|
angel
|
 |
« : Ekim 30, 2007, 08:55:08 ÖS » |
|
Çocuklarına yeterince destek olmayan aileler, intihara davetiye çıkartıyor. Gençlik intiharlarının önüne geçebilmek için, ailelerin uzmanlarla işbirliği yapmaları gerekiyor
Gençlerin strese karşı dayanıksız olduğu, bilinen bir gerçek. Aile içi çatışmalar, depresyon, yalnızlık gibi etkenler, ergenlik dönemini daha da zorlaştırıyor. Sorunların artması, gençlerin savunmasız kalmasına neden oluyor. İçine kapanan ergen, zorluklarla mücadele edebilmek için farklı yollara başvuruyor. İntiharı kurtuluş, uyuşturucuyu da huzur olarak görmeye başladığı için, hayatını mahvedebilecek bir çıkmaza sürükleniyor.
Ebeveynler harekete geçmeli
Dr. Serdar Serdaroğlu, gençleri intihara ve uyuşturucu kullanmaya iten faktörlerin paralellik gösterdiğini belirterek, ebeveynlerin çocuklarının her adımını dikkatle izlemelerini ve bu konularda bilinçli olmaları gerektiğini söylüyor.
İntihar düşüncesi 15 yaşında belirginleşiyor
Gençlerdeki intihar olgusu nasıl gelişmeye başlıyor?
Ergenlik dönemindeki gençler, aşırı stresli oluyor. Hayatı kaldıramayacağını farkettiğinde de, intihar fikrini işlemeye başlıyor. Bu fikir, 15 yaşından itibaren gelişmeye başlıyor. Ergen, intiharı ölüm olarak değil, kurtuluş olarak görüyor. İntihar olaylarının artmasında medyanın büyük rolü var. Televizyonlarda, intihar eden kişilerin görüntülerine yer verilmesi, gencin o kişiyle özdeşim kurmasına neden oluyor. İntihar etmeyi birkaç defa deneyen bir gençle özel olarak ilgilenilmeli. Hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıya kaldığında intiharı, savunma mekanizması olarak kullanmaya başlayacaktır. Bu noktada ailelere ve öğretmenlere büyük sorumluluklar düşüyor. Ergenin, 'İntihar edeceğim' diyerek ailesini tehdit ettiği durumlara da dikkat edilmeli. Yapılan araştırmalar, 'intihar' kelimesini çok sık kullanmaya başlayan kişilerin de intihar etme olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.
Ailenin büyük etkisi var
İntihar eylemiyle, madde kullanımının genetik olabileceği doğru mu?
Ailede, depresyona girip intihar eden bir kişinin olması çok önemli bir kanıt. Bu tarz bir aile yapısına sahip olan gencin, strese karşı ne kadar dayanıklı olduğu mutlaka gözlenmelidir. Genetik olarak kuşaktan kuşağa geçen intihar vakalarıyla sık sık karşılaşıyoruz. Genç bir delikanlı, fare zehiri kullanarak intihar etmişti. Bu olay araştırıldığında, babasının hatta büyük babasının da fare zehiriyle intihar ettiği ortaya çıktı. Ailede alkol ve madde bağımlılığı varsa gencin de uyuşturucu kullanma ve intihar etme olasılığı artıyor. Yapılan araştırmalar, sigaraya erken yaşta başlayan gençlerin, uyuşturucu kullanma olasılığının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Ebeveynlerinin katı tutumlarını cezalandırmak için, intihar eden gençler de var.
Anne-baba imajını zedelemeyin
Ebeveynler nerede hata yapıyor?
Yanlış yaptığında, onu yalnız bırakarak cezalandırmak, yapılabilecek en büyük hata. Çocuk, ailesiyle dertleşemediği için gitgide içine kapanıyor. Zamanla bu durumu kaldıramıyor, en ufak bir olayda kapana kısıldığını düşünüyor. Özellikle terk edilme durumlarında, yoğun bir stres yaşıyor. Ailede ölüm olaylarının çok fazla yaşanması da genci olumsuz etkiliyor. Ebeveynlerin şiddetli kavga etmeleri ve çocuklarını taraf tutmaya zorlamaları çok yanlış. Böylece anne-baba imajı zedelenmeye başlıyor. Boşanma durumlarında, iki taraftan birinin çocuğu aramamaya başlaması, gencin güvenebileceği, destek alabileceği anne ya da baba modelinden birini kaybettiği anlamına geliyor. Bu da gencin yalnız kalmasına ve problemlerini tek başına çözmeye çalışmasına neden oluyor. İşin içinden çıkamadığı durumlarda da genelde kendinden daha sorunlu bir arkadaşıyla dertleşmeye başlıyor. Yetişkinler için stres yaratmayacak bir faktörün, gençler için önemli bir sorun olabileceği gözardı edilmemeli.
Okul, aile ve uzman dayanışması
Tedavide nelere dikkat edilmeli?
Var olan psikiyatrik rahatsızlık, ilaç tedavisi ve psikoterapik yöntemlerle tedavi edilebilir. Ailenin, intihara meyilli bir çocuğa nasıl davranması gerektiği hakkında yol gösteriyoruz.
Bu vakalarda ebeveynlerin panik yapması durumu zorlaştırıyor. Davranışların belli bir dengede seyretmesi, daha olumlu sonuçlar veriyor. Bu bir ekip işi. Okul rehberlik birimleriyle, ailelerin sıkı bir koordinasyon içinde olması gerekiyor. Gencin nasıl davranışlar sergilediği dikkatle gözlemlenmeli. Sonuçlar hekim, okul ve aile üçgeninde değerlendirilmeli.
UYUŞTURUCUYA DİKKAT!
Çocuğunuzu asla başıboş bırakmayın
Psikolog Orhan Gümüşel, ailelerin uyuşturucu madde bağımlılığı konusunda bilinçli olmaları gerektiğini vurguluyor. Gümüşel, çocuğunun uyuşturucu kullanmaya başladığını fark eden ailelerin, nasıl davranmaları gerektiğini şu sözleriyle ifade ediyor: 'Gençlerin stresli ortamlardan hoşlanmadığı bilinen bir gerçek. İşin içinden çıkamadıkları zaman, farklı kaçış yolları geliştiriyorlar. 'Biz çocuğumuza güveniyoruz' düşüncesiyle, genci fazla özgür bırakmak oldukça hatalı. Sık sık gece kulüplerine giden ya da, ev partilerine katılan gençlerin uyuşturucu kullanma olasılıkları daha yüksek. Ebeveynlerin hesap sormaları ya da dedektifçiliğe girişmeleri olumsuz sonuçlar doğurabilir. Sert ve baskıcı da olunmamalı. Çocuğun uyuşturucuya nasıl başladığı, onu uyuşturucuya kimin alıştırdığı öğrenilmeli. Daha sonra da uzman kişilerden yardım alınmalı.'
Uyuşturucu kullandığını nasıl anlarsınız?
Orhan Gümüşel; uyuşturucu madde kullanan gençlerdeki davranış değişikliklerini, 6 maddeyle açıklıyor:
● Gece hayatının hızlanması
● Daha fazla para harcama
● Geç vakitlerde gelen telefonlardan sonra dışarıya çıkma
● Donuk bakışlar
● Yavaş hareket etme
● Ani öfkelenmeler
● Davranış bozuklukları
● İçe dönüklük
● Uyku bozuklukları
Gençler için en kritik sorunlar
Dr. Serdar Serdaroğlu, gençleri intihara sürükleyen ve uyuşturucu kullanmalarına da neden olabilecek faktörleri şu şekilde sıralıyor:
● İnsan ilişkilerindeki çatışma
● Ekonomik problemler
● Okul başarısının düşmesi
● Yalnızlık, depresyon, terk edilme
● Gelecek endişesi
● Katı kurallar
● Manik depresif rahatsızlıklar
● Çocukluk çağında başlayan şizofreni-dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu
● Psikolojik ve fiziksel travmalar
● Ergenlik döneminde başlayan panik ataklar
● Aile içi çatışmalar
● Dışlanma
● Arkadaş çevresi
Arkadaş kurbanı oluyorlar
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları bünyesinde kurulan, Alkol ve Madde Araştırma ve Tedavi Merkezi (AMATEM) Klinik Şefi Doç. Dr. Duran Çakmak, uyuşturucu batağına düşen gençlerin, daha çok arkadaş kurbanı olduklarını ve 2001 yılında 4 bin 441 kişinin tedavi olmak amacıyla merkeze başvurduklarını ifade etti. Çakmak, uyuşturucu madde kullanımı tedavisi aşamalarını şu şekilde sıralıyor: 'Yatarak tedavi edilmeye ihtiyacı olmayan hastalar, Ayakta Tedavi Ünitesi'ne gönderiliyor. Bağımlılık ileri boyuttaysa, hastanın merkeze yatırılması gerekiyor. Yatırılan hasta önce arındırma (defoksifikasyon) aşamasından geçiriliyor. Yedi ile on gün arasındaki bu sürede kişinin maddenin etkisinden kurtulması sağlanıyor. Daha sonra Bağımlılık Tedavi Ünitesi'ne alınan hastalar, 14 - 28 günlük sosyal ve ruhsal tedavi programından geçiriliyor.'
|