yapılacağı, dolayısıyla eğitim fakültelerinin tüm bölümlerinin 'öğretmen' yetiştirdiği düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Bu, bir yanılgıdır.
Çağdaş eğitimi gerçekleştirmenin ve insan yetiştirmenin ne denli çok boyutlu bir süreç olduğunu göz ardı eden, 'tüm yönleriyle bir bütün olarak gelişmiş insan' yetiştirmenin sadece öğretmenlerle gerçekleştirilebileceğini düşünen indirgemeci bir yaklaşımdır.
İnsan yetiştirmek Bir 'insan'ın yetişmesi, yalnızca öğretmenlerle gerçekleşebilecek kadar basit ve kolay bir olgu değildir. Öğrencilerin okullarda öğretmen ve yöneticiler dışında ve onlardan farklı işlev ve yaklaşımdaki çalışanların desteğine de ihtiyaçları vardır. Burada akla öncelikle, psikolojik danışman (rehber öğretmen) gelir. 'Rehberlik ve psikolojik danışmanlık' alanı, çağdaş eğitim anlayışının gerektirdiği destek hizmetleri grubu içinde yer alır. Yani bir öğretmenlik alanı değil, öğrenciyi ve okuldaki eğitimi destekleyen öğrenci kişilik hizmetlerindendir. Psikolojik danışman dışında, eğitim programlayıcısı, halk eğitimi uzmanı, ölçme ve değerlendirme uzmanı gibi, öğrencinin kişilik eğitimini çok yönlü ve çeşitli yönlerden destekleyen hizmetlerin de okullarda yer alması gerekir. Öyleyse, eğitim fakülteleri öğretmenlik programlarından ibaret olmamalı, tüm bu uzmanlıkları yetiştiren programlara yer vermelidir.
Çağdaş eğitim, rehberlik anlayışıyla yapılan eğitimdir, yani öğrencinin yalnızca bilgi kazanmasını değil, onun hayat boyu öğrenmeyi, çalışmayı ve yaşamayı bilen bir yetişkin olmasını amaçlayan eğitimdir. Okul çocuğa sürekli öğrenmeyi, çalışma yaşamını ve hayatı öğretmelidir. Bu da sadece bilgi aktarımıyla olmaz. Öğretmenlerin, rehberlik anlayışıyla öğretmenlik yapmaları, tüm çalışanların öğrencinin gelişimine katkıda bulunacak nitelikte davranmalarıyla olur. Sizce, bu durum okullarımızda mevcut mu? Şu tabloyu gözünüzde canlandırmaya çalışın: Bir öğrenci düşünün ki; psikolojik danışmanla (rehber öğretmen) 15-20 dakikalık görüşmesinden, benlik saygısı epey beslenmiş ve özgüveni desteklenmiş olarak ayrılıyor olsun.
Özgüveni yara alır Ne yazık ki; psikolojik danışmanın odasından çıktığı andan itibaren, yaşadıkları, genellikle bu kazanımın yıkımına yol açacak özelliktedir. Örneğin, odadan çıktığı anda yerleri paspaslamakta olan hizmetliden, sildiği yerlere bastığı için usturuplu bir küfür ve azar işitebilir ve özgüvenine vurulan ilk darbeyi alır. Koridorda ilerlerken, karşılaştığı okul zorbasının alayları ve aşağılamasına maruz kalabilir. Özgüveni bir yara daha alır. Sınıfa girer ve belki, biraz geç kaldığı için öğretmenin onu sınıfın önünde azarlaması, rezil etmesi sonucu, psikolojik danışmanın (rehber öğretmen) kazandırdıklarından son artakalanlar da yitip gidebilir.
Bu tablodaki gibi, günümüz okullarında öğrencilerin kişilikleri okullarda geliştirilmek yerine bozulmakta, yıkılmakta, psikolojik danışmanlar da (rehber öğretmen) sürekli bu bozuklukları tamir etmekle uğraşmaktan öteye gidememektedirler. Bu 'yap-boz' sürecinde elde kalan sıfır olmaktadır. Oysa okullar rehabilitasyon merkezleri değil, gelişim ortamları olmalıdır.
Bunun mümkün olması ise, 'eğitim = öğrenci kişilik gelişiminin amaçlanması= rehberlik anlayışıyla eğitim' yaklaşımının benimsenmesine bağlıdır. Psikolojik danışmanın en önemli rolü buradadır. Psikolojik danışmanlar, öncelikle, öğrencilerin kişisel-sosyal, eğitsel, mesleki yönden sağlıklı gelişebilmeleri, topluma aktif uyum sağlayabilen, başarılı, üretken, mutlu kişiler olabilmeleri için yardım hizmeti verirler. Bunun yanı sıra, öğrencinin kendisine olduğu kadar, başta öğretmenler olmak üzere, yöneticilerin ve ailelerin de çocuklarının gelişimine rehberlik edebilmeleri yönünde hizmet verirler . Okulun genel atmosferinin, öğrencilerin 'tüm yönleriyle-bütün olarak' gelişmesi için sağlıklı bir ortam olarak düzenlenmesinde yönlendirici ve önemli bir etkiye sahiptirler. Öğretmenlere, öğrencilerini anlamada ve onlara yönelik içgörü geliştirmede, ailelere de çocuklarının yaş özellikleri, davranış biçimleri, gereksinimleri, konusunda müşavirlik etmek, psikolojik danışmanların önemli işlevlerinden biridir.
Okulda ortak bir rehberlik anlayışının oluşumunu, okul içi iletişimin ve paylaşımın gelişimini, ailelerin eğitsel katkısının artmasını sağlayacak müşavirlik hizmetleri, günümüzde psikolojik danışmanların önemi gittikçe artan bir rolüdür. Öğretmenlerin sınıf yönetimi ve iletişim becerileri açısından donanımlı olmalarına verilen önem ve duyulan gereksinim arttıkça, psikolojik danışmanların müşavirlik desteğine ihtiyaçları da artmıştır.
Uzmanlık ve yardım Sonuç olarak, 'psikolojik danışma ve rehberlik' alanı, öğretmenlikten ayrı ve farklı bir meslek alanıdır. Psikolojik danışmanlar, bir dersin öğreticisi değildir. Bu bağlamda, bazılarının isimlendirişiyle 'rehberlik öğretmenliği' gibi bir meslek dalı yoktur. Rehber öğretmen Türkçe veya matematik öğretmeni gibi, bir ders kapsamında öğrenciye rehberlik öğretmez, rehberlik ve psikolojik danışmanlık yapar. Rehber öğretmen adı, alan çalışanlarının muhalefetine rağmen, MEB'in, okullarda istihdam ettiği 'psikolojik danışma ve rehberlik' lisans mezunlarına verdiği bir kadro unvanıdır. 'Psikolojik danışma ve rehberlik', bir uzmanlık alanıdır, 'psikolojik danışmanlık' ise bir yardım mesleğidir. Okullarda daha çok bir otorite figürü olarak algılanan öğretmenlerle psikolojik danışmanların işlevleri gereği birbirinden çok farklı oldukları, bu iki rolün asla birbirlerine karıştırılmaması gerektiği, lisans programı başlangıcından itibaren öğrencilerimize öğrettiğimiz bir konudur.
Öğretmenlikten ayrı bir bilim alanının, dünyadaki geçerli tanımı ve işlevinden ayrı olarak, öğretmenlik programına dönüştürülmesinin, alanın felsefi temeli, mesleğin oluşumu, işleyişi ve toplumumuzun gereksinimleri açısından sakıncalı olabileceği düşünülmelidir.
|