|
angel
|
 |
« : Kasım 14, 2007, 01:04:48 ÖS » |
|
BRONZLAŞMA
Uzun süreli bronz kalmak çoğu kişinin arzusudur. Fakat dikkatsiz bir bronzlaşma yarardan çok zarar getirir. Bronzlaşayım derken çiller ve lekelerle dolabilirsiniz. Bunu engellemeden bronz gözükmek için başvurabileceğiniz pek çok reçete var. Bunlardan en doğal olanları: Çay Bakımı: Vücudunuzu ılık çay demi ile silin. Kuruduktan sonra yıkayın. Bunu hergün tekrarlayın. Havuç Bakımı: Havucu olabildiğince küçük rende haline getirin. Yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Yıkayarak temizleyin. Sabah ve akşam tekrarlayın. Bir süre sonra renginiz koyulaşacaktır. Bronz kalmak için en önemli etken cildin nemini kaybetmesini engellemektir. Yüzünüzün nem kaybını önlemek için; ilk önce yumuşak bir temizleyici ile temizleyin. Kurulamadan, ince bir tabaka saf zeytinyağı sürün. 20 dakika sonra kağıt mendille fazlasını alın. Vücudunuza nem kazandırmak için; küvete sıcak su doldurun. 1 lt süt, 1 fincan tuz ve 1 fincan bal koyup erimesini bekleyin. Yarım saat küvette kalıp, vücudunuzu iyice durulayın. Ardından havuç içeren nemlendirici bir kremle nemlendirin. Bir de otobronzlar adı verilen bronzlaştırıcı kremler var. Sabah ya da akşam temiz cilde uygulayınca doğal bir bronzluk sağlayabilirsiniz.
Sıcak bir banyonun ardından peeling kremi ile vücudunuzu nazikçe ovup, durulayın, otobronzları bu işlemlerden sonra temizlenmiş olan cildinize uygulayın. Daha etkili ve uzun süreli olacaktır.
GÜNEŞLENİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Son yıllarda ozon tabakasındaki delik nedeniyle daha zararlı güneş ışınlarının süzülmeden yeryüzüne geçtiği bilinmektedir. Bir yandan bronz bir tene kavuşmak isterken bir yandan da güneşin zararlı ışınlarından cildinizi korumanız gerekiyor. Bronz bir tenle daha hoş ve çekici görünmek isterken eğer sağlıklı bir bronzlaşma sağlanmazsa sonuç kısa vadede çok çirkin soyulmalar, uzun vadede ise deride oluşan çiller, güneş lekeleri, kırışıklıklar ve hatta deri kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Sağlıklı bir bronzluk yakalamak için yalnızca tatilde değil günlük hayatta da güneşin zararlı ışınlarından korunmanın önlemlerinin alınması gerekiyor. Özellikle çocukların, yaşlıların ve açık tenlilerin güneşten korunmaları ve koruyucu önlemler almadan sokağa çıkmamaları gerekiyor. Çünkü çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan güneş yanıkları yaşamın ileri döneminde deri kanserinin gelişme riskini artırıyor. Cildinizin güneşe karşı direncini ve bronzlaşma süresini cildinizin, saçınızın ve gözünüzün rengi belirlemektedir. Güneşin zararlı ışınlarına karşı korunmak için cilt tipinize uygun ürün seçmeniz gerekiyor.
Bronzlaşmada 6 farklı cilt tipi bulunmaktadır:
Tip 1- Kolay yanar, asla bronzlaşmaz. Açık renk gözler, sarı ya da kızıl saçlar, süt beyaz tene sahip olup kolay çillenenler. SPF 50 + olan ürünler kullanmalıdır. Tip 2- Genellikle yanar, çok az bronzlaşır, kolay açılır. Kumral saçlar, ela gözler ve açık tene sahip olup çillenmeye meyillidirler. SPF 50 + olan ürünlerle başlayıp biraz bronzlaşınca SPF 35-25 olan ürünler kullanabilirler. Tip 3- Hafif yanar, genellikle bronzlaşır ve uzun süre kalıcı değildir. Açık kahverengi gözlü, koyu kumral veya kahverengi saçlı, kumral tenli, çok az çillenir. SPF 30 olan ürünlerle başlayıp biraz bronzlaştıktan sonra SPF 15-20 olan ürünler kullanabilirler. Tip 4- Çok nadiren yanar, her zaman iyi bronzlaşır. Kahverengi göz ve saç rengine sahip olup esmer tenli olurlar. Kısa zamanda bronzlaşırlar ancak bronzlaşmaları kalıcı değildir. SPF 20-15 ile başlayıp SPF 15-10 ile devam edebilirler. Tip 5- Çok nadiren yanarlar, çok koyu bronzlaşırlar. Koyu kahve veya siyah gözlü, buğday tenli olurlar. SPF 15 ile başlayıp SPF 10 ile devam edebilirler. Tip 6- Yanmazlar, tenleri ve gözleri siyahtır. Zenciler ve koyu tenli ırklar bu gruba girerler.
Güneş koruyucuları seçerken cilt tipinin yanı sıra cildin kuru veya yağlı oluşuna göre de seçim yapmak gerekmektedir. Örneğin, yüzünde sivilceleri olan bir kişi yüzünde yağlı bir güneş koruyucu kullanırsa sivilcelerde artış görülür. 6 aydan küçük bebekler için titanyum dioxside içeren güneş koruyucular daha az tahriş yaptıkları için tercih edilmelidir. Güneş koruyucular güneşe çıkmadan en az 30 dk önce sürülmeli, su ve terleme ile etkinliğinin azalacağı düşünülerek 4 saat ara ile yenilenmelidir. İyi bir güneş koruyucu kokusuz ve renksiz olmalı, suya ve terlemeye dayanıklı olmalı, tahriş edici ve alerji yapıcı özellikleri olmamalı, UVB ve UVA ya karşı koruyucu olmalı ve antioksidanlar içermelidir.
Koruyucu ürün seçerken dikkat etmeniz gerekenler nelerdir? · Seçiminizi çinko oksit ve titan dioksit içeren ürünlerden yana kullanın. Birleşiminde bu maddeleri içeren ürünler size daha uzun süreli ve kaliteli koruma sağlayacaktır. · Günlük bakımda en az 15 faktörlü SPF kremler kullanın. Bu sayede UVB ışınlarını yaklaşık % 90 oranında engellenmiş olursunuz. Hassas, alerjik ve açık ten rengine sahip iseniz daha yüksek faktörleri tercih edin. · İçeriğinde etkili maddeler bulunduktan sonra pahalı ile ucuz güneş koruyucu arasında büyük fark yoktur. Cebinize uygun olanı seçin ve cildinize bu sihirli kremden bol bol sürün. Unutmayın yetersiz kullanmak veya etki süresi geçtikten sonra yeniden krem sürmemek size gereken yararı gösteremez. · Makyaj yapıyorsanız sıra ile nemlendirici, güneş koruyucu ve fondöteninizi uygulayın. Bazı SPF ürünler nemlendirici özelliği taşıdığı gibi bazı nemlendiriciler de güneş koruma faktörü içerebilir. Birçok zaman hem nemlendirici hem de güneş koruyucu kullanmanız gerekirken zor durumda kaldığınızda her 2 özelliği taşıyan tek ürün de kullanabilirsiniz. · Su, deniz, kar UV ışınlarını şiddetli yansıtırlar. Kayak yaparken veya plajda uzun süre kaldığınızda daha fazla koruyucu kullanın. Sakın gölgede oturduğunuz için koruyucu sürmeyi ihmal etmeyin. · Ürün seçerken üzerine “water proof” veya ”water resistant” yazanları tercih edin. Uzun süre suda kaldığınızda, terlediğinizde, güneş koruyucu etkisini kaybedebilir. "Water proof" yani suda çıkmama özelliği olanlar terleme ve su ile akmazlar ve etkilerini sürdürürler. · Güneş koruyucu kullanmanın yaş sınırı yoktur. Bebek, yaşlı, genç, herkes güneşin risklerinden etkilenir. Bebeklere 6-8 aylıktan itibaren koruyucu uygulanmalıdır. 16 yaşın altındaki çocuklarda deri ince ve hassas olduğundan uzun süre dışarda oynamak ve gezmek ciltlerini tahrip edebilir ve kanser riskini artırabilir.
Plaja gitmeden önce UVA ve UVB ışınlarına karşı koyan bir güneş ürünü seçin. İlk günler için yüksek koruma faktörü kullanın, daha sonraki günlerde ise derinizin yapısına uygun bir koruma faktörüyle devam edin. Açık renk giysiler, kenarlı bir şapka ve güneş gözlüğü, plaja giderken unutmamanız gereken temel giysilerdir.
Saat 11.00’den önce Her zaman gölgede durması gereken 3 yaşından küçükler dışında herkes güneşten faydalanabilir. Aşırıya kaçmamak koşuluyla, ilk günden sonra gittikçe artan süre ile güneşte kalabilirsiniz. Güneş koruma ürününüzü, sık sık ve her deniz banyosundan sonra yeniden kullanınız. Bol bol su içiniz. Saat 11.00-16.00 arası Güneşin tehlikeli saatleri ve herkes gölgede kalmalıdır.Saat 16.00 - 18.00 arası UV’lerin % 80’i bulutlardan geçebilir. Bulutlu bir gün olsa da koruma tedbirinizi alın. Bronzlaşmak derinin korunması anlamına gelmez. Özellikle UVA’lara karşı, güneşlenmenin son günlerine kadar tedbir alın. Her zaman şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye kullanın ve bol suyu ihmal etmeyin.
Saat 18.00’dan sonra Hem kendinizin, hem de çocuklarınızın cildini sık sık kontrol edin. Kızarıklık varsa telaşlanmayın. Güneş sonrası koruma ürünlerini kullanın ve gelecek günlerde uygun giysi ve şemsiye ile gölgede kalın.
GÜNEŞ LEKELERİ Güneşin kendini belirgin olarak hissettirdiği bu günlerde cildi hassas olanların daha fazla dikkatli olması gerekiyor. Özellikle çilleri olanlar, hamileler, doğum kontrol hapı veya başka hormon ilaçları kullananlar, cildinde yara veya tahriş olanlar güneşe çıkarken dikkat etmesi gereken gruplardan bazıları.
Bazı insanlar yazın serinlemek amacıyla yüz ve boyunlarına limon kolonyası, alkollü makyaj temizleyiciler, kolonyalar, parfümler ve after shave’ler sürerler ve güneşin de etkisiyle boyun bölgelerinde kızıl kahverengi lekeler oluşur. Bazen piknik sonrası veya bahçe gibi yeşillik bir alanda dolaştıktan sonra ciltte çizgi halinde lekeler meydana gelebilir. Bunun nedeni bazı bitkilerin özsularının cilde bulaşması ve güneşin etkisiyle yanık ve lekelenme yapmasıdır. Asitli meyveler, meşrubatlar, diş macunları ve sabunlar dudak çevresinde lekelere neden olabilir. Dudakların sık sık yalanıp ıslatılması da leke yapabilir. Dudakları korumak için en az 15 faktörlü bir güneşten koruyuculu, renkli veya renksiz rujlar kullanılmalıdır.
Çiller, açık tenli genellikle kızıl saçlı kişilerde daha çok görülen, çocukluk döneminde ortaya çıkan ve kişinin daha çok yüz, boyun, sırt gibi güneş gören yerlerinde olan küçük kahverengi lekelerdir. Yazın renkleri koyulaşır, kışın açılır. Yaş ilerledikçe azalabilir. Estetik kaygılarla tedavi istemi olur. Renk açıcı kremler ve güneşten korunmak en çok kullanılan yöntemler olsa da bugün laser, peeling, kriyoterapi ile de başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Çillere çok benzeyen lentijinler, 1-3 mm çapındaki koyu kahverengi lekeler olup, çillerin aksine vücudun güneş görmeyen yerlerinde de görülebilir. Daha geç yaşlarda ortaya çıkarlar, kışın renkleri solmaz. Deri dışında dudaklar ve ağız içi gibi mukozalarda da görülebilirler.
Güneş lekeleri aktinik lentigo, solar lentigo, yaşlılık lekesi gibi isimlerle anılırlar. Sayıları yaşla beraber artar. Beyaz ırktan 60 yaş üstü kişilerin çoğunda vardır. Yaştan çok güneş hasarına bağlıdır. Her iki cinste eşit olarak ortaya çıkar. Çapı 1 mm’den birkaç santime kadar olabilen, genellikle kahverengi veya siyaha yakın renkte lekelerdir. Vücudun güneşe açık bölgelerinde özellikle yüzde daha az sıklıkla ön kollarda ve el sırtlarında oluşur. Bunlar güneş hasarı ile oluşmuş lekelerdir. Tanı genellikle güç değildir, ancak ileri yaş grubunda ortaya çıkabilecek kanserleşmeye meyilli lekelerden ayırt etmek güç olduğu dönemde biyopsi ile tanı kesinleştirilir. Tedavide birçok metod kullanılabilir. Öncelikle güneşten korunmaya önem verilmelidir. Renk açıcı kremler yeni oluşmuşlarda etkili olmakla beraber geç olgularda yetersizdir. Kriyoterapi, kimyasal peeling ve laser tedavileri daha çabuk sonuç vermekte, bir hafta veya on gün sürebilen bir kabuklanma döneminden sonra iyileşme görülmektedir
|