|
angel
|
 |
« : Kasım 25, 2007, 01:38:47 ÖS » |
|
Güneşlenmek fizyolojik olarak mutluluk hormonu “serotonin” salgılatmaktadır. Güneşlenme veya solaryumla edinilen bronz görünüm de insanların vücut imajına yakıştırdıkları bir hoşluk olarak görülmektedir. Bronz deriyle her ne kadar güneşin zararlarına karşı bir kalkan edinmiş olsak da bronzlaşma güneşin derimize olan hasarıyla gerçekleşmektedir.
Güneş bizi kronolojik yaşımızdan önce yaşlandırmakta; erken ve derin kırışıklıklar, çillenme, lekelenme, kılcal damar çatlamaları; kirli sarı, soluk, kaba bir görünüm oluşturmaktadır. Buna foto-yaşlanma diyoruz.
Ayrıca güneşin yıllar içinde birikici etkisiyle ve geçirilmiş ikinci derece yanık hasarı sonrasında iyi huylu kabartılar ve deri kanseri oluşabilmektedir. Bu kanserlerden en çok korkulan ve kısa sürede hayatı tehdit edici riski olan tür ise Melanom'dur.
Günümüzde solaryum ile bronzlaşma çılgınlığı yaşanmaktadır. Amerika'da öğrencilerde yapılan bir çalışmada, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi solaryum bağımlılığının varlığı saptanmıştır. Solaryum cihazlarıyla UVA ışığı cilde direkt penetre olmakta ve doğal güneş ışığıyla aynı zararlara sebep olmaktadır. Bu solaryum furyasının sonucu erken yaşta hayatı tehdit eden deri kanseri (Melanom) görülebilmektedir.
Bu nedenle güneş ve solaryumdan ciddi bir şekilde kaçınmak, yılda bir kez mutlaka dermatolojik muayeneden geçmek ve güneş hakkında bilgilenmek gerekmektedir.
Güneş ışınlarının özellikleri Yeryüzüne ulaşabilen UVA (derinin derin katmanlarına ulaşır) ve UVB (yüzeysel deri katmanlarını etkiler) ışıkları deri hücrelerinde çeşitli değişimlere sebep olmaktadırlar. Bunun sonucunda ani güneş yanıkları, kaşıntılı döküntüler, foto-yaşlanma (lekelenme, kırışıklık, kabalaşma, damar çatlamaları vs.), iyi huylu kabartılar ve kötü huylu oluşumlar (deri kanseri: bazal hücreli karsinom, skuamoz hücreli karsinom ve melanom) gelişebilmektedir.
Bu yüzden güneşin zararlı etkileri ve riskler göz önüne alınırsa, güneşten korunma bilinci bir davranış biçimi haline getirilmelidir.
Gün içinde 10:00-16:00 saatleri arasında dışarı çıkmamak, gölge altında durmak, açık renkli ışığı yansıtan sıkı örülmüş pamuklu kıyafetler giymek, geniş kasket tarzı şapka ve geniş çerçeveli UV koruyuculu gözlük takmak ve güneşten koruyucu krem kullanmak gerekmektedir.
Güneşsiz Bronzlaşma Bronzlaşma güneşlenmeden de gerçekleşebilmektedir. Self-tanner denilen kimyasal madde (DHA, Eritruloz) içerikli kremler, 2 gün - 1 hafta içinde cilde bronz bir renk kazandırmaktadır. Geçici (3-10 gün) olan bu bronzlaşma yöntemi oldukça güvenilirdir. Böylece UV hasarı olmaksızın bronzlaşmak mümkün olabilmektedir. Bronzluk elde edilmiş olsa da dışarı çıkmadan önce yine mutlaka güneşten koruyucu ürünler kullanılmalıdır.
Güneşsiz Bronzlaştırıcılar, nasıl etki ederler, cilt için zararlı mıdırlar? 1970 yılında Amerika Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen DHA maddesi oldukça güvenilir bir kimyasal bronzlaştırıcıdır. Bu madde derinin en üst katman hücrelerinin aminoasitleriyle tepkimeye girerek 2 gün içinde sarı-kahverengi polimerler oluşturmaktadır. Bu renk, UV ile derinin alt katmanlarındaki pigment olan “melanin” ile tepkimesi sonucu oluşan doğal bronzlaşmaya benzemektedir.
Sonradan geliştirilen Eritruloz maddesinin DHA bileşimine eklenmesiyle daha yavaş (4-6gün) ama daha derin ve uzun kalıcılığı olan bir bronzlaşma elde edilmiştir. Bronzlaşırken deri, nem oranını bu eklenen madde sayesinde %30 oranında koruyabilmiştir. Bu maddeler oldukça güvenilirdir. Alerjik tepkime çok nadirdir.
Sağlıklı ve güzel bir cilt için öneriler
Sağlıklı bir cilt için önce stresten uzak bir yaşam, doğal beslenmek ve düzenli spor yapmak gerekmektedir.
Bol su tüketmek, fast food ve katkılı gıdalardan uzak durmak da önemlidir.
Cildin en büyük düşmanı olan güneşten ciddi anlamda kaçınmak, güneşten korunmak cildi hem yaşlanmaktan, hem de cilt kanserinden önemli ölçüde korumaktadır.
Cildi hasarlandıran bir diğer önemli faktör olan sigara ve alkol kullanımı; kirli sarı görünüm, erken çizgiler, damar çatlamaları ve kırmızılık gibi bulgulara yol açmaktadırlar.
Cildimiz mevsimsel olarak etkilenmekte; güneş, rüzgar ve soğuk cildi yıpratmaktadır. Ayrıca çevre kirliliğiyle ciltte oksijen geçirmeyen bir tabaka oluşmaktadır. Cildimizi düzenli olarak deri tipimize uygun bir temizleyiciyle günlük yıkamak ve ardından yine uygun bir nemlendirici uygulamak gerekmektedir.
|