Sağlık, Hastalıklar, Doktor, Hemşire, Cilt Bakımı
Aralık 02, 2008, 03:40:55 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dengelenme  (Okunma Sayısı 101 defa)
hemsireler
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 5273


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Åžubat 02, 2008, 02:31:37 ÖS »

Organizmanın kendisini kollamasını, korumasını, varlığım sürdürmesini sağlayan doğal düzenlemeye dengelenme (homeostatis) denir.
"Homeostatis", "aynı durum", "benzer hâl" anlamına gelir. Dengelenme şöyle tanımlanabilir: "Organizmanın durumunun değişmesini, uyumunun bozulmasını engellemeye, önlemeye çalışan bedensel ve ruhsal işlevlerin oluşturduğu bir süreçtir."
Organizmanın süregelen durumunun bozulması bir eksiklik yaratır. Bu eksikliğin duyulması ve giderilmesi bir ihtiyaçtır. Bu durum insanda kaygı ve gerginlik yaratır. Dengenin yeniden kurulabilmesi için ihtiyaçların giderilme¬si, doyuma ulaşılması gereklidir.
Kan şekerinin düzenlenmesi, adrenalin salgısının normale çekilmesi, kalp atışlarının normale dönmesi gibi bazı dengelenme çabalan tamamen orga¬nizmanın otonom faaliyetlerine bağlı olarak gerçekleşir. Açlık-susuzluk, sı-cak-soğuk etkilerden korunma gibi durumlarda eğer organizma dengelenme sağlayamamışsa acıkma, susama, üşüme gibi uyarımlar verir. Bu tür uyarım¬ları alan organizma bilinçli olarak dengenin yeniden kurulması için gerekli çabayı gösterir. Örneğin, açlık sonucu kanın şeker düzeyi düşer. Bu düşüş şe¬ker düzeyini dengede tutmaya çalışan işlevleri harekete geçirir. Böylece ka¬nın şeker düzeyi bir süre değişmeden kalır. İnsanın bilinç alanı dışında ve bil¬gisi olmadan sürdürülen işlevler kanın şeker düzeyinin düşmesini engelleyip önleyemezse organizmada ortaya çıkan bedensel gerilim ve ruhsal kaygı, bi¬linç alanı içine girer. İnsan acıktığını anlar. Bu aşamadan sonra açlığı gider¬mek için gerekli davranış ve eğilimler başlar. İnsan durumuna göre, evde ya ekmek peynirle açlığını gidermeye çalışır ya da buzdolabında duran yemek¬lerden alıp karnını doyurur. Evden çıkıp kebapçıya, lokantaya giderek be¬ğendiği, canının çektiği, istediği yemeği yer.
Hava soğumaya başladığında bilinç dışı çalışan işlevlerle beden sıcaklığı¬nın düşmesi engellenir, önlenir. Soğuk artarsa titreme başlar. Titreyen insan üşüdüğünün bilincine varır. Üşüdüğünü anlar. Daha kalın giyinmek için do¬laptan ceketini, portmantodan paltosunu alıp giyer. Bu örnekler çoğaltılabi¬lir. Görülüyor ki organizma dış ve iç ortamdan gelen uyaranların zarar veren zorlayıcı etkilerinden kendini korumak için sürekli çaba ve çalışma içindedir. Bu çalışma ve çabanın önemli bir bölümü insanın bilinci ve bilgisi dışında ka¬lan işlevlerle sürdürülür. Bu işlevler yetersiz kaldığında bedensel gerilim, ruhsal kaygı, zararlı, zorlayıcı etkenin bilinç alanına girmesini sağlar. Böylece insan zararlı zorlayıcı etkenden haberdar olur. Söz konusu etkene ilişkin bil¬gi edinir. Duruma göre davranış ve eylemde bulunur, tavır alır.
Daha önce de belirttiğimiz gibi organizmanın durumunu, denge ve düze¬nini sürdürmesini, değişken ve dinamik işlevler sağlar. Bu işlevlerin başında birbirinin karşıtı olarak çalışan parasempatik ve sempatik sistemin işlevleri yer alır. Otonom sinir sisteminin bu iki parçası dış ya da iç ortamından gelen haberlere göre organizmanın durumunu, denge ve düzenini kollamaya, ko¬rumaya, sürdürmeye çalışır.
Böylece organizmanın dengesi, düzeni sürdürülür. Dengenin, düzenin bozulması organizmayı zorlar.
Logged

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Saglik Personeli hamilelik sanat hastaliklar Cilt Bakimi Bilim ve Teknoloji Saglik gebelik Saðlýk ve Týp
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!