Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Aralık 02, 2008, 05:53:28 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çocuk ve Oyun  (Okunma Sayısı 58 defa)
angel
Global Moderator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5148


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 30, 2007, 08:32:44 ÖS »



 
Bebek ve çocukların geliÅŸimleri sırasında olgunlaÅŸma ve sosyal boyutun erken geliÅŸmesinde oyunun önemi belirgindir. Ayrıca içinde yaÅŸanılan kültürün önemli etkilerinden olan araÅŸtırma duygusunun ve kurallara uymanın öğrenildiÄŸi ve geliÅŸtirildiÄŸi yer de oyunlardır. Oyunlar önce bebeÄŸin kendi bedensel duyumlarının araÅŸtırılması ÅŸeklinde çok küçük bir alanda baÅŸlamakta, sonra yakın çevresi içinde sürmekte ve daha sonrada büyük sosyal ortamlarda gerçekleÅŸtirilmektedir.  Bebek, çocuk, ergen ya da yetiÅŸkin bir kiÅŸinin neden oyun oynadığı sorusunun birçok yanıtı vardır. Bunlardan birincisi, içten gelen enerjinin boÅŸaltılması için oyun oynanmaktadır. İkincisi, türe özgü davranışların çok uzun bir süredir aktarılmasına ve sürdürülmesine yardım etmektedir. Bu görüşe örnek olarak, kedi yavrusunun fare yakalamadan önce bir ÅŸeylerle oynaması ya da kız çocukların bebeklerle oynayarak annelik alıştırması yapmasını verebiliriz. Üçüncü yanıta göre oyun, gelecekteki becerilerin geliÅŸtirildiÄŸi bir alan olarak görülebilir.


Oyunlar  çeÅŸitli ÅŸekilde gruplandırılabilir. GeliÅŸim kuramcılarından Piaget oyunları ÅŸu üç baÅŸlık altında ele almıştır.

1) Alıştırma oyunları: Bu oyunlar çocukların geliÅŸiminde duyusal motor dönem olarak isimlendirilen doÄŸumdan yaklaşık iki yaşına kadar olan bölüme uyar. Bu dönemde bebekler yavaÅŸ yavaÅŸ hareket etmeye baÅŸlamıştır ve zihinsel geliÅŸimde ise çevreden beÅŸ duyusu ile aldığı uyaranları birleÅŸtirip, sınıflandırmaya çalışmaktadır. Bebek  çıngırağının rengini ve sesini alır ve sınıflandırır.

2) Simgesel oyunlar: Bu geliÅŸim döneminde 2 yaÅŸ ile 7 ve 8 yaÅŸları arasındaki dönemi içerir.  Bu oyunların içeriÄŸi alıştırmalardan, simgeler ve varsayım boyutuna kadar deÄŸiÅŸmektedir. Çocuk kendi gerçeklerini hareketlerle yaÅŸatmaktadır. Bunun en belirgin örneÄŸi sanki varmış gibi oyunlardır. ÇocuÄŸun bir köşede yarattığı evcilik oyunu, bir odun ya da plastik çubuk ile oluÅŸturulan atı sürmesi gibi örnekler bu gruptandır. Burada çocuk düşüncelerini yeterince geliÅŸmemiÅŸ dili ile anlatamadığından bunları simgesel oyunla


anlatmaktadır. Ayrıca bu anlatım yoluyla zihinsel simge ve uygulamalar yinelenerek özümsenmektedir. Evcilik oyunu ile hem duygu ve düşünceler aktarılmakta, hem de annelik özdeşimi sindirilmektedir.

3) Kurallı oyunlar: Bu dönemde çocuk ilk olarak kendinden büyüklerin oyunlarını taklit etmeye başlar. Bu oyunlar 7-8 yaşlarından sonra kurulmaya başlar ve çocuğu sosyalleşmeye yönlendirir. İlk iki oyun yaş ilerledikçe azalmakta ve yerini kurallı oyunlara bırakmaktadır. Bu değişme çocuğun ilişkilerini ve sosyalleşmesini yansıtmaktadır.


 Ayrıca oyunları baÅŸlangıçta belirli bir yönergenin olduÄŸu, ancak sonrasında çocuÄŸun serbest olduÄŸu oyunlar ve kurallı olan, sabır ve çaba gerektiren oyunlar ÅŸeklinde de ayırabiliriz. İlk gruba örnek olarak evcilik oyunu verilebilir. Bu oyunda kurallar vardır, ancak çocuk oyunun kurulması ve akışında özgürdür. Saklambaç ve körebe ise ikinci oyun grubuna uymaktadır.
Oyunlar yapıları açısından da değerlendirilebilir. Yarışma, rastlantı, taklit ya da dönerek yoğunlaşmayı içeren oyunlardan söz edilebilir. Oyunların yapısı çocuk psikiyatrisinde bazı bozuklukların değerldnirilmesinde yardımcı olmaktadır. İlgi, etkileşim ve iletişimde belirgin bozukluğun olduğu otistik çocuklar ile duygu, düşünce va algıdabozulma ile belirli psikotik bozukluğu olan çocukların oyunlarında yarışma ya da rastlantı neredeyse hiç yoktur. Başka bir kişiyi gerektiren, dolayısıyla sosyal bir boyut taşıyan yarışma psikotik ve otistik çocuğun ilgi alanının tümüyle dışındadır. Bu çocukların gündeminde yineleme özelliği olan ve tümüyle dışa sınırlı açık ya da kapalı kendi dünyasına yönelik etkinlikler vardır. Aynı şekilde rastlantıyıda tümüyle reddetmektedirler. Etkinliklerinin tekdüze olması, yineleyen belirli davranışları içermesi ve değişikliğin olmadığı kendilerine özgü bir dünyayı içerir. Bu dünyada ise rastlantıya yer yoktur. Bu çocukların oyunlarında dönme ya da dönen cisimlere yönelme vardır. Bir topaç ile oynar, kendi kendine döner ya da dönen bir nesneye yönelirler. Zihinsel özürlü çocuklar yaşıtlarına göre daha az oynarlar ve hareketsiz oldukları dönemler çok daha fazladır. Kuralları karışık olmayan ve bulundukları yaştan daha küçük yaşlardaki çocukların oyunlarını oynarlar. Bu çocukların da yarışma gerektiren oyunlardan kaçındıkları gözlenir.

Çocukların duygusal ve düşsel yaşamı oyunlarına yansımaktadır. Eğer çocuğun iç dünyasından kaynaklanan dürtüleri çok yoğunsa oyun kesilmekte, değişik ve karmaşık bir duruma dönmektedir. Sakin bir oyun için çocuğun bu yoğun dürtüleri uzaklaştırabilmesi gerekir. Değişken davranışları izlenen aşırı hareketli ya da kaygılı çocuklar, oyunun kurallarını kabullenmede zorluk çekerler. Davranış sorunları olan çocuk ve ergenlerin oyunu da saldırgan dürtülerle doldurması tipik bir özelliktir. Onlar için oyun hızla içinden geldiği gibi davranma ve dürtüsel eyleme geçebilmenin bir yöntemidir. Oyun içinde saldırgan tutumların belirtilmesi cinsiyete göre de farklılık göstermektedir.

Erkek çocuklar güreş, kavga ve yarışmaya daha yatkın oldukları için oyunları kızların oyunlarından daha çeşitlidir. Sosyal belirleyiciler de kız ve erkek oyunlarında önemli rol oynamaktadır. Karşı cinsiyetin oyunlarını kızlar erkeklere göre daha rahat oynamaktadırlar. Erkek çocuklarda dürtülerin davranışa dökülmesi ön planda iken kızlarda bu sözel olarak belirtilmektedir.


YetiÅŸkin bir insanda toplumsal kural ve deÄŸer yargıları yoÄŸun duygu ve istekleri günlük yaÅŸamda sınırlanmakta, bunlar hayal kurma ya da rüyalar yardımı ile  duyurulabilmektedir. Çocuklarda bu iÅŸlevler oyun ile saÄŸlanmakta, ayrıca çocuÄŸun günlük kaygılarını azaltarak olumlu iliÅŸkiler kurmasına da yardımcı olmaktadır. Oyun oynamak evrensel bir yaÅŸantıdır, saÄŸlığın bir göstergesidir. Oyunun amacına ulaÅŸması için özellikle cinsel ve saldırgan dürtülerden arındırılması gerekir.

Oyuncaklar
Psikolojik olarak deÄŸerlendirildiÄŸinde oyun alanı çocuÄŸun dışında, ancak dış dünyaya ait deÄŸildir. İç dünya ile dış gerçeÄŸin dışında üçüncü bir alandır, bir yanılsama (illüzyon) alanıdır. Burası bebek için anne ile paylaÅŸtığı ortak bir alandır. Zamanla önce bebek, daha sonra çocuk bu alan içinde bağımsızlığını kazanmaya baÅŸlar. Burada çocuÄŸa özerkliÄŸi saÄŸlayan oyuncaklar geçiÅŸ nesnesi olarak isimlendirilir. GeçiÅŸ nesnesi peluÅŸtan yapılmış oyuncaklar, çarÅŸaf ya da yastık olabilmektedir. Bu geçiÅŸ nesneleri yetiÅŸkinlerin geriye dönüp baktığında "ilk oynadığım oyuncağım" ÅŸeklinde tanımladığı nesnelerdir. Bu geçiÅŸ nesneleri her toplumda izlenen, evrensel bir oyuncaktır, ancak basit bir oyuncak olarak deÄŸerlendirilmemelidir. Otistik ve psikotik çocukların yaklaşık üçte birinde  bu geçiÅŸ nesnesi hemen hemen hiç kullanılmamaktadır. ÇocuÄŸun geçiÅŸ nesnesini doyurucu bir biçimde kullanması, olumlu insan iliÅŸkilerinin oluÅŸturulabilmesi için önemlidir.  GeçiÅŸ nesnesinin fiziksel özellikleri de önemlidir. Bu nesnelerin ortak özellikleri katı, metalik, tuhaf biçimlerde ve genellikle kırılmış ya da atılacak bir durumda olmalarıdır. ÇocuÄŸun kendine ait eÅŸyaları içinde özel bir yeri vardır. Bu nesne zamanla önemini yitirir, yaklaşık 5-6 yaÅŸlarında çocuklar yavaÅŸ yavaÅŸ bu nesnelerden uzaklaşırlar. Ancak bunlar ne yok edilir, ne de terk edilirler.


Oyun ve oyuncak hakkında bu psikolojik bakışın dışında da pek çok şey söylenebilir. Bunlar ailesel, etik (ahlak), kültürel ve sosyoekonomik boyutları içermektedir. Oyun düşünceler, duygular ve ilişkiler içinde yuvarlanmanın ve bu zor olayların üstesinden gelmek için beceri ve kontrol kazanmanın önemli bir yoludur. Oyuncak ise çocuğun beş duyusunu ve duygularını uyaran, değerldnirme ve uygulama yetilerini geliştiren, hayal gücünü zenginleştiren, bedensel ve sosyal gelişimini hızlandıran bir oyun aracıdır.

 Oyuncaklar kabaca kullanım ve amaç oyuncakları olarak iki grupta toplanabilir.Kullanım oyuncakları aslında oyun amacıyla üretilmemiÅŸ olan bir nesneyi çocuÄŸun oyun aracı olarak kullanmasıyla ortaya çıkarlar. At olarak bir tahta parçasının kullanılması, makara, kibrit kutusu gibi araçlarla oynama örnek olarak verilebilir. Bu oyuncakların iÅŸlevi oyun bittiÄŸi zaman sona erer. Amaç oyuncakları ise oyun amacıyla üretilmiÅŸ olan ve genellikle eriÅŸkinler tarafından seçilerek çocuklar için alınan oyuncaklardır. YetiÅŸkinlere neden böyle bir seçim yaptıkları sorulduÄŸunda, çocukları için en uygun oyuncağın bu olduklarını düşündüklerini söylemektedirler. Oysa biraz zorlandığında onların yaÅŸamında bu oyuncakların izlerini bulmak olasıdır. Ayrıca bu oyuncaklar bazen çocuklar için geçici bir heves olabilmekte ve kısa sürede bir köşede unutulup, gitmektedirler.  Oyuncaklar daha ayrıntılı olarak dört baÅŸlık altında sınıflandırılabilir. Duygusal oyuncaklar: ÇocuÄŸun duygusal zorlukları ve korkularını yenmesi için seçtiÄŸi oyuncaklardır. Genellikle çocuÄŸunoyuncakları içinde en çirkin olanıdır. Bunlar genellikle yumuÅŸak ve tüylü, yuvarlak hatları olan, fiziksel olarak çocuktan daha kısa oyuncaklardır. Bunlar çocuk için dostluk, sevgi ve güvenlik anlamını taşır. Zevk nesnesi olan oyuncaklar: ÇocuÄŸun geçici bir süre için hoşça zaman geçirmek için oynadığı oyuncaklardır.

Eğitsel ve kültürel kazanç sağlayan oyuncaklar: Boyama kitapları, yap-bozlar, maket oyuncaklar gibi çocuğun oyun oynarken aynı zamnda herhangi bir alanda eğitimini de sağlayan oyuncaklardır.

Sosyal bütünleşmeyi sağlayan oyuncaklar: Çocuğun çevresiyle ilişkilerini düzenlemesinde yardımcı olan, yaşıtlarıyla birlikte grup oyunları oynarken kullandığı oyuncaklardır.


Oyun gibi oyuncaklar da çocuk psikiyatrisinde ruhsal durumun deÄŸerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Oyuncak otistik çocukların ilgisini çekmemekte ya da çocuk oyuncaÄŸa geçici bir süre ilgigöstermektedir. Zamanının büyük bir bölümünü oyun ve oyuncaklarla geçirmek isteyen ancak sürekli oyun ve oyuncak deÄŸiÅŸtiren bir çocuÄŸun dikkat eksikliÄŸi yönünden deÄŸerlendirilmesi gerekirken, sürekli karşı cinsiyete ait oyuncaklarla oynamak isteyen bir çocukta bu seçimin cinsel tercihle  ilgili olabileceÄŸi, yaşından küçük oyuncaklarla oynamanın ise kardeÅŸ doÄŸumu gibi zorlayıcı bir yaÅŸam olayı ile oluÅŸan gerilemeyi yansıtabileceÄŸi göz önüne alınmalıdır. ÇocuÄŸun yağına ve cinsiyetine uygun olmayan  oyuncaklarla ilgilenmesi durumunda bu oyuncağı içgüdüsel olarak mı seçtiÄŸi yoksa kendisine o oyuncak verildiÄŸi için mi onu kullandığı tartışma konusudur.


ÇocuÄŸun yaşına göre oyun ve oyuncak seçimi oldukça zordur. Çocuk için alınacak ya da önerilecek herhangi bir oyuncaktan daha üstün olanı mutlaka olacaktır. Oyun ve oyuncak seçiminde en iyi klavuz, çocukların nasıl geliÅŸtiklerinin bilinmesi, onların geliÅŸim becerilerini arttıracak ve bu becerilerin birbiriyle bir örüntü halinde olmasını saÄŸlayabilecek oyun araçlarının göz önüne alınması gereÄŸidir. ÇocuÄŸun oyuncağını seçerken kendi istek ve beÄŸenilerimiz yerine çocuÄŸun yaşını  ve gereksinimlerini göz önünde bulundurmanın yanısıra, oyuncak hakkında onun da fikrini almak en iyisi olacaktır.

Altı aylıktan küçük bir çocuk ses, şekil ve renklere karşı duyarlıdır.Bu dönemde görsel ve işitsel duyulara yönelen hareketli oyuncaklar onun dikkatiniçekerve neşelendirir. Yatağın üzerine asılabilen, sallanınca ses çıkaran renkli objeler ve çıngırak bu dönemin vazgeçilmez oyuncaklarıdır. Oturmaya başladığı yedinci aydan itibaren çocuk uzanabildiği herşeyi yakalamaya, yakaladığı her şeyi de ağzına götürmeye çalışır. En çok hoşlandığı şeyler bir elinden diğerine kolayca geçirebildiği renkli halkalar, avuçlayabildiği plastik küpler, kemirebildiği kauçuk nesneler, hırpalandığı zaman bozulmayan yumuşak bebek ve hayvancıklardır. Tutunarak da olsa ayağa kalkabildiğinde eline geçen şeyleri yere atmaktan zevk aldığından, zıplayan, yere düşünce ses çıkaran oyuncaklar ilgi odağıdır. Boy boy renkli toplar, içiçe geçebilen kutular bu dönemin oyuncaklarıdır.

Artık evin içinde rahatça dolaşabilen çocuk, üstüne binip oturabileceği büyük hayvan türü oyuncakları, küçük sandık, sepet ve tabureleri seçer.

İki yaşında bütünü parçalara ayırmak , kutuyu doldurup boşaltmak, kule ve köprü yapmaktan zevk alan çocuğun ilgisini çeken diğer oyuncaklar arasında mutfak eşyaları, farklı boyutlardaki plastik parçalar, saçları ve elbiseleri olan bebekler ve arabalar yer alır. Sonraki dönemlerde anne babasını taklit etmeye başlayan çocuk için minyatür marangoz ya da mutfak setleri gözde oyuncaklardır. Oda takımları, kova-kürek gibi oyuncaklar da ilgi çekicidir.

Üç yaşından sonra üç tekerlekli bisiklet en çok sevilen oyuncak iken, yaratıcılığını keşfetmeye başlayan çocuk tahta blokları ile büyük parçalardan oluşan plastik parçalarla çeşitli şekiller oluşturmaktan büyük zevk alır. Kum, oyun hamuru gibi şekil verebileceği, el becerisini geliştirmek yanında hayallerini gerçekleştirebileceğioyuncaklar bu dönemden sonra en sık oynanan oyuncaklardır.

3-5 yaÅŸları arasında fantazi ve keÅŸfetmeye (evcilik, okul oyunları ile bebekler, mutfak ve doktor muayene aletleri), dil geliÅŸimine (renkli tuÅŸları olan piyano, müzik ve öykü kasetleri ile kuklalar gibi) ve aritmetiÄŸe hazırlamaya (resim  ve sayı eÅŸleme  oyunları; domino, kızma birader ve sayı kartları) yönelik oyuncaklar.

6-8 yaşları arasında toplumsal gelişim ve işbirliği ile ilgili (top, seksek, dama, minyatür arabalar), bilişsel beceriler ve algısal hareket becerilerini sağlayan (maketler, yap-boz oyunları) ve yaratıcı anlatım oyuncakları (parmak boyası, kağıt hamuru, karakalem-suluboya ya da pastel boyalarla resimler, oyun hamurları, sessiz sinema gibi oyunlar),

9-11 yaşları arasında sorun çözme yetenekleri (karmaşık masa üstü oyunları ve video oyunları), ince-ayrıntılı hareket becerileri (küçük parçalı, karmaşık yap-boz oyunları, üç boyutlu model uçaklar, uzaktan kumandalı araçlar, kumaş boyama, ağaç işleme ve akvaryum bakımı) ve stratejik yeteneklere yönelik oyun ve oyuncaklar (sözcük türetme, monopol,tenis,ping-pong ve atari gibi),


12 yaşın üzerinde de soyut düşünme ve akıl yürütmeye yönelik oyun ve oyuncaklar (basit mikroskop ya da teleskop, kimya ya da elektronik setleri gibi) ile bağımsız yaşam becerileri kazanmaya yönelik (yürüyüş, bisiklete binme ve kamplar gibi) oyun ve oyuncaklar önerilmektedir.

Oyun bir eğlencedir, ancak sadece bir eğlence, bir zaman kaybı olmadığı gibi saçmalık da değildir. Oyun ekonomik ve sosyal durumu ne olursa olsun her çocuk için temel bir haktır.

Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Cilt Bakimi Bilim ve Teknoloji Saglik gebelik Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!