|
angel
|
 |
« : Kasım 26, 2007, 09:32:05 ÖS » |
|
Varislerin lazer ve IPL (intense pulsed light, yoğun atımlı ışık) gibi ışık kaynakları ile tedavisi 1970'lere dek uzanır. Bu cihazların çalışma mantığı, belli dalgaboylarında cilde verilen ışık içindeki enerjinin derideki doğal renk parçacıkları tarafından tutulması ve bu renk parçacıkları etrafında oluşan ısının hedef dokuya zarar vermesi şeklindedir. Derideki doğal renk parçacıklarından melanin kıllarda ve deri hücrelerinde, hemoglobin ise kan damarları içindeki alyuvarlarda bulunur. Belli dalgaboyundaki güçlü bir ışık demeti deriye yollandığında derideki bu pigmentler ışık içerisindeki enerjiyi soğurmakta, melanin içeren hücrelerin hasar görmesi ile istenmeyen kıllar temizlenmekte veya ciltteki renkli lekeler soldurulmakta, hemoglobin içeren alyuvarlar ve bunlarla temas halindeki damar duvarının hasar görmesi ile de varisler ve kılcal damarlar tedavi edilmektedir. Melanin ve hemoglobinin maksimal enerji tutulumları farklı dalgaboylarında gerçekleştiği için istenen etkiye uygun dalgaboyunda ışık üreten cihaz veya filtre seçilmelidir.
Işık enerjisi varis tedavisinde iki farklı teknikle kullanılır; lazer ve IPL. Lazerler istenen tek bir dalga boyunda atımlı (pulsed) veya atımsız formda oldukça yüksek enerji içeren doğrusal ışık demetleri üretirler. Dolayısıyla uygulanmak istenen işleme göre farklı lazerler kullanmak gerekir. Üretilen ışık doğrusal vasıfta olduğundan tek bir noktaya yoğunlaştırılabilir. Varis ve kılcal damar tedavisinde kullanılan lazerler arasında en başarılı sonuçlar diğerlerine göre daha yüksek dalga-boyunda ışık üreten Nd:YAG (1064 nm) ve Diyod (635-980 nm) lazerlerle alınmaktadır, diğer dalga-boyunda ışık üreten lazerler epilasyon, hiperpigmentasyon ve dövme silinmesi, cilt gençleştirilmesi gibi estetik işlemlerde etkindir, varis ve kılcal damar tedavisinde etkinlikleri az ancak yan etkileri yüksektir. Genel olarak lazerlerin etkinlikleri, yan etkileri ve maliyetleri IPL'e göre daha yüksektir. Ciltte yanık, su kabarcığı oluşması, renk koyulaşması veya renk açılması yapabilirler.
IPL ise lazerin aksine tek dalgaboyunda değil, belli dalgaboyu değerleri arasındaki bir spektrumda ışık üretir. Çeşitli filtreler kullanılarak aynı cihaz birden çok farklı işlemde (varis ve kılcal damar tedavisi, epilasyon, renkli leke ve dövmelerin soldurulması) kullanılabilir; bu nedenle merkezler tarafından tercih edilir. Tek bir dalgaboyuna özgül olmayan, lazere oranla daha düşük düzeyde enerji içeren ve doğrusal vasıfta olmadığından ötürü tek bir noktaya değil de belli genişlikte bir alana uygulanabilen ışık üreten IPL'in etkinliği ve yan etkileri de lazere oranla daha düşüktür. Geniş bir alana yayılmış ince kılcal damarların tedavisinde başarılı sonuçlar ortaya koymaktadır. İşlem sonrası cillte renk koyulaşması, su kabarcığı oluşması ve soyulmalara yol açabilir.
Lazer ve IPL uygulamalarının başarısı damarın ciltteki derinliğine, kan akımına ve damar çapına bağlıdır. Her iki yöntem de izole, yüzeyel, ince çaplı kılcal damar varislerin (telenjiektazi) tedavisinde idealdir. Lazer veya IPL tedavisi öncesi besleyici damarlar ve kaçak yapan bağlantı damarlarının tedavi edilmesi gereklidir. İşlem esnasında ağrıyı ortadan kaldırmak amacıyla yüzeyel uyuşturucular veya soğutucu kremler kullanılır. İşlem sonrasında hasta belli bir süre güneşe çıkmamalı veya güneş kremi kullanmalıdır, işlem sahasının güneş ışığına maruz kalması bu bölgelerde renk koyulaşmasına ve leke oluşumuna neden olabilir. Bu neden lazer ve IPL tedavilerinin güneş ışığının yoğun olduğu mevsim ve saatlerde yapılmaması tercih edilir. İşlem sonrası elastik bandaj veya varis çorabı kullanma zorunluluğu yoktur. Hemen her hastada uygulanabilen lazer ve IPL tedavileri için özel bir sağlık şartı aranmamakla beraber işlem sahasında enfeksiyon ve ciddi dahili hastalık (Kanser, kontrolsüz şeker hastalığı, vb.) bulunmaması istenir.
|