|
hemsireler
|
 |
« : Åžubat 28, 2008, 04:18:45 ÖS » |
|
Solunum sadece soluk alıp vermek değildir. Bu, vücuda oksi¬jen dağıtımını sağlayan çok iyi ayarlanmış bir usuldür. Bütün hücrelerin yaşayabilmek için oksijene ihtiyaçları vardır. Gev¬şemiş bir insan bir dakikada 10-14. defa soluk ahp verir; böylece 4,5-6 litre havayı içine çeker. Vücudumuzda oksijen depolayamayız. Onun için de fiziki hareket isteyen işlerde hemen daha fazla havaya gerek vardır. Yorucu egzersizlerde her soluk arasında bir saniye durma şartıyla havayı içimize çekerken bize dakikada 90 litre hava gerekir. Soluk almayı "diyafram" adı verilen, göğsü karından ayı¬ran büyük, yassı bir kas kontrol eder. Diyafram, sakin soluk almada büzülürken aşağıya doğru 8 milim kadar iner. Derin soluk alırken de 7,5 santim kadar aşağıya inerek kasılır. Bu hareket göğsün sığasını artırır, aynı zamanda kaburgaların eğik durumdan çıkarak daha yatay durmalarını da sağlar. Hava içeriye dolarak ak ciğerlerdeki boşlukları kaplar. Soluk verirken diyafram gevşer, kann kaslan tarafından yukanya itilir. Kaburgalar da önceki durumlanna dönerler. Havayı burnumuzun delikleriyle, ağzımızla, ya da her iki¬siyle içimize çekeriz. Hava burun deliklerinin girişindeki kıl¬larla çok daha gerideki ince kıllar sayesinde temizlenir. Bu¬rundaki mükoz hücreleri alman havanın daha nemli olmasını, böylece bu havanın göğüs içindeki hassas organlan daha az rahatsız etmesini sağlar. İşte bu yüzden ağızdan değil, burun¬dan soluk almak daha iyidir. Hava burundan "gırtlak" dediği¬miz, 13 santim uzunluğundaki lifli kaslı geçide girer. Yiyecek de aynı geçitten geçer. Sonra havayla yiyecek borulan birbirlerinden ayrılırlar. Hava boynun ön tarafında kalan gırtlağa, oradan da 13 santim uzunluğunda elastiki bir tüp olan nefes borusuna geçer. Göğüs kemiğinin çıkıntı bulunan yerinde solu¬num borusu iki ana bronşa ayrılır. Bu ikisi djeçok daha ince solunum yollanna ayrılırlar. Bu yollar da çok daha ince yollara ayrılırlar. İşte bu incecik solunum yollan akciğerlerin içlerine girer;minik baloncuklarla sonuçlanırlar. Akciğerler hava torbacıklarından meydana gelen, göğüs boşlu-ğunu aşağı-yukarı dolduran, süngerimsi, iri iki yarım konidir. İkisinin bir aradaki ağırlığı 1 kilo 200 gram kadardır. Sağ akciğer, genellikle, soldakinden ağırdır. Bir mimar gözüyle bakacak olursak akciğerlerde tek giriş ve çıkış olduğu için bunların pek de iyi yapılamamış olduklarını düşünebiliriz. Bu yüzden insan tekrar soluk aldığında akciğerlerin içindeki eski soluktan kalan bütün hava boşalamaz. Akciğerlerin altıda birinde eski soluktan kalma gaz bulunur. Onun için de sağlığı düşünerek derin soluk alınması söylenir. Çünkü ancak derin soluk sayesinde akciğerler-deki bayat havayı çıkarmak, yerine oksijen doldurmak kabildir. , İyi soluk alınmazsa bazı moleküller ömür boyunca insanın akci¬ğerlerinde kalabilir.Akciğerlerin baloncuktan içinde alman havanın yayılması kolayca sağlanır. Çünkü bunlardan herbiri çok minik kılcal damarlarla kaplıdır. Kan hücreleri burada karbon diyoksidi verir, solukla ciğerlere giren oksijeni alırlar. Kalbin karıncık¬tan kanın hızla yayılmasını sağlar. Sağ kanncık kanı akciğerlerin kan damarları şebekesine pompalar, sol kanncık ise oksijenü, yani temiz kanı vücudun kan damarlarına verir. Soluk almak bazı tuhaflıklara neden olabilir. Kahkaha atmak aslında derin soluk almaktır. Bunu birbiri ardından sık soluk ver-meler izler. Belki de akciğerlerin böyle temizlenmesi yüzünden gülmenin sağlıklı bir şey olduğuna inanılmıştır. Esneme de uza¬yan bir derin soluk almadır. Böylece vücuda canlandırıcı, bol ok¬sijen girer. İç çekmek de derin soluk almaya yol açar. Hıçkırık¬lar ıspazmoz türü kesik soluk vermelerdir, ses telleri birden sıkış¬tığı için de her hıçkırıkta bir ses çıkar. Hıçkırıkta suç ya diyaf¬ramda, ya da bunu kontrol eden sinirlerdedir.
|